<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160</id><updated>2011-08-18T15:17:16.631-07:00</updated><category term='Mübadele'/><category term='terörizm'/><category term='BEKARET'/><category term='MAHKUMLARA SEKS HAKKI'/><category term='ÇOCUK İSTİSMARI'/><title type='text'>Ege Üniversitesi Münazara Topluluğu</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>30</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-1036549132710806526</id><published>2009-12-08T06:08:00.000-08:00</published><updated>2009-12-08T06:09:38.783-08:00</updated><title type='text'>Bazı Temel Kavramlar</title><content type='html'>Münazarada sıklıkla karşımıza çıkabilecek bazı kavramları sizinle paylaşmak istiyorum. Bu konular hakkında elinizden geldiği kadar bilgi sahibi olmaya çalışırsanız, başarınızı oldukça arttırabilirsiniz. Bu konular hakkında Boğaziçi turnuvasından sonra teorik eğitimler de olacak. Ama tamamının yetiştirilmesi tahmin edersiniz ki imkansız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağı da yabancı bir kaynaktan çevirdiğim bazı temel kavramlar var. &lt;br /&gt;İyi okumalar efendim =)))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Felsefi / Politik Teoriler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anarşizm&lt;br /&gt;Kapitalizm vs. Sosyalizm&lt;br /&gt;Devlet tarafından Sansür&lt;br /&gt;Başkaldırı, itaatsizlik&lt;br /&gt;Demokrasi&lt;br /&gt;İdeolojiler ve Pragmatizm&lt;br /&gt;Kanun koyma ve Bireysel Özgürlükler&lt;br /&gt;Marksizm&lt;br /&gt;Özel Mülkiyet - Özel Hayat&lt;br /&gt;Muhafazakarlık ve Yenilikçilik&lt;br /&gt;Sosyal Devlet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Devlet / Anayasa&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan Hakları Beyaannamesi&lt;br /&gt;Siyasette ve Yönetimde Din&lt;br /&gt;Koalisyon Hükümeti vs. Tek Parti İktidarı&lt;br /&gt;Başkanlık - Cumhurbaşkanlığı&lt;br /&gt;Siyasi Partilerin Demokrasi İçindeki Yeri ve Rolü&lt;br /&gt;Bölgesel Yönetim, Eyalet Sistemi&lt;br /&gt;Referandum&lt;br /&gt;Oy hakkı&lt;br /&gt;Ordu ve siyaset&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Politika ve Ekonomi : Ulusal&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onaylanan Davranışlar&lt;br /&gt;Medyanın Politikadaki Yeri&lt;br /&gt;Sağlık Sisteminin Özelleştirilmesi&lt;br /&gt;Eğitim Sisteminin Özelleştirilmesi&lt;br /&gt;Nüfus Kağıdı - Kimlik&lt;br /&gt;Vergi mantığı&lt;br /&gt;Çalışma yasaları&lt;br /&gt;Devletten beklenen hizmet&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Politika ve Ekonomi : Uluslararası&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konvansiyonal Silahların Sınırlandırılması&lt;br /&gt;Çin Korkusu&lt;br /&gt;Birleşmiş Milletler&lt;br /&gt;Demokrasinin Dayatılması&lt;br /&gt;Diktatörlere Suikast&lt;br /&gt;Uluslararası Ticaret&lt;br /&gt;AB' nin Genişlemesi&lt;br /&gt;İslam korkusu&lt;br /&gt;Nüfus Kontrolü&lt;br /&gt;Ambargo sebepleri&lt;br /&gt;Terörizmin meşruluğu ve meşru olmaması&lt;br /&gt;Savaş suçlularının cezalandırılması&lt;br /&gt;ABD korkusu&lt;br /&gt;Avrupa Birleşik Devletleri&lt;br /&gt;Ulusüstü Askeri Güçler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Din ,Moral ve Haklar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvan hakları&lt;br /&gt;Şiddet içeren sporların yasaklanması&lt;br /&gt;Boşanması kolaylaştırmak, zorlaştırmak&lt;br /&gt;Ötenazi&lt;br /&gt;Kürtaj istemek&lt;br /&gt;Feminizm&lt;br /&gt;Eşcinsel Evlilik&lt;br /&gt;Eşcinsellerin evlat edinmesi&lt;br /&gt;Pornografi&lt;br /&gt;Vejeteryanlık&lt;br /&gt;magazin - ünlülerin özel hayatı&lt;br /&gt;Politik dürüstlük&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Eğitim, Kültür ve Spor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin sanata fon ayırmasının sona ermesi&lt;br /&gt;Zorunlu eğitim&lt;br /&gt;Sınavların kaldırılması&lt;br /&gt;Toplum için Sanat&lt;br /&gt;Sanat için Sanat&lt;br /&gt;Özel Okullar&lt;br /&gt;Okul Üniforması&lt;br /&gt;Seks Eğitimi&lt;br /&gt;Üniversite özerkliği - Yök&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Yasa ve Suç&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;para cezası&lt;br /&gt;Sokağa çıkma yasağı&lt;br /&gt;Uyuşturucunun legalleşmesi&lt;br /&gt;Bireysel Silahlanma&lt;br /&gt;Mahkemede Jürilik sistemi&lt;br /&gt;Hapishane ve rehabilitasyon&lt;br /&gt;Alkolün yasaklanması&lt;br /&gt;Fahişeliğin Legalleşmesi&lt;br /&gt;Hadım edilme&lt;br /&gt;Suça sıfır Tolerans&lt;br /&gt;Yargının medyaya yansıması&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;Sağlık, Bilim ve Teknoloji&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alternatif tıp&lt;br /&gt;Doğum Kontrolü&lt;br /&gt;Genetik araştırmalar&lt;br /&gt;İnsan Klonlama&lt;br /&gt;Küresel Isınma için daha fazla önlem&lt;br /&gt;İnternette Sansür&lt;br /&gt;Sigaranın yasaklanması&lt;br /&gt;Uzayın Keşfi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-1036549132710806526?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/1036549132710806526/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2009/12/baz-temel-kavramlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/1036549132710806526'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/1036549132710806526'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2009/12/baz-temel-kavramlar.html' title='Bazı Temel Kavramlar'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-5956103655830951872</id><published>2009-11-12T15:03:00.001-08:00</published><updated>2009-11-12T15:03:39.695-08:00</updated><title type='text'>Obama, Sağlık Reformu</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: 10pt;font-family:Verdana;" &gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;“Sağlık Reformu, sigortalılara güvenlik, istikrar ve denge getirirken sigortasızlara sigortaya sahip olma imkanı tanıyacaktır. Bunun sonucu olarak ailelerimiz, işyerleri ve hükümet üzerine düşen sağlık servis harcamaları azalacaktır. “&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Barack Obama&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Obama, yukarıdaki cümleyle Amerikan halkını reform hakkında bilgilendirmiştir.&lt;br /&gt;Aylardır süren konuşmaların, bildirgelerin, ropörtaj ve mitinglerin sonunda hala birçok Amerika’lı Sağlık Reformunu tam olarak sindirebilmiş değildir. En güzel deyimiyle “kafaları karışmış” durumdadır. Adı geçen reform tam 1017 sayfadır. Sokaktaki insanın anlamasına neredeyse imkan olmayan, bürokrat İngilizcesiyle yazılmış bu belge aslında şifresinin çözülmesini bekleyen bir doküman özelliğindedir. İşte bu yüzden, reform küçük parçalara ayrılarak her fırsatta halka, halk dilinde anlatılmaya çalışılmaktadır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Obama Sağlık Reformu nedir?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Demokrat Amerikan vatandaşların gözünde Obama’nın planı şunları vaad etmektedir: &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Halkın her kesiminden insanın temel tıbbi müdahaleden yararlanacağı sözü verilmektedir. Halihazırda sağlık sigortasına sahip olmayan vatandaş, temel tıbbi tedaviye ulaşmak istediğinde yaşadığı bölgenin yerel imkanlarının elverdiği ölçüde tedavi edilebilmektedir. Bu da çoğunlukla tedavi icin beklemeyi gerektiren ve yetersiz uygulamalardır. Planlanan reformun gereksiz beklemeleri ve tedavide öne çıkan haksızlıkları gidereceği tasarlanmaktadır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir sağlık sigortası planına girmeden önce sağlık sorunu olanlarla olmayanlar arasındaki ayrımcılığı sonlayacaktır. Zira sağlığı bozuk olan ve sigorta almak isteyen vatandaş ya sigorta bulamayarak ya da çok yüksek primle satınalmaya zorlanmak suretiyle madur kalmaktadır. Bu olumsuzluğun ortadan kaldırılacağı güvencesi verilmektedir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yaş ve cinsiyete bağlı olarak getirilen ödemelerde haksızlık bitecektir. Doğal olarak ilerlemiş yaşta sağlık sigortası almak, yaşa bağlı sağlık sorunlarının artması nedeniyle, masraflıdır. Aynı şekilde bazı hastalıkların kadınlarda veya erkeklerde seyrinin fazlalığı nedeniyle sigorta bulmaları ve satınalmaları zorlaşmaktadır. Bu durumun önleneceği güvencesi verilmektedir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sağlık sigorta şirketlerinin neredeyse keyfi olarak sonlandırdıkları planlardan dolayı magdur duruma düşmeler engellenecektir. Ortaya çıkan sağlık durumu ve masraflarını gözönünde bulunduran bazı şirketler canları istediğinde abonesini çıkarabilmektedir. Bu haksızlık sona erecektir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hastalık söz konusu olduğunda ve doktora başvurulduğunda cepten ödeme olmayacaktır. Halihazırda sigortalar hastalıkların tanı ve tedavisi sonunda belli bir miktarı öderken hasta da üzerine düşen miktarı ödemektedir. Oysa çıkması öngörülen reformla bu ödemelere son verilecektir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mamoğrafi, grip aşısı, diabet testleri gibi önleyici nitelikte taramalara ve işlemlere extra ödemeler söz konusu olmayacaktır. Halen bu tür servisler için vatandaş masrafları kendisi karşılamaktadır. Reformun bu durumu ortadan kaldıracağına teminat verilmektedir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yaşlılara özel sağlık sigortası olan Medicare devam edecektir. Medicare, devletin 65 yaş üzeri vatandaşlarına sunduğu bedava sağlık hizmetlerine verilen addır ve reform çıktıktan sonra da devamı öngörülmektedir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Reçeteli ilaç alırken önce cepten ödeme haftalar sonra geri ödeme gibi mali olarak hırpalayıcı uygulamaya son verecektir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu plana göre sağlık sigortası piyasasına yeni bir nefes gelecek; sigortasız şahıslar ve küçük işletmeler sigorta satınalırken, birçok seçenek ve maliyeti gözden geçirip seçme imkanına sahip olacaktir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Vergilendirmede yapılacak değişiklik sayesinde şahısların sağlık sigortası alması kolaylaşacaktır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Küçük işletmelerin çalışanlarına alacağı sağlık sigorta maliyetleri azalacaktır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Halk sigortası seçeneği gelecektir ki bu sayede sigortasızlar da sağlık hizmetlerinden yararlanabilecektir. Amerika’da yaşayan herkes aynı sağlık sistemine tabi olacağından haksızlıklar önlenecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maddi açıdan zorluk çekenlere acil sağlık hizmetleri sunulacaktır. Halen özel doktora gidip muayene olmadan önce sorulan ilk soru hangi sigortaya sahip olunduğudur. Oysa uygulamaya sokulmak istenen sağlık planı sayesinde yoksul vatandaş da ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetlerine ulaşacaktır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bütçe açığına hiç bir yük getirmeyecektir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hastanelerin, doktorların ve diğer sağlık kuruluşlarının verdikleri servis karşılığında oluşacak maliyetlerin asgariye çekilebilmesi için onlarca yeni plan uygulamasına geçilecektir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sahtekarlığı önlemek üzere sınırlı-sorumlu mahiyette doctor ve tıbbi uzman komisyonları oluşturulacaktır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Büyük müesseselerin ve varlıklı şahısların kendi sağlık sigortalarını almalarını öngören yapı sayesinde herkes reformun maliyetini paylaşacaktır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tıbbi yanlışlık sonucu madur duruma düşen sağlık personelini kayıran reformlar getirilecektir ki doktorların gözönünde bulunduracakları ilk ve tek şey hastaları olsun. Halihazırda doktorlar ve sağlık görevlileri yanlış bir tanı koymamak veya yanlış bir tedavi seçmemek için azami çaba gösterirken kimi zaman, asıl, hastanın iyileştirilmesi için hizmet verdiklerini unutup mesleki çıkarlarını ön plana çıkarabilmetedirler. Reformun bu tür çarpıklıkları önleyeceği sözü verilmektedir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bütün bunlara karşı Cumhuriyetçiler ne düşünmekte ve neden reforma karşı çıkmaktadırlar?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Cumhuriyetçilerin gözünde hala deşifre olmayı bekleyen bu planda en çok göze çarpan ve belki de başkana “Sen bir yalancısın” diye bağırmaya yönelten maddelerden bazıları ve en önemlileri şu şekilde sıralanabilir:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu plan yürürlüğe girdiği anda sağlık sigortasına sahip vatandaşlar ya benzeri plana geçmeye ya da mümkün değilse devletin göstereceği seçeneği seçmeye zorlanacaklardır. Bu durumda maddi durumu iyi olan ve yüksek primi ödeyip istedikleri doktor ve tedaviyi seçebilen varlıklılar, diğerleriyle bir tutulacaktır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Devlete ait bir komite kimin ne tür muayene ve bakım göreceğine karar verecektir. Bu karara karşı çıkmak söz konusu değildir. Herkesin eşit olacağı bir ortamda parası olanın daha iyi servise sahip olma şansı ortadan kalkacaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Amerikan vatandaşı olmayan herkes, legal veya illegal, bedava sağlık servislerinden yararlanacaktır. Amerikan vatandasının ödediği vergiyle ABD’de yaşayan kimileri haspelkader ikamet bulmuş şahıslar dahi vaadedilen sigortadan yararlanacaktır ki bu adaletsizlik olarak görülmektedir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her vatandaşın ulusal sağlık kartı olacaktır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Federal hükümetin vatandaşa ait banka hesaplarına ulaşma hakkı olacaktır. Kapitalist sisteme taban tabana zıt böyle bir düşüncenin uygulamasını Cumhuriyetçiler düşünmek bile istememektedirler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Vergi veren herkes emeklilerin sağlık harcamalarına katkıda bulunacaktıır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bütün özel sigortalar devlet kontrolundaki Exchange programına katılmak zorunda kalacaktır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bütün sağlık servislerinde yabancı dil kullanma ve tercüme işlemleri güncel uygulama haline gelecektir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hiç bir sağlık sigorta şirketi fiyatlandırmalardaki değişiklik konusunda hükümeti dava edemeyecektir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Doktor maaşlarını hükümet belirleyecektir. Diğer maddelerde olduğu gibi kapitalizmle çelişen bu düşünceye doktorlar tamamiyle serin bakmaktadırlar. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aslen Obama’nın reform planında örnek olarak alınan uygulama Medicare’dir. Medicare ise batmakta olan, iflasın eşiğine gelmiş bir kurumdur. İşte Cumhuriyetçilerin kafasını karıştıran nokta da budur; bitmeye yüz tutmuş bir kurum örneğinden yola çıkılması! &lt;br /&gt;Cumhuriyetçi anlayışta olan doktorlar ve sağlık görevlilerinin genel görüşü hastaların halihazırda sağlık hizmetlerine doğrudan ulaşabildikleri yönündedir. Tedavilerinin gelişmiş yöntemlerle verildiğini ve bu yüzden de yaşam süresinin uzadığını savunmaktadırlar. Ancak bu ileri sağlık uygulamalarının ve tedavilerin tam olarak kimlere ulaşabildiği konusunda pek fazla yorum yapmamaktadırlar. Doğal olarak sağlık sigoratasına sahip olmayan vatandaşın “en iyi ve pahalı” tedaviden yararlandığını savunmak at gözlüğüyle sadece ileriye bakmak gibidir. Cumhuriyeteci görüşü benimseyen sağlık görevlileri reformdan yana olduklarını ancak bu reformun sistemin orasını burasını yamarken milli servette delikler açmasından korkturklarını belirtmektedirler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Cumhuriyetçiler aslında bu metnin en başında sözü edilen “iyi ve temel tıbbi tedavi” olgusunun tam olarak ne anlama geldiğinin açıkça belirtilmesi gerektiğini savunuyorlar. Bin küsür sayfalık reform belgesinde çok fazla bilgi bulunduğunu ancak açıklıktan uzak olduğunu dile getirmektedirler. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Buna güzel bir örnek olarak: Karaciğer yetmezliği olan bir hastayı ele alalım. Hasta karaciğer naklinin sağlık sigortası tarafından karşılanacağını beklerken aslında bu hastaya diyaliz cihazı da öngörülebilir. Bu durumda karar kime ve neye göre verilecektir? Eğer dializ cihazı söz konusu olursa uzun vadede sisteme yük olabileceği, buna karşılık karaciğer nakli pahalı olsa da aslında sisteme dializden daha az yük getireceği tartışmaları sürmektedir. Böyle durumlarda sağlık harcamalarının hangisinin karlı olacağına ait açıklık sözkonusu değildir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ayrıca Cumhuriyetçiler, pratisyen hekimliği cesaretlendiren reform öngörülerinin uzman hekimliği zaman içerisinde yıpratacağına inanmaktadır ki uzman hekimlik ABD sağlık sisteminin gözbebeğidir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu görüşteki ABD doktorları sağlık sisteminden elde edilen gelirin ABD ekonomisinin can damarı olduğunu ve bu damarın tıkanması durumunda ekonominin daha da kötüye gideceği görüşünde birleşmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Obama’nın 9 Eylül’de kongreye yaptığı konuşmadan sonra reforma destek %72’den %80’e çıktı. Değişikliğe neden olan oylar tamammen partizandı ve Demokrat senatörlerden geliyordu. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu plana karşı çıkan Cumhuriyetçiler mitingler yaparken, Liberaller de karşı miting yaparak onaylanması için uğraşıyorlar. Amerika Birleşik Devletlerinde sağlık sigortasına sahip olmayanların sayısı yaklaşık 46 milyondur. Demokrat ABD vatandaşları bu durumun domino taşları etkisi yaratarak aileleri, işyerlerini ve federal hükümeti iflasın eşiğine getirdiğini savunmaktadırlar. Oysa Cumhuriyetçilerin yaptıkları araştırmaya göre bu sayı, illegal göçmenleri ve sağlık sigortası satınalmak istemeyenleri çıkarınca, sadece 10 milyon civarındadır. Hükümetin zorlamasıyla sağlık sigortası edinilmesinin anlamsızlığını savunan Cumhuriyetçiler, tedaviye ihtiyacı olanın tedavi edildiğini masraflarınsa şimdiye kadar karşılandığı gibi karşılanacağını ve reforma gerek olmadığını savunmaktadırlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dipnot:&lt;/strong&gt; Yazılanlar, yazar tarafından medyadan dinlenmiş, okunmuş ve sentezlenmiş çıkarımlarıdir. Tamamen kişiseldir ve yazara aittir.&lt;br /&gt;1. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kaynakca&lt;/strong&gt;:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://frwebgate.access.gpo.gov/cgi-bin/getdoc.cgi?dbname=111_cong_bills&amp;amp;docid=f:h3200ih.pdf"&gt;http://frwebgate.access.gpo.gov/cgi-bin/getdoc.cgi?dbname=111_cong_bills&amp;amp;docid=f:h3200ih.pdf&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.medhealthinsurance.com/blog/2009-healthcare-reform/"&gt;http://www.medhealthinsurance.com/blog/2009-healthcare-reform/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.nytimes.com/2009/09/10/us/politics/10obama.text.html"&gt;http://www.nytimes.com/2009/09/10/us/politics/10obama.text.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.huffingtonpost.com/2009/09/09/obama-health-care-speech_n_281265.html"&gt;http://www.huffingtonpost.com/2009/09/09/obama-health-care-speech_n_281265.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tpmcafe.talkingpointsmemo.com/2009/08/25/three_myths_about_healthcare_reform/"&gt;http://tpmcafe.talkingpointsmemo.com/2009/08/25/three_myths_about_healthcare_reform/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://blog.beliefnet.com/news/2009/09/for-values-voters-health-care.php"&gt;http://blog.beliefnet.com/news/2009/09/for-values-voters-health-care.php&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;EK: 1 EKİM YÜRÜYÜŞÜ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokratlar Obama sağlık reformunu “Amerikan çoğunluğu sağlık reformunu istemektedir” şeklinde çerçevelendirmektedirler. Aynı zamanda doktorların ve sağlık çalışanlarının da bu reformu desteklediklerini iddia etmektedirler. Oysa medyada yayımlanan haberlere göre birçok doktorun hükümet tekeli altında bir sağlık sistemine karşı olduğu görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokratların bu reformu desteklemek için aleni yalan söylediklerini, yeni sistemin doktorla hasta arasına girmekten başka bir işe yaramayacağını savunan “Million Med March” adlı taban örgütlenmesine bağlı doktor ve sağlık görevlisi 1 Ekim’de Washington, DC John Marshall Park’ta bir yürüyüş düzenleyecektir. Konuşmacıların da katılacağı bu mitingde adı duyulmuş doktorlar ve politikacıların konuşması bekleniyor. Yürüyüşü düzenleyen doktorların belirttiklerine göre amaç doktorların onurlarını, kıymet ve payelerini pekiştirmektir. Bu yürüyüşle doktorlar sağlık sisteminin politikaya alet edilmesinden duydukları endişeyi dile getireceklerdir. Yürüyüşün sonunda doktorlar meclise giderek senatörleriyle görüşüp isteklerini yüz yüze dile getirecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktorlar verdikleri servis karşılığında şahısların sigortalarından belli bir oranda para almaktadırlar. Üzerinde çalışılan sağlık reformu Medicare tarzı bir sistemi öngörmektedir. Bu sistemde doktorlar beklenen geri ödemenin aşağısında çok cüzi miktarlar alabilmektedirler; örneğin 1 dolara karşılık sadece birkaç sent (kuruş). Bunun da ötesinde alacakları kuruşları yıllarca beklemek durumunda kalmaktadırlar. Doktorlar hastaların hak ettiği sağlık servislerini verebilmek ve karşılığını olması gereken değerde alabilmenin peşinde olduklarının dile getirmektedirler. Oysa Medicare tarzı bir uygulamayla geri ödemeleri hem az hem de tahammül sınırlarını zorlayan bekleyişlerin sonunda geri alabilmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adaletli geri ödemenin çok önemli olduğunu savunan sağlık görevlileri, asıl amacın para değil toksikleşen tıp ortamına çekidüzen verilmesi olduğunu söylemektedirler. Az para geri dönümünün hastaları alelacele görmeye zorlayacağını bunun da kaliteden feragat etmek olduğu düşüncesinde birleşen doktorlar, hasta sayısının da gün geçtikçe arttığını ve sistemde denge unsurunun göz önünde bulundurması gerektiğini savunmaktadırlar. Talep edilen geri ödemelerin adil olmasını, hastalarla gerektiği kadar zaman harcanması ve artarak büyüyen hasta sayısının da göz önüne alınarak doktorların haklarının adalet çerçevesinde gözetilmesini istemektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastaların Meksika ve Kanada’da olduğu gibi uygun fiyatlarla markalı ilaçlara ulaşabilmelerinin yanı sıra yanlış tedavilerde korunma yasası talep etmektedirler. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yürüyüş destekçisi doktorlar, Obama Reform destekçisi Amerikan Tabipler Birliğinin (AMA) Amerikan doktorlarını temsil etmediğini dile getirmektedirler. Bu organizasyonun kendisi için kazanç elde etme çabasında olduğunu, reformu desteklemekle hastaların ve tıbbın kaybetmesine apaçık göz yumduğunu iddia etmektedirler. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Vergi ödeyen halkın bu reformu desteklemeye gücünün yetmeyeceğini halka telkin ederek yürüyüşçülerin sayısını mümkün mertebe arttırmayı hedeflemektedirler. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.millionmedmarch.com/"&gt;http://www.millionmedmarch.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://allnurses.com/nursing-news/physicians-talking-about-425892.html"&gt;http://allnurses.com/nursing-news/physicians-talking-about-425892.html&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Fatoş Şimşek&lt;/strong&gt; - Halk Sağlığı&lt;br /&gt;Raleigh, North Carolina – ABD&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-5956103655830951872?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/5956103655830951872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2009/11/obama-saglk-reformu.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/5956103655830951872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/5956103655830951872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2009/11/obama-saglk-reformu.html' title='Obama, Sağlık Reformu'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-4219428637970301281</id><published>2009-11-10T15:45:00.000-08:00</published><updated>2010-01-10T07:00:04.642-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='terörizm'/><title type='text'>Terörizmi Tanımlamak</title><content type='html'>21. yüzyıl, bir “Terörizm Çağı” olarak damgalanmış durumda. 11 Eylül saldırıları, ABD’nin, hatta küresel jeopolitik düzenin tarihinde çarpıcı bir dönüm noktası oldu. ABD birincil önceliğinin “terörizmle savaş” olduğunu ilan etti; iç ve dış politikası da bu doğrultuda değişti. Bush, 11 Eylül saldırılarından kısa bir süre sonra halka seslenirken, “terör”, “terörizm”, “terörist” kelimelerini, bunlarla ne kastettiğini açıklamaksızın, tam 32 kez kullandı. Bu muğlak ve şekilsiz “terörizm” adına savaşlar yürütülüyor; jeopolitik dinamikler değişiyor; uluslararası hukuku ve kurumları hiçe sayan ABD, bütün saldırganlığıyla, mutat emperyalist rolünü oynuyor; devlet “güvenlik” adına özgürlükleri feda ediyor. Günümüzde en sık telaffuz edilen kelimelerden biri olan “terörizm”, aynı zamanda en sık kötüye kullanılan kelime: Yolcularla dolu uçakları binalara çarptırmaktan, sınaî hayvan çiftliklerindeki domuzları ya da tavukları kurtarmaya kadar pek çok eylem, bu kelimeyle tanımlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle, terörizm söyleminin siyasi semantiğini eleştirel bir yaklaşımla değerlendirmek, çağımızın en acil işlerinden biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ANLAM KAOSU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kelimeyi herkes kullanıyor, peki ne anlama geldiğini bilen var mı? Terörizm nedir tam olarak? Nedenleri nedir? Failleri kimlerdir? İnsanı terörist yapan, niyeti mi, ideolojisi mi, taktiği mi yoksa hedef aldığı şey midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiddet, hangi koşullar altında, terörizm diye tanımlanmasına engel olacak bir meşruiyet taşır? Terörizmi saldırıdan, cinayetten ya da şiddete dayanan ve “suç” teşkil eden diğer eylemlerden ayıran nedir? Ahlaken kınanması gereken teröristleri, eylemleri meşru olduğu düşünülen gerillalardan, direnişçilerden, karşı-teröristlerden ya da özgürlük savaşçılarından nasıl ayırabiliriz? Terörizmin “masum” kurbanı olmak ne demektir? “Masum” kim, “suçlu” kim? Askerî hedeflere yönelik bir terörizm olabilir mi, yoksa terörizm yalnızca “sivilleri” ve “savaş halinde olmayanları” mı hedef alır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terörizm, bombalı saldırı gibi beklenmedik, tek hamlelik ve doğrudan bir eylem midir, yoksa etkileri yavaş yavaş ve dolaylı olarak açığa çıkan, yine de yıkıcı sonuçlar doğuran iktisadi ya da siyasi politikaları da kapsar mı? (Örneğin bir hükümetin, milyonlarca yurttaşını yoksulluğa, açlığa, evsizliğe sürükleyen kararları, ya da Dünya Bankası’nın, azgelişmiş ülkelerde adalet mücadelelerini bastırıp kemer sıkma politikalarını dayatmaya yönelik eylemleri terörizm sayılabilir mi?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; hayvanların dünyasını hedef alan bir “insan terörizminden” söz edilebilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; DİLİN KÖTÜYE KULLANILMASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;11 Eylül’den beri ABD’de terörizm kelimesi gerek devlet gerekse de sanayi çevrelerince öyle keyfî bir biçimde kullanılıyor ki, kâr hırsıyla belirlenen gündemlerine karşı çıkan herkes “terörist” (ya da hayvanları veya doğal kaynakları sömürenlerin çıkarları söz konusuysa “eko-terörist”). Bush yönetimi altında, protestocular, göstericiler, hükümeti eleştirenler anayasal haklarından mahrum bırakılıyor, gözaltına alınıyor, taciz ediliyor, dövülüyor, hapse atılıyor, hain ve terörist damgasını yiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Terimin siyasî açıdan taşıdığı görelilik, şu basit deyişte özetleniyor: “Kimine göre terörist, kimine göre özgürlük savaşçısı.” İsrail ile ABD’nin gözünde terörist olan Filistinli örgütler, Filistinlilerin gözünde ülkelerinin işgaline direnen özgürlük savaşçılarıdır. Keşmir’in bağımsızlığı için çalışan gruplar Hint devletinin gözünde teröristtir, ama Pakistanlıların çoğunluğunun gözünde bağımsızlık savaşçılarıdır. Reagan yönetiminin özgürlük savaşçıları olarak göklere çıkardığı kontra-gerillalara, onların şiddetine maruz kalan Nikaragua halkı -daha isabetli bir şekilde- terörist gözüyle bakıyordu. ABD 1980’lerde Bin Ladin’i özgürlük savaşçısı diye göklere çıkarırken, aynı dönemde pek çok hükümet yetkilisi Nelson Mandela’dan terörist diye söz ediyordu. ABD’nin şirket-devlet kompleksi, ALF (Hayvan Kurtuluş Cephesi) üyelerini terörist diye damgalarken, pek çok hayvan hakları aktivisti onları özgürlük savaşçısı olarak savunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Şurası açık ki terörizm sadece bir kelime değil, bir silah. Terörist kelimesinin kullanımındaki saiklere işaret eden Tomis Kapitan şöyle diyor: “Terörist kelimesi, atfedildiği kişileri ya da grupları gayri insanîleştirir, iletişim kurulması imkânsız insanlar olarak gösterir. Onları bu eyleme sürüklemiş olabilecek politikaların göz ardı edilmesine neden olur. Bu kişi ya da gruplara karşı şiddet kullanılmasının önünü açar ve insanların korkularını istismar ettiği için, devlete tam bir hareket serbestisiyle davranma ve yöntemlerine yönelik itirazları geçiştirme olanağı sağlar.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;TERÖRİZM TANIMINDAN DIŞLANANLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 1. Devlet Terörizmi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Terörizm konusundaki yaygın tanımlar, iki temel şiddet biçimini dışarıda bırakır: devlet terörizmi ve tür terörizmi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Resmî tanımlara göre terörizm bir devleti hedef alabilir, ama bir devlet tarafından yürütülemez. ABD’nin terör tanımları toplumsal adalet hareketlerini kapsar, ama ABD’nin kuklası olan devlet yetkililerin saçtığı dehşetten söz etmez: Nikaragua’da Somoza’nın, Şili’de Pinochet’nin, bütün o diktatörlerin ya da sağcı ölüm tugaylarının… ABD’nin Vietnam halkına karşı yürüttüğü kimyasal savaşta verilen kayıplar, Saddam Hüseyin’in (ABD’den aldığı kimyasallara ve silahlara dayanan) terör sicilini kat kat aşar. ABD, sadece Vietnam’da yürüttüğü emperyalist savaşta 4 milyon insanın canını almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD’nin resmî terörizm tanımı her zaman Maniheizm’in İyi-Kötü ikiliğine dayanır. Bu strateji, çifte standart uygulamayı sağlar: İyilik güçleri kendi uyguladıkları şiddeti ve hukuk ihlallerini göz ardı edip hafife alırken, Kötü’lerin benzer ya da çok daha düşük seviyedeki ihlallerini gözü dönmüş bir şekilde lanetleyebilirler. Fakat Noam Chomsky’nin de gözlemlediği gibi, ABD, terörizme dair her türlü makul tanımın en önde gelen örneğidir. ABD anayasasında ve ordu kitapçıklarında terörizm şöyle tanımlanır: “Sivilleri hedef alarak ve siyasî, dinî ya da başka amaçlara hizmet etmek üzere, insanları sindirmek, korkutmak, sıklıkla da öldürmek için şiddeti hesaplı bir şekilde kullanmak.” Ne var ki, bu resmî tanımda şöyle bir sorun var: “ABD’nin resmî politikasının tanımıyla hemen hemen örtüşüyor”, her ne kadar bu resmî politika “düşük yoğunluklu çatışma” olarak adlandırılsa da. Chomsky’ye göre resmî terörizm tanımı çerçevesinde ABD “önde gelen bir terörist devlet, çünkü söz konusu uygulamalara sürekli başvuruyor.”  Aynı şekilde, FBI’ın şiddet tanımına bağlı kalacak olursak, görürüz ki ABD, “bir devleti, sivil bir halkı ya da halkın bir kesimini sindirmek ya da baskı uygulamak amacıyla” pek çok ülkede sistemli ve hesaplı bir politika olarak planlı “güce ya da şiddete”, “yasadışı” bir şekilde başvurmuştur. Philip Cryan’a göre ABD “terörizm eylemlerinden ve teröristlere yataklık etmekten doğrudan sorumludur, ABD’nin yol açtığı insanî kayıplar ve yarattığı korku duygusu tahayyül sınırlarını aşmaktadır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD’nin, seçimle başa gelen Salvador Allende’yi devirme operasyonunda binlerce sivil hayatını yitirdi, binlercesi işkence gördü. Darbenin mimarlarından, terörist Henry Kissinger’a 1973’te Nobel Barış Ödülü verildi; medya onu hâlâ sözüne güvenilir bir siyaset uzmanı ve barış elçisi olarak göstermeye devam ediyor. ABD’nin Nikaragua’da kotragerillara verdiği destek, 1980’lerin başında katliamlara yol açtı; El Salvador’un faşist hükümetine verdiği destekse 70 bin sivilin ölümüyle sonuçlandı. ABD dünya çapında teröristlere yardım ve yataklık ediyor ve haydut devletleri destekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Tür Terörizmi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün terörizm tanımları, en “ilerici” insan hakları savunucularının yaptığı tanımlar bile, yeryüzündeki en kapsamlı şiddet biçimlerinden birini dışarıda bırakır: İnsan türünün insan olmayan türler üzerinde uyguladığı şiddeti. Türcülük, insan zihnine öyle derinden nüfuz etmiştir ki, insanların hayvanlara uyguladığı vahşet görülmez. İnsandışı hayvanları şiddetin kurbanları, insan hayvanları da gezegenin teröristleri olarak düşünmeyi önerenlere istihzayla yaklaşılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terörizm, ideolojik, siyasî ya da ekonomik saiklerle masum kişilere kasıtlı biçimde şiddet uygulamak demekse, insanların, bir hayatın öznesi olan insandışı hayvanlara karşı yürüttüğü savaş da terörizmdir. Kürk çiftlikleri, sınaî çiftikler, hayvan deneyleri vs. terörist endüstrilerdir; bu endüstrileri destekleyen devletler de terörist devletlerdir. Gerçek kitle imha silahları, hayvanların bedenleri üzerinde deney yapmak, onları öldürmek, yaralamak ya da tüketmek için kullanılan gazlar, tüfekler, bayıltıcı silahlar, çatallar ve bıçaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar tarafından öldürülen hayvanların sayısı dehşet vericidir. Her yıl, yalnızca ABD’de 10 milyardan fazla çiftlik hayvanı gıda için, 17–70 milyon hayvan deneyler ve ürün testleri için, 100 milyondan fazla hayvan avcılıkta, 7–8 milyon hayvan kürkü için öldürülmektedir. Bu sayılara, çiftlik hayvanlarını korumak adına, “eğlence” endüstrisi adına ya da başka adlar altında öldürülen hayvanlar dahil değildir. Hayvanlar için her saniye bir 11 Eylül saldırısıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FBI’ın tanımına göre mala verilen zarar terörizm, ama insandışı canlılara yönelik şiddet terörizm değil. Yani ALF, FBI’ın gözünde terörist bir grup, ama her yıl milyarlarca hayvanı katleden endüstriler terörist değil. Şirket-devlet ittifakı, ALF ve ELF gibi grupların mala yönelik sabotajlarını “eko-terörizm” olarak tanımlıyor, böylece sabotajla terörizmi aynı kefeye koyarak bu tür gruplara verilecek cezaların artırılmasını sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TERÖRİZM NEDİR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz, terörizm tanımımıza, insanlarda “korku” duygusu yaratma gibi psikolojik boyut içeren eylemleri dahil etmiyoruz, zira bu “korku yaratma” boyutu aktivist grupların baskı görmesine neden olan geniş yorumlara götürüyor. Biz bütün canlı türlerine yönelik fiziksel şiddet üzerine odaklanıyoruz. Kelimenin kökü “terör” olduğuna göre, teröristlerin de şüphesiz korku uyandırmak gibi bir niyetleri vardır, ama asıl niyetleri hedeflerine fiziksel zarar vermek ya da onları öldürmektir. Ayrıca, çeşitli endüstrileri hedef alarak mala verilen zararları terörist eylem olarak kabul etmiyoruz, çünkü: (1) bu eylemler ilke olarak savunulabilir, (2) bu tür yasadışı eylemlerin halihazırda sabotaj, vandalizm, kundaklama gibi adları vardır ve bunlara denk düşen cezalar mevcuttur, bunların terörizm sınıfına sokulması için hiçbir neden yoktur, (3) asıl terörizm, şirketlerin ve devletlerin insanlara, hayvanlara ve yeryüzüne karşı işlediği suçlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz terörizmi şöyle tanımlıyoruz: “Terörizm, bir bireyin, örgütün, şirketin ya da devletin, insan olsun insandışı hayvan olsun masum kişiler üzerinde kasıtlı olarak fiziksel şiddet uygulayarak dinî, ideolojik, siyasî ya da iktisadî amaçlarına ulaşmaya çalışmasıdır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terörizm kelimesinin tanımı üzerinde mücadele etmeliyiz, çünkü şiddetin olanca çıplaklığıyla yaşandığı bu dünyada, eylemlerini tanımlamamız, lanetlememiz ve mahkûm etmemiz gereken gerçek teröristler var. Terörizme ilişkin muğlak tanımlar, muhalif hareketleri ağır biçimde cezalandırmaları için devletlere büyük bir serbestlik sağlıyor. Aktivistler ve muhalifler, “teröristlikle” yaftalanmanın terörizminin hedefi olmak yerine, sağlam tanımlar sunmalı ve asıl teröristlerin kimler olduğunu göstermeliler. Bugüne kadar yapılan terörizm tanımları içinde, bir insanın, endüstrinin, devletin ya da insan türünün hayvanlara uyguladığı şiddete yer verilmemiştir. Terörizmi tanımlamak, çağımızın en önemli felsefî ve siyasî işlerinden biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.cala-online.org/Journal/Issue2/Defining_Terrorism.htm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Center on Animal Liberation Affairs, University of Texas; Animal Liberation Philosophy and Policy Journal’dan kısaltılarak çevrilmiştir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeviren ELÇİN GEN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-4219428637970301281?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/4219428637970301281/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2009/11/terorizmi-tanmlamak.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/4219428637970301281'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/4219428637970301281'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2009/11/terorizmi-tanmlamak.html' title='Terörizmi Tanımlamak'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-8289413986122398742</id><published>2009-11-10T15:27:00.000-08:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.452-08:00</updated><title type='text'>Terörle Mücadelede Demokrat Duruş</title><content type='html'>&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CArketip2%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;      &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Çocukluğunda televizyonu her açtığında doğudan gelen ölüm haberlerini izleyen bir nesil olan bizler için lanetlenesi bir nostalji oluştu bu günlerde. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;       &lt;/span&gt;Hala demokrasi hedeflerini gerçekleştirememiş olan ülkemizde terör ve kürt sorunu ile ilgili hiçbir somut adım atılamamıştır.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Bu hem devletimiz hem de halkımız için geçerlidir. Onlarca yıldır yaşadığımız sorunlar sanki yepyeniymiş gibi ne yazık ki hala aynı çözüm yollarına başvuruyoruz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;      &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;       &lt;/span&gt;Tarih 17 Ekim 2007...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;       &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;       &lt;/span&gt;Parlamento büyük bir iştahla sınır-ötesi operasyonu (tezkere) onayladı ve geri sayım&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;başladı. Türk silahlı kuvvetleri, Kuzey Irak’a girecek ve terör kamplarını imha edecek. Plan size de fazla basit gelmedi mi ? Yıllardır güneydoğu da sürdürülen harekatlardan, harcanan milyarlarca dolardan hangi kazancı sağlayabildik ki ? Bu toprağın çocuklarının, üzerlerinde kurgulanan çeşitli düzmecelerle terörist olup, kardeşlerini öldürmelerini engelleyebildik mi ? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;      &lt;/span&gt;Yıllardır uygulanan militarist devlet politikaları, &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;kardeş katlini önleyemediği gibi topraklarımız içerisinde de görünmeyen sınırlar çizdi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;Topraklarımızda sağduyunun esamesi okunmamaya başladı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;      &lt;/span&gt;Türkiye tüm bunların tartışmasını verirken beklenmedik bir haberle karşılaştık :&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;      &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;      Tarih 21 Ekim 2007&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;      &lt;/span&gt;Haber, hepimizin daha önce onlarca kez saldırı ve ölüm haberi duyduğumuz bir yerdendi, Yüksekova ! 12 askerimiz bir saldırıda öldürüldü. P.K.K’ lı olup bu topraklarda doğan ve burada doyan 32 insanımız da cabası.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;       &lt;/span&gt;Kuzey Irak’ta kökü kurutulacak olan terör tam içimizdeydi. Yine canımızı bu topraklarda yakmıştı.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;      &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;       Aslında asıl karmaşa da bu noktada başladı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;      &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Tüm Türkiye terörü yüksek sesle lanetledi. Ancak sokaklarda bambaşka bir durum hakimdi. Sevgililerine bir demet çiçek götürürken kıpkırmızı kesilenler, meydanlarda intikam naralarını hiçbir utanç göstermeden atabiliyordu. Cafe ve barlarda oturan insanlara saldırırken yüzlerinde sadece kin vardı. Parti binaları ateşe veriliyor, sol parti ve örgüt binalarına gururla molotof kokteyleri atılıyordu. Provakatörler bir kez daha en iğrenç yüzleriyle karşımızdaydı. Duygusal ve fevri halkımız da bir anda bu komplonun bir parçası haline geliverdi. Onlar da milletvekillerimiz gibi ani ve duygusal bir tepki vermişlerdi. Geçmişi bir anda unutmuş ve tek çözümün tetiğin çekilmesinde olduğunu haykırmışlardı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;        &lt;/span&gt;Ve terör ortaya çıkışındaki amacına ulaşmış, halkı sağduyudan uzaklaştırmış, tüm ülkede kaos yaşanmasını sağlarken, akli yeteneklerimizi bir anda harap etmişti.&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;       &lt;/span&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Böyle zamanlarda deja-vu yaşamaktan sıkıldıysak, &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;bıktıysak topraklarımızda kan akmasından ve usandıysak “gel tezkere” türküsünü söylemekten, tek bir seçeneğimiz var : &lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;         &lt;/span&gt;Acil Demokrasi ! ( Bulutsuzluk Özlemi' ne selam. )&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;         &lt;/span&gt;Dimdik ayakta duracak bir demokrasi hamlesi, başkalaşan ve kendini her geçen gün geliştiren teröre karşı en geçerli yanıt olacaktır. Siyasi partiler, medya organları, sivil toplum ve her kesimden halkımızla istikrarlı bir ilerleme sağlamalı, tetiğin ucundaki parmaklarımızı çekmeliyiz. Unutmayalım ki elimizdeki silah geri de tepebilir ! &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: times new roman;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;        &lt;/span&gt;Demokrasi kültürünün içinde barındırdığı kardeşlik duygusunu muhafaza çağrısı yapmak, terörün temelinde yatan, kaos yaratma ve toplumu akli yollara başvurmaktan alıkoyma gibi amaçlarına ket vurmaya yeterli olacaktır. Bu huzur ortamı terörün kökünü kemireceği gibi Kürt yurttaşlarımızın da sorunlarına panzehir olma özelliği taşıyacaktır. Tam bu noktada&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;DTP’ nin parlamento da olması Türkiye için emsalsiz bir şansdır. Teröre sıfır taviz veren bir DTP ile Kürt vatandaşlarımızın haklarının savunulması, onlara verilen değeri en somut biçimde ortaya koyacak, sorunların çözümünde demokratik sistemin avantajlarını altın tepside önümüze sunacaktır.&lt;span style=""&gt;     &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;        &lt;/span&gt;Şimdi şöyle sakince oturup, provakatörlerin oyununa alet olmadan, geçmişte kazandığımız tecrübelerle, tüm bu olayları ve potansiyel sonuçlarını tefekkür etmeliyiz. Yozlaşmış ve geçersizliği evrensel olarak yüzlerce kez kanıtlanmış çözüm yollarından arınıp, tek seçenek olan demokrat duruşu sergilemek zorundayız.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Radikal Genç - 2007 ( Tahsin Bilge AVCI ) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-8289413986122398742?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/8289413986122398742/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2009/11/terorle-mucadelede-demokrat-durus.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/8289413986122398742'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/8289413986122398742'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2009/11/terorle-mucadelede-demokrat-durus.html' title='Terörle Mücadelede Demokrat Duruş'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-315038871168183235</id><published>2008-12-09T14:14:00.000-08:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.461-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BEKARET'/><title type='text'>Kızlık zarını dikmek tıp etiğine uygun mu?</title><content type='html'>&lt;b&gt;Bekáret, Batı’dan Doğu’ya doğru gidildikçe tabu niteliği kazanan bir kavram. Uğruna cinayetler işleniyor, intiharlar yaşanıyor. Peki ama bekáret her zaman önemli miydi? Kızlık zarının dikilmesi, genel ahlak bir yana, tıp etiğine uygun mu? İsmi, "Bekáret Hakkında Bildiğinizi Sandığınız Her Şey Yanlış" olacakken, "Bekáretin ’El Değmemiş’ Tarihi"ne dönüşen kitapta, bu soruların cevabı var.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;FIKRANIN&lt;/b&gt; kendisi kadar, kitabımızın çevirmeni tarafından algılanışı da son derece çarpıcı: "Adamın biri evlendikten iki gün sonra karısını öldürür ve hakim huzuruna çıkarılır. Hakim sorar, ’Neden öldürdün oğlum karını?’ Adam, ’Bakire değildi Hakim Bey,’ der. Hakim, ’O zaman neden birinci gün öldürmedin?’ diye sorduğunda, adam, ’Birinci gün bakireydi Hakim Bey,’ diye cevap verir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabı çeviren ve bekáretin Türkiye tarafıyla ilgili ilginç ve uzun bir önsöz yazan Emek Ergün, bu fıkrayı aktardıktan sonra, hakimin sorusu üzerinde duruyor ve şu yorumu yapıyor: " Neden gerekeni yapıp anında öldürmedin de bir gün daha yaşamasına izin verdin kadının, demeye getiriyor hakimin sorusu."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de meselenin kendisi bu algı farkında yatıyor. Belki de bu algı farkı yüzünden erkek bakış açısı bekáretin peşinde her anlamıyla kanlı bir tarih yazarken, kadın daha sakin bir kıyıda geziniyor öldürülmeyi bile göze alarak. Çünkü, bir tarafta, bekáretin ne olduğunu bile bilmeyen bir cehalet, diğer tarafta ise bu ceháletin bile farkında olmayan bir atalet söz konusu sanki. Ergün’ün şu tespiti ise çok sert olmakla birlikte, gerçeğin bir tarafına dokunuyor elbette:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"...Bekáret sözcüğünü ’bekár/et’ olarak da okuyabiliriz: Ataerkil düzende bakire kadın bedeni, henüz evlilikle sahiplenilmemiş bir et parçasıdır. Ama bu okuma, kadın bedeninin evliliğe kadar sahipsiz ve serbest kaldığı anlamına da gelmez çünkü bu beden, evlilik kurumu yoluyla babadan kocaya geçer."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kuyuya düşen kim?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bekáretin bu kadar önem taşıması, namus kavramının sadece kızlık zarına indirgenmesi, hiç kuşkusuz son derece yapay ve tartışmalı çözüm arayışlarını da beraberinde getiriyor. Mesela? Mesela, kızlık zarının dikilmesi. Amaç basit elbette, beraber olunacak veya evlenilecek kişiye bákire görüntüsü vermek. Ancak, son derece tartışmalı bir konu bu. Üstelik sadece genel ahlák açısından değil, tıp etiği açısından da tartışmalı. Dediği gibi, Emek Ergün’ün:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Doktorlar kadınların bekáret konusunda kocalarını aldatmasına alet olmalı mı, sorusu etrafında dönen tartışmalarda, bir tarafta, ’zar diktirme aldatmacadır ve tıp etiğine aykırıdır,’ diyen doktorlar, diğer taraftaysa ’uygulama kadınların hayatını kurtarmaktadır ve tıp etiğine aykırı değildir,’ diyen doktorlar vardır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün bizde de bu konular tartışma gündemine gelir belki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bekáret, bir cinsel terördür&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsel kadınlar kadından sayılmaz çünkü cinsel ilişki kurdukları kadınlarda, erkeğinki gibi, onları bir dokunuşla kadına dönüştürecek sihirli bir değnek yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında tanımı sürekli ama çok yavaş değişen ve çocukluğumuzdan itibaren sahip olduğumuz en önemli şey olarak içimize işletilen bekáreti, doğanın kanunu muşçasına özümsüyor ve bekáretin yaşamımızda yarattığı cinsel terörü sorgulamadan kabul ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zar diktirme uygulaması, kadınları ezen bekáret normunu devam ettirdiği ve hatta güçlendirdiği için zararlı olsa da, bu normun egemen olduğu toplumlarda kadınların öldürülmesini engellediği için yapılması gerekir.&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Aslında zar diktirmenin kárlı bir aldatmaca olduğu doğrudur ama burada asıl tartışılması gereken, kocanın değil, kadının aldatılmasıdır (...) Bu durumda zar diktirme, aldatılan kadının hayatta kalmasını ve erkeklerin kendi açtıkları kuyuya düşmesini sağlayan bir uygulamadır&lt;b&gt;.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sefa Kaplan/Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-315038871168183235?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/315038871168183235/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/12/kzlk-zarn-dikmek-tp-etigine-uygun-mu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/315038871168183235'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/315038871168183235'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/12/kzlk-zarn-dikmek-tp-etigine-uygun-mu.html' title='Kızlık zarını dikmek tıp etiğine uygun mu?'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-5110919590133293409</id><published>2008-12-03T14:05:00.000-08:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.477-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MAHKUMLARA SEKS HAKKI'/><title type='text'>Hapishanede "Sevişme Görüşü" Mümkün Olmalı</title><content type='html'>Bir mahkum eşi "Cinsel birlikteliği kapsayan görüş hakkı verilmeli" diyor ve kuralları delmeye çağırıyor. Avukat Taner'se Türkiye'de "sevgili"nin görüş hakkı bile olmadığını, açık görüşün de memur gözetiminde olduğunu söylüyor. Bazı ülkelerde özel görüş mümkün.&lt;br /&gt;Türkiye'deki yasalar cezaevinde tutulan kişiler ve onları ziyaret eden yakınları arasında cinsel birleşmeyi kapsayacak yakınlıkta bir görüşmeyi yasaklarken dünyada mahkumlara bu hakkın sunulduğu ülkeler var.Medya, önce dört yıldır cezaevinde bulunan Sedat Peker’le beş ay önce evlenen avukat Özge Peker'in hamile olduğunu iddia etti; ikilinin cinsel ilişkiye girecek şekilde görüşebilmesinin yasa dışı olduğunu vurguladı. Özge Peker gazetecilerin karşısına çıkıp iddiaları yalanladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sevgiliye görüş izni yok" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cezaevindeki tutuklu ve hükümlülerin eş ve sevgilileriyle görüş şartlarını İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Cezaevi Komisyonu'ndan avukat Fazıl Ahmet Taner'e sorduk.Taner,  Ceza İnfaz Yasası, Ceza İnfaz Tüzüğü ve Adalet Bakanlığı'nın açık görüşlere ilişkin yönetmeliğine dayanarak şartları sıraladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resmi nikah olmayan birlikteliklerde tarafların birbirini görmesine izin yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakın görüş, akraba görüşü ve cam bölmenin arkasından gerçekleşen kapalı görüş var. Anne, baba, eş ve çocuklar için ayda bir kez açık görüş var. Bayramlarda ziyaretçilere kardeşler de ekleniyor. Avukat görüşmesi de açık görüş kapsamına giriyor.Bir salonda birden tutuklular bir masa etrafında ziyaretçileriyle buluşuyor. Gardiyan veya infaz memurları da görüşmeye -konuşulanları duyabilecek kadar yakın şekilde- tanık oluyorlar.Avukatların müvekkili olan tutukluyla görüşmesinde de yakın bir fiziksel temas kurması mümkün değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"En fazla infaz memurlarının önünde sarılıp öpüşebilirler" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avukat Taner en fazla tutuklu ve yakınının öpüşüp sarılmasının mümkün olduğunu söyledi. Taner, cinsel birlikteliğin de sağlanabileceği görüşme şartlarının mahkumların hakkı olmasını, eşler, sevgililer arasında nikah ya da aynı soyadı şartı aranmaması gerektiğini savunuyor."Peker olayındaysa zaten insanların hakkı olması gereken bir uygulama yasa dışıymış gibi gösteriliyor. Bu tarz görüşmeyi engellemesi yasa koyucunun ayıbı, yasayı delenin değil. Kişi hamile olsa bile başka bir sorun var. O da cezaevi yönetiminin mahkumlar arasında ayrımcılık yapmasıdır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sadece mahkuma değil eşe de ceza" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşi 11 yıl cezaevinde kalan ve şimdi serbest olan Ümit Esin hapsetmenin kendisinin insani olmadığını, bunun ötesinde kısıtlı görüşme şartlarının sadece tutukluyu değil yakınını da cezalandırdığını düşünüyor.Esin'in önerisi var:"Herkesin bu şiddeti delmeye çalışmasından yanayım. Ancak kurallara uymayarak, şartlara itaat etmeyerek talepkar olabiliriz. Eş olsun, sevgili olsun cinsel yakınlığın dahi kurulabileceği özel görüşmeler herkesin hakkı."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurtdışında özel görüş hakkı tanınıyor &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vikipedia'da yer alan bilgiye göre eşle birlikte, cinsel ilişkiyi de kapsayacak şekilde uzun saat ya da günlerin geçirildiği ziyaret türü ABD, Danimarka, Küba, Suudi Arabistan, Rusya'daki mahkumlara tanınan bir hak. Hatta Brezilya'da ve ABD'nin kimi eyaletlerinde bu haktan eşcinseller de yararlanıyor. (EZÖ)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİA Haber Merkezi - İstanbul 03 December 2008, Wednesday Emine ÖZCAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-5110919590133293409?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/5110919590133293409/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/12/hapishanede-gorusu-mumkun-olmal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/5110919590133293409'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/5110919590133293409'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/12/hapishanede-gorusu-mumkun-olmal.html' title='Hapishanede &amp;quot;Sevişme Görüşü&amp;quot; Mümkün Olmalı'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-2144086474370662653</id><published>2008-12-03T14:04:00.000-08:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.485-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ÇOCUK İSTİSMARI'/><title type='text'>Çocuğun Cinsel İstismarının Belirtileri ve Yanlış Bilinenler</title><content type='html'>Çocuk istismarıyla ilgili bir bülten hazırlayan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı "İstismar sanıldığı gibi nadiren görülen bir olay değildir" diyor. İstismarın çocuklar üzerindeki etkilerinin de anlatıldığı bültende çocuklar, ergenler ve yetişkinlerdeki belirtileri de sıralanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Her dört çocuktan biri aile içinde cinsel istismara uğruyor. Bu suça ortak olmayın!” başlıklı bir bülten yayımlayan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı konuyla ilgili yanlış bilgilere dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili bilgi ve destek için Alo 183 Sosyal Hizmet Danışma Hattı'nın aranmasını gerekiğini hatırlatan vakfa göre göre aile içi cinsel istismarla ilgili yanlış kanılar şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ensest zannedildiği gibi sadece sosyo-ekonomik düzeyi düşük ailelerde değil, her kesimde görülebilir.&lt;br /&gt;Çocukların cinsel istismarı hayal gücüyle uydurdukları, sadece şirin ve cazip kız çocuklarının cinsel istismara uğradıkları bütünüyle yanlış bir inançtır.&lt;br /&gt;Cinsel taciz sanıldığı gibi genellikle yaşlı, yabancı, serseri erkekler tarafından, ıssız yerlerde yapılmaz. Çocuğun yakını olan genç, evli, çocuklu erkekler tarafından gündelik kullanım alanlarında gerçekleşir.&lt;br /&gt;Cinsel saldırıya uğrayan çocuklar zannedildiği gibi sadece kız çocukları değildir; hatta erkek çocuklar daha fazla cinsel şiddete maruz kalabilir.&lt;br /&gt;Cinsel istismar kuşkusu durumunda, olayın üzerine gitmek zannedildiği gibi daha fazla travmaya neden olmaz. Çocuğun güvenliği ve ihtiyaçları gözetilerek yapılan bir müdahale hem istismarın sonra ermesini sağlayacak hem de ona bu sorunun inkar edilmemesi, görmezden gelinmemesi gerektiği mesajını verecektir.&lt;br /&gt;Çocuklar üzerindeki etkiler: Ensest, çocuk için çok şaşırtıcı, anlamlandırması ve söze dökmesi çok zor bir deneyimdir. Sevgi, güven, bağlılık beklediği bir yakınından gelen davranışları anlamlandıramayan çocuk, ruhsal ve fiziksel olarak hayatta kalabilmek için birbirinde ayrışmış, kopuk zihin ve beden halleri yaşar, bu deneyimi anılarından çıkarma ve inkar yoluna gidebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstismarın belirtileri nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mor Çatı bülteninde istismarın çocuklar, ergenler ve yetişkinlerdeki belirtilerine de yer veriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul başarısında ve ilgisinde azalma,&lt;br /&gt;Tedaviye karşın geçmeyen ağrılar, oral, anal ve vajinal enfeksiyon,&lt;br /&gt;Yetişkinlerin cinsel davranışlarını aşırı taklit etme,&lt;br /&gt;Kendini ifade ettiği yollarda cinselliğe ve cinsel organlara vurgu,&lt;br /&gt;Sürekli mastürbasyon, parmak emme, biberondan içme, altını ıslatma, büyük tuvaletini kaçırma, uyku bozuklukları&lt;br /&gt;Ergenlerde:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devam eden okul problemleri, ders dışı faaliyetlere ilgisizlik, okulu terk etme, sınıfta konuşmaktan korkma,&lt;br /&gt;Nedensiz ağrılar, depresyon, aşırı kilo alma, bedenen rahatsızlık ve tiksinti duyma,&lt;br /&gt;Cinsellikten korkma, erken hamilelik, erken evlenme, cinsel kayıtsızlık, cinsellikten korkma, aşırı cinsel davranışlar,&lt;br /&gt;Aşırı kilo alma, bedenden rahatsızlık ve tiksinti duyma, ergenlik dönemi bedensel değişiklikleri hakkında sıkıntı duyma,&lt;br /&gt;Evden kaçma, madde kullanımı ve bağımlılığı, kendine zarar verme, çalma ve intihar düşünceleri.&lt;br /&gt;Yetişkinlerde:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedaviye rağmen bir türlü geçmeyen ağrılar, jinekolojik ve cinsel rahatsızlıklar, uyku bozuklukları, karanlıktan korkma, gece yarısı birisinin eve gireceğinden korkma,&lt;br /&gt;Aşırı cinsel davranışlar, yeme bozuklukları, hamilelik sırasında utanç, ebeveyn olma sorunları,&lt;br /&gt;Kendine zarar verme, düşük özbenlik, sürekli suçluluk ve utanç duyma, depresyon, bütünsel olarak kötü olduğuna inanç, ait olamama, yerleşememe, ötekilere güven duyma konusunda zorluk,&lt;br /&gt;Aşırı sosyalleşme ya da izolasyon, cinsel ve fiziksel saldırılardan kendini koruyamama. (BÇ)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİA Haber Merkezi - İstanbul&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 November 2008, Wednesday&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-2144086474370662653?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/2144086474370662653/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/12/cocugun-cinsel-istismarnn-belirtileri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/2144086474370662653'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/2144086474370662653'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/12/cocugun-cinsel-istismarnn-belirtileri.html' title='Çocuğun Cinsel İstismarının Belirtileri ve Yanlış Bilinenler'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-7937073056845084498</id><published>2008-11-23T03:45:00.000-08:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.497-08:00</updated><title type='text'>İsveç göçmenlere sözleşme imzalatacak</title><content type='html'>İsveç'e AB ülkeleri dışından göçmen olarak gelecek yabancılara, ülkenin yasa ve kurallarına uyacağına dair sözleşme imzalatılması planlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağ eğilimli 4 partinin oluşturduğu koalisyon hükümetinin ortağı Muhafazakar Parti'nin Genel Sekreteri Per Schlingmann, İsveç Radyosu'na yaptığı açıklamada, değişik ülkelerin kültürleri ve değer yargılarıyla gelen göçmenlerin İsveç'in yasa, kural, değer yargılarına uymaları ve kadın-erkek eşitliğine saygı göstermelerinin "son derece önemli" olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Partisinin bu amaçla göçmenlerin söz konusu kurallara uyacağına dair bir sözleşme imzalamalarını içeren öneri hazırladığını kaydeden Schlingmann, önerinin önümüzdeki günlerde tartışmaya açılacağını, ardından yasa teklifi olarak Meclis'e sunulacağını belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öneriye göre, İsveç'e AB ülkeleri dışından gelecek yabancılar, imzaladıkları sözleşmeye uymamaları halinde, ihtiyaçları olduğunda devlet kurumları ve belediyeden aldıkları yardımlardan mahrum bırakılacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-7937073056845084498?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/7937073056845084498/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/isvec-gocmenlere-sozlesme-imzalatacak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/7937073056845084498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/7937073056845084498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/isvec-gocmenlere-sozlesme-imzalatacak.html' title='İsveç göçmenlere sözleşme imzalatacak'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-3884124774394988706</id><published>2008-11-18T08:25:00.000-08:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.569-08:00</updated><title type='text'>"Polise Sendika, Düzenli Psikolojik Yardım Gerek"</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana; font-size: 12px; "&gt;&lt;div class="spot" style="font-style: italic; "&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Polis Akademisi öğretim üyesi Doç. Dr. Aytaç, polisin şiddet ve silah kullanımının önüne geçmek için çalışma koşullarının düzeltilmesi, hesap verebilir, şeffaf teşkilat ve düzenli psikolojik destek gerektiğini söylüyor; "İşkence yapanı meslekten atacaksınız" diyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Polislerin şiddet, orantısız kuvvet uygulaması, silah kullanması olaylarını değerlendiren Polis Akademisi öğretim üyelerinden Doç. Dr. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Önder Aytaç &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;"Yenilir yutulur gibi değil" diyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Aytaç'a göre, olumsuz çalışma koşulları ve polis teşkilatının şeffaf, hesap verebilir olmaması en önemli etkenlerden.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Aytaç, birçok polisin İl Emniyet Müdürlüklerinde ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nde bulunan ruh sağlığı uzmanlarından destek almaktan damgalanma, maaş düşmesi ve sicil kaygısı nedeniyle çekindiğini söylüyor. Aytaç'a göre, polisin yalnızca şiddet uygulaması değil, polis intiharları da bu faktörlerle doğrudan bağlantılı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h2 style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;18 kişi öldü &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Yılın başından beri karakolda dayak, orantısız güç ve dur ihtarına uymama gibi olaylar sonucunda 18 kişi hayatını &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=HaberDetay&amp;amp;ArticleID=908148&amp;amp;Date=13.11.2008&amp;amp;CategoryID=97"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;kaybetti&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;. Rize'de &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Ercan Güneşdoğdu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; polis mumuru &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Yahya A.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; tarafından boynundan ve omzundan &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.birgun.net/actuel_index.php?news_code=1226919103&amp;amp;year=2008&amp;amp;month=11&amp;amp;day=17" target="_blank"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;vuruldu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;. Ardahan'da Volkan ve Kadir Azizoğlu kardeşler, iki polisin kendilerini dövdüğünü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.birgun.net/actuel_index.php?news_code=1226920140&amp;amp;year=2008&amp;amp;month=11&amp;amp;day=17" target="_blank"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;söylüyor&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Aytaç'ın bazı saptamaları şöyle.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;İşkencesini anlatan polis öğretmenleri vardı:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; Eskiden polis okulu öğretmenliği, kızağa çekilmiş polisler için pasif hizmet olarak görülürdü. İşkencelerini anlatanlar vardı. Son dönemde azaldı. Eğitimde hiç soruşturma geçirmemiş olanları görevlendirmek gerek.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Eğitim iyi:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; Polislik eğitimi alanlar hangi koşullarda silah kullanabileceklerini gayet iyi biliyorlar. Hatta bazen gerekse de kullanmayanlar var. Son beş yıldır, polisin eğitimi gayet iyi durumda.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Kimler silah kullanıyor: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Alanda en az iki üç yıl pişmiş olanlar, silah kullanabileceği koşulları çok daha iyi biliyor. Bizim son dönemde gördüğümüz olaylardakiler, eğitim almış olsalar bile staj döneminde herhangi bir toplumsal olayla fazla karşılaşmamış ya da psikolojik sıkıntı yaşayan polisler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Amirlerle &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;bağlantılı:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; Polis işkence yapıyor, orantısız kuvvet kullanıyorsa, cezasız kalıyorsa, bu durumu, yöneticileriyle bağlantılandırmak gerekir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Polis psikolojik destekten çekiniyor:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; Eskiden psikolojik yardım yoktu. Son üç yıldır 35 civarında psikolog istihdam ediliyor. Ama bu yardım isteğe bağlı. Silahla hizmet verilen birimlerde, polis silahsız göreve verilirse maaşı yüzde 40 oranında düşer. Ayrıca "deli doktoruna gitti" diye damgalanma riski var. Oysa polisin psikolojik yardım da dahil, insanca yaşayabileceği koşulları kurmak gerek.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Yıllık kontrol gerek:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; Psikolojik destek zorunlu hale getirilebilir. Tıpkı arabaların fenni muayenesi gibi, polisler yılda bir psikolojik testten geçebilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;12 saat çalışılmaz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; Polisler genelde 12 saat çalışıp 12 saat ya da 24 saat dinleniyor. Bu en temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor demek. Sıradan polis fazla mesaisinin karşılığını alacak olsa, 4,750 YTL maaş alması gerek. Şu an ortalama 1,300 YTL alıyor. Bu maaşı alacak olsa tavrı değişir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Sendika şart:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; Sendikasına izin verilse, polis hakkını koruyabilse, bu olaylar olmaz. Avrupa'da toplumsal olaya götürdüğün polisin öğle yemeğini vermezsen, sendika karşına dikilir. Polis sendikası kurulmalı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;P&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;olis sayısı az:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; Gelişmiş ülkelerin sigorta sistemiyle çözdüğü sorunlarda, bizde çözüm polisten bekleniyor. Avrupa Birliği'nde 221 kişiye bir polis, İstanbul'da 450 kişiye bir polis düşüyor. Polis sayısını artırmak gerek.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Şikayet mekanizması gerek:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; Toplumun, polislerde gördüğü her yanlışı ifade edebileceği bir şikayet mekanizması oluşturmak gerek. Bu şikayetlerin hepsinde hesap verirseniz, sorun olmaz. Şeffaflık gerekiyor. Örneğin, çevik kuvvetler üzerine anketler yapılıp sorunları ortaya çıkarılmış, kitap haline getirilmişti. Ama Em. Gn. Md Gökhan Aydıner*, bu çalışmayı desteklemek yerine yasaklamak yoluna gitmişti.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;İşkencede açığa almak gerek:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; İşkence yapan polis meslekten atılmalı. İşkence iddiasında, soruşturmanın selameti için polisi açığa almak gerek. Yargının hızlı işlemesi gerek. (TK)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;* Gökhan Aydıner, Aralık 2006'da Emniyet Genel Müdürlüğü'nden emekli oldu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="dip" style="color: rgb(170, 170, 170); "&gt;&lt;div class="merkez"&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;BİA Haber Merkezi - Ankara&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="merkez"&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;17 November 2008, Monday&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="yazar"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Tolga KORKUT&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-3884124774394988706?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/3884124774394988706/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/sendika-duzenli-psikolojik-yardm-gerek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/3884124774394988706'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/3884124774394988706'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/sendika-duzenli-psikolojik-yardm-gerek.html' title='&amp;quot;Polise Sendika, Düzenli Psikolojik Yardım Gerek&amp;quot;'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-3360536240280374114</id><published>2008-11-18T08:21:00.000-08:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.577-08:00</updated><title type='text'>Hüseyin Üzmez: Kim(ler)i üzer, kim(ler)i üzmez</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: 10px; "&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font: normal normal normal 160%/140% Georgia, 'Times New Roman', Times, serif; color: rgb(51, 51, 51); margin-bottom: 13px; "&gt;&lt;b style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;TURGUT TARHANLI* &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font: normal normal normal 160%/140% Georgia, 'Times New Roman', Times, serif; color: rgb(51, 51, 51); margin-bottom: 13px; "&gt;&lt;b style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;Bu vakanın, bir küçük ile yetişkin arasında cereyan etmesinin yanısıra başka bir karakteri de var: Cinsiyet ayrımcılığı. Zira çocuk bir kız ve yetişkin bir erkek. Dolayısıyla Üzmez’in masumiyeti tezini peşinen güçlendirmeye çabalayan yorumcuların, bir çocuğun olduğu kadar, bir kızın da erkekler karşısındaki haklarının eşitliğinden ziyade eşitsizliğini dillendirdiği söylenebilir.&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font: normal normal normal 160%/140% Georgia, 'Times New Roman', Times, serif; color: rgb(51, 51, 51); margin-bottom: 13px; "&gt;&lt;b style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;Hüseyin Üzmez adlı kişinin, birkaç ay önce, bir kız çocuğuna cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla, adli kovuşturmaya tâbi tutulması ve ardından tutuklanmasıyla kamuya yansıyan bu vaka, geçen haftalarda, bu zatın bir adli tıp raporu dikkate alınarak serbest bırakılmasıyla yeniden tartışma gündeminin öncelikleri arasında yer aldı. Bu vaka, birçok başka konuda da karşı karşıya kaldığımız bir tutumla yeniden yüzleşmemize yol açtı. Bu, siyasi, sosyal, kültürel, vb. başlıklarda, asıl tartışma konusu olan eylemi ön planda tutup, bunun nedenlerini, anlamını, etkisini, başka sonuçlarını değerlendirmek ve bir sonuca varmak yerine, bunun tamamen dışında saiklerle bir sonuca varma gayretidir. &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font: normal normal normal 160%/140% Georgia, 'Times New Roman', Times, serif; color: rgb(51, 51, 51); margin-bottom: 13px; "&gt;&lt;b style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;EYLEMİN ESASINI GÖZDEN KAÇIRMAYALIM&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tutum, özellikle fail ya da mağdurun, söz konusu eylemle hiçbir bağlantısı bulunmayan siyasi, sosyal, vb. konumu üzerinden ve tamamen araçsallaştırılmış bir tartışma söylemiyle, gerçek anlamda fail ve mağdur konumlarının da bulanıklaştırıldığı bir hale dönüşür. Bu yaklaşımla, olay tarihine kadar &lt;i style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;Vakit&lt;/i&gt; gazetesi yazarı olan Hüseyin Üzmez vakasında da karşılaştık. Önceleri, muhafazakâr Müslüman çevrelerce Üzmez’in, bir şekilde kandırılmış olmasıyla böyle bir eyleme adeta yöneltilmiş olduğu yorumları ön planda göründü. Örneğin bu cenahta bir gazete yazarı, Üzmez’e olay vaktinden kısa bir süre önce ‘ilaçlı gazoz’ içirildiğini ileri sürdü, başkaları genel olarak iftira zemininde yorumlar yaptılar. Tartışmanın daha sonraki günlerinde, bir kadın yazar, Üzmez’i, ‘misyonunun adamı olamamakla’ itham edip şiddetle kınarken, yazısını mealen şöyle bir cümleyle bağlıyordu: ‘Kendisinin Ergenekon bağlantısı da araştırılmalıdır!’ Bu vakayı, Üzmez’in mensubu olduğu kabul edilen camiaya karşı bir siyasi hamlenin aracı olarak kullanmaya çalışan, karşı taraf yorumcuları da oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında, bu tartışmaya konu olan eylem, genel hatlarıyla bir kız çocuk ve yetişkin, yaşlı bir erkek arasında, erkeğin cinsel istismarına dayanan bir iddiayla ilgiliydi. Kısaca, bir küçük ve büyük arasında ya da küçük ve güçsüz bir kişi ile büyük ve güçlü bir kişi arasında varolduğu iddia edilen ve yasalarca suç olarak tanımlanmış bir eylem söz konusuydu. Hukuk, elbette sadece yürürlükteki yasalarla sınırlı değildir. Ama henüz üç yıl önce kabul edilmiş bir ceza yasasında, daha önce de olduğu gibi, ‘suç’ olarak tanımlanmış bir eylemin tartışılmasında, tartışma önceliklerinin ve dayanaklarının seçilmesi, en azından daha fazla bir özen gerektirmez miydi? &lt;b style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KARŞI KARŞIYA OLDUĞUMUZ VAKA&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denebilir ki, Türkiye’de, öyle ‘suç’ tanımlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz ki, bir kişinin o bağlamda suçlanmasının hiç de âdilane bir durum olmadığı düşünüldüğü halde bireyin haklarından daha yüce birtakım ‘değerler’ esas alınarak, bal gibi de böyle bir sonuca varılabilir. Üstelik hukuken yetkili kurumlar da bu yönde davranabilir. Acaba, bu vakada da böyle bir durumla mı karşı karşıya bulunuyoruz? Bunun cevabını, adli soruşturma sürecinin sonunda değerlendirmek daha isabetli olacaktır. Ancak şu sırada görülebilen durum, birçok bakımdan feci bir tartışma yaklaşımının izlerini taşıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle hatırlatmakta yarar var: Türkiye, 1995 yılından beri Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’yi onaylayıp, ona uyma yükümlülüğünü kabul etmiş bir ülkedir. Bu Sözleşme’nin 3. maddesinde şöyle bir hüküm var: &lt;i style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;“Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.”&lt;/i&gt;Türkiye Anayasası da, 41. maddesinde, devletin, çocuğu korumak için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğünden söz eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz durup düşünelim, acaba bu vakayla ilgili o tartışmalarda “çocuğun yararı temel düşüncedir” şiarı ya da devletin gerekli tedbirleri alma sorumluluğu, gerek kamu makamlarınca gerek farklı sosyal çevrelerde yürütülen tartışmalarda, ne ölçüde ön planda tutuldu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SHÇEK’in, adli soruşturma evresinde, buna müdahil olma sıfatı varken bundan eser görülmemesiyle mi? Adli Tıp Kurumu’nun, bir çocuk psikologunun bulunmadığı heyet raporlarıyla çocuğun ruhsal bakımdan etkilenmediği raporu tanzim etmesiyle mi? Yoksa, süregelen farklı sosyal çevreler arasındaki tartışma yaklaşımıyla mı? ‘Âdil olmak yeterli değildir, âdil olduğunuzun görülmesi de gerekir’ özdeyişi, başka ilişki biçimlerine de uyarlanabilecek bir sözdür ve bu vakada, bu zihniyetin ne ölçüde itibar gördüğü ortada. &lt;b style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CİNSİYET AYRIMCILIĞI BOYUTUNA DİKKAT&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu vakanın, bir küçük ile yetişkin arasında cereyan etmesinin yanısıra başka bir karakteri de var: Cinsiyet ayrımcılığı. Zira çocuk bir kız ve yetişkin bir erkek. Dolayısıyla Üzmez’in, masumiyeti tezini peşinen güçlendirmeye çabalayan yorumcuların, bir çocuğun olduğu kadar, bir kızın da erkekler karşısındaki haklarının eşitliğinden çok, eşitsizliğini dillendirdiği söylenebilir. İddia edilen eylem, bir cinsel taciz eylemi olduğuna göre, zor ya da güç kullanımı da, en azından tartışmanın temel unsurlarından biri olmalıdır. Fakat bunun olmadığını gözlemlemek, bu vakada bir güç kullanımı yardakçılığının da varlık bulabildiğini ortaya koyar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama belki bunu da şaşkınlıkla karşılamamak lazım... Rastlantı sonucu, bu vakayla aynı günlere denk gelen bir cinsel saldırı vakası da, Ankara ve İstanbul’daki bir dizi tecavüz olayının sanığı olarak tutuklanan ‘motosikletli ve kasklı’ bir adamdı. Ve 30 Ekim tarihli Milliyet gazetesinin bildirdiğine göre, bu adamın daha önceki cinsel saldırı eylemlerinden birinin yargı önündeki evresinde, Ankara’daki mahkeme, mağdurenin ‘bakire olmaması’nı gerekçe göstererek sanığın beraatine hükmetmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişinin haklarına saygılı demokratik bir toplumda, bu tür tartışmalarda ve incelemelerde asıl önem taşıyan konu, eylemin kapsamı ve niteliğidir. İş bundan uzaklaşıp, sadece taraflardan birinin ‘kimin tarafı’ olduğu gibi bir yönelime dönüşürse, bundan her anlamda güce meyletmekten başka bir sonuç çıkmaz. Bunun da, ne haklar ne de demokrasiyle bir ilgisi olduğu iddia edilemez. &lt;i style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;* İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi / ttarhanli@bilgi.edu.tr&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-3360536240280374114?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/3360536240280374114/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/huseyin-uzmez-kimleri-uzer-kimleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/3360536240280374114'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/3360536240280374114'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/huseyin-uzmez-kimleri-uzer-kimleri.html' title='Hüseyin Üzmez: Kim(ler)i üzer, kim(ler)i üzmez'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-6524038385717459382</id><published>2008-11-13T14:35:00.000-08:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.586-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mübadele'/><title type='text'>Bakan Gönül Etnik-Dinsel Temizliği İtiraf Ediyor, Ders Almıyor</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Dr. &lt;strong&gt;Cengiz Aktar&lt;/strong&gt;,&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;, Vecdi Gönül'ün "Rumlar ve Ermeniler kalsaydı, bugünkü ulus ortaya çıkamazdı" sözlerini değerlendirdi: "Türkiye'de uluslaşma din, Türk olmayanları Türkleştirme temelliydi. Yunanistan'da da benzeri oldu. Türkiye'nin aynı süreci bu sefer Kürtlere yaşatma lüksü yok."&lt;/span&gt;     &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Aktar,  Savunma Bakanı &lt;strong&gt;Vecdi Gönül&lt;/strong&gt;'ün sözleri için "Dile getirdikleri hakikattir; ifadelerinin yol açacağı tepkileri ne kadar hesapladı, bilmiyorum, ama 'Türk ulusu'nun içerik itibariyle İslam diniyle şekillendiğini söylemek hiç yanlış değil" dedi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Gönül, dün (10 Kasım), AB Savunma Bakanları toplantısı için gittiği Brüksel'de, Türkiye Büyükelçiliği'ndeki 10 kasım töreninde yaptığı konuşmada "Bugün eğer Ege'de Rumlar devam etseydi ve Türkiye'nin pek çok yerinde Ermeniler devam etseydi, bugün acaba aynı milli devlet olabilir miydi?" &lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/465353.asp"&gt;dedi&lt;/a&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Tehcir ve mübadelenin ekonomide de olumlu sonuçları olduğunu öne süren Gönül, ayrıca şunları da &lt;a href="http://www.taraf.com.tr/haber/21172.htm"&gt;söyledi&lt;/a&gt;: "İzmir Ticaret Odası’nda bir dönem görev almıştım. Bu odanın kurucuları arasında bir tek Müslüman yoktu ve tamamı Levantenlerden müteşekkildi. Cumhuriyetin kuruluş öncesi de Ankara’da Ermenilere, Rumlara, Musevilere ve Müslümanlara ait dört mahalle bulunurdu. Ege’de verimli topraklar azınlıkların elindeydi." &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; "Gönül'ü Allah söyletmiş" deyip bu sözleri bir tür "itiraf" olarak nitelendiren Aktar, "İstenmeyerek söylenmiş çok cesur ifadeler bunlar. Bugün bunu dile getirebilmek işin adını koymaktır" diyerek şu saptamaları yaptı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt; Uluslaşmada din:&lt;/strong&gt; Gönül, 20. yy başında, bu coğrafyada ortaya çıkan milliyetçi akımların temelindeki birleştirici unsurun din olduğunu, üstü kapalı dile getiriyor. Nitekim İttihatçıların ve ardından cumhuriyetçilerin zihinlerinde şekillenen Türk ulusunun en somut dayanağı İslam dinidir. Herhangi bir ulusu tarif eden diğer özelliklerin -dil, ırk, kültür, iktisadiyat- hiçbiri Türk ulusunun icadı aşamasında bu coğrafyada din kadar mevcut değildir. Uluslaşma sürecinin temel öğesi olan din, doğal olarak o dinden olmayanı süreçten dışlar, gayrımilli sayar. Ermeni, Rum ve Yahudiler, bu ulusun doğal ötekisi ya da hasmıdır.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt; Türk olmayan Müslüman Türkleştirilir:&lt;/strong&gt; Gönül'ün veciz bir şekilde ifade ettiği gibi, ulusun kuruluş aşamasından bu yana Müslüman olmayanlara yer olmadığı gibi, Türkler dışında kalan diğer Müslüman unsurlar da ancak Türkleşir ve kimliklerini unuturlarsa bu yeni ulusta yerlerini bulabilirler. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt; Yunanistan da benzer:&lt;/strong&gt; Bu din temelli ululaşma sürecinin benzeri, Yunanistan'da yaşanmıştır. Orada, Ortodoksluk dışındaki hiçbir inanca -Katoliklik dahil- yer  yoktur. Nitekim 1912 sonrasında, Makedonya'yı ele geçiren Yunanistan da, ilk iş olarak buradaki Müslüman ve Yahudi unsurları sürmüştür. Bu süreç Türkiye'yle yapılan mübadeleyle birlikte doruğa ulaşmıştır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt; Ders çıkaracağına:&lt;/strong&gt; Önemli olan, bu uluslaşma sürecini günahıyla sevabıyla doğru okumak, verdiği acıları kabulllenmek, anlamak ve ilerisi için buradan ders çıkarabilmektir. Uluslaşma muhtemelen insanını başına yakın zamanda gelen en vahim hadisedir. Ama içinde yaşadığımız dünyanın, hele 21. yüzyılı yakalama iddiasında olan Türkiye'nin, 20. yy başındaki homojenleştirici, "etnik ve dinsel temizlikçi" uluslaşma sürecini bu sefer Kürtlere yaşatma lüksü yoktur. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;h2&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; "Bu uluslaşma süreci Türkiye'yi zayıflattı" &lt;/span&gt;&lt;/h2&gt; &lt;p&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt; Ekonomi:&lt;/strong&gt; Anadolu çapında mülkiyetin el değiştirme operasyonunun -ki son etabı Varlık vergisidir- iktisadi akıl anlamında ne kadar etkin olduğu son derece şüphelidir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt; Ermeniler, Doğu Anadolu ve Kürt sorunu:&lt;/strong&gt; Ermeni tehcir ve katliamları sonrasında Doğu Anadolu'nun ekonomisi, bir daha iflah olmayacak şekilde çökmüştür. Bugün Kürt meselesinin arkasında bu ekonomik çöküşün de büyük payı vardır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt; Rumlar:&lt;/strong&gt; Rumların gönderilmesiyle doğan ekonomik boşluk bir nebze Balkanlardan ve Yunanistan'dan gelen Müslüman unsurlarla doldurulmuşsa da, Batı kıyılarının uzun müddet ekonomik olarak kendine gelememesi, iktisat tarihçilerince kabul görmüş bir gerçektir. Çağlar Keyder'in "Dünya Ekonomisi İçinde Türkiye" çalışması aydınlatıcıdır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt; Sermayeyi biriktirenler kovuldu:&lt;/strong&gt; Sermayeyi biriktiren burjuva ve zanaatkar kovuluyor. Buradaki operasyon sermayenin el değiştirmesinden ziyade, bir talan operasyonudur. Zira Rum ve Ermeni mallarının üzerine konanlar bunları hemen üretken sermayeye dönüştürememişlerdir. Zira böyle bir bilgi ve görgüleri yoktur. O bilgi ve görgüye ulaşmak çok uzun zaman almıştır ve Türkiye bu yüzden zayıflamıştır. Uluslaşma süreci, ekonomik anlamda Türkiye'yi zenginleştirmemiş, bilakis zayıflatmıştır. (TK) &lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;div class="dip"&gt; &lt;div class="merkez"&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;BİA Haber Merkezi - İstanbul&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="merkez"&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;11 November 2008, Tuesday&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="yazar"&gt;      &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tolga KORKUT&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;                      &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;input value="Yazdır" onclick="window.print()" type="button"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-6524038385717459382?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/6524038385717459382/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/bakan-gonul-etnik-dinsel-temizligi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/6524038385717459382'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/6524038385717459382'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/bakan-gonul-etnik-dinsel-temizligi.html' title='Bakan Gönül Etnik-Dinsel Temizliği İtiraf Ediyor, Ders Almıyor'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-7247331483967667936</id><published>2008-11-13T14:24:00.000-08:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.593-08:00</updated><title type='text'>"Anne Babanın Çocuğu Cezalandırmaya Hakkı Yok!"</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span class="baslik"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Norveç'te hükümet çocukların -hafifçe tokat atmak da dahil- fiziksel olarak cezalandırılmasını açıkça yasakalamak için harekete geçti. ÇHS'ye göre bu bir yükümlülük fakat Türkiye'de hala ebeveynlerin "eğitici şiddet" uygulamasına izin var.Norveç'te hükümet çocukların fiziksel şiddetle cezalandırılmasını yasaklayan ve 20 yıl önce çıkarılan yasanın getirdiği belirsizlikleri tamamen ortadan kaldırmak için harekete geçti. &lt;/span&gt;       &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1987'de Veli ve Çocuk Yasası'na eklenen düzenleme şöyleydi: "Çocuklar fiziksel şiddete ya da fiziksel ve ruhsal sağlığını tehdit edecek uygulamalara maruz bırakılamaz." Fakat 2005'te Yüksek Mahkeme aldığı bir kararda hafifçe tokat atmanın suç olmadığını söyledi.Şimdi hükümet, yılbaşı olmadan yapılacak bir düzenlemeyle çocuğa yönelik şiddeti tamamen yasaklamayı düşünüyor.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Adalet Bakanlığından &lt;strong&gt;Astri Aas-Hansen&lt;/strong&gt; "Norveç'te çocukların yetişkinlerle aynı yasal korumaya sahip olduğunun açıkça belirtilmesi gerekiyor. Ebeveynlerin de çocuklarını cezalandırmaya hakları olmadığını bilmeleri lazım. Bir yetişkini tokaylamak ne kadar yanlışsa bir çocuğu tokatlamak da o kadar yanlış" dedi.Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi, çocukların fiziksel cezalandırılmasına yasal olanak tanımanın Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu defalarca belirtmişti. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;h2&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Türkiye'de "eğitici" şiddet yasal &lt;/span&gt;&lt;/h2&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Şubat 2008'de hazırlanan bir rapora göre Türkiye, ev içinde çocuklara yönelik fiziksel cezalandırmanın yasal sayıldığı ülkeler arasında yer alıyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Medeni Kanun'dan 2002'de çıkarılmasına rağmen &lt;a href="http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5237.html"&gt;Türk Ceza Kanunu&lt;/a&gt;'nda &lt;strong&gt;(TCK)&lt;/strong&gt; ebeveynlerin "eğitici şiddet" uygulamasına göz yumuluyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; TCK'nın "kötü muamele" başlıklı 232. maddesi şöyle: &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;blockquote&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;  "İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak,  bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu  kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini  kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir."  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;/blockquote&gt; &lt;p&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a href="http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k4721.html"&gt;Medeni Kanun&lt;/a&gt;'un 339. maddesine göre "Çocuk, ana ve babasının sözünü dinlemekle yükümlüdür." &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Okulda çocuğa şiddet uygulamaksa 1923'ten bu yana yasak; İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanun'la aksi davranan öğretmenlere yaptırım öngörülüyor.(EÜ) &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;BİA Haber Merkezi - Oslo&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div class="merkez"&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;13 November 2008, Thursday&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-7247331483967667936?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/7247331483967667936/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/babann-cocugu-cezalandrmaya-hakk-yok.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/7247331483967667936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/7247331483967667936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/babann-cocugu-cezalandrmaya-hakk-yok.html' title='&amp;quot;Anne Babanın Çocuğu Cezalandırmaya Hakkı Yok!&amp;quot;'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-361471006537029361</id><published>2008-11-13T14:16:00.000-08:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.600-08:00</updated><title type='text'>AİHM: Memurların da Tüm Sendikal Hakları Var!</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span class="baslik"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sendikanın belediyeyle yaptığı toplu sözleşmenin uygulanmaması üzerine açtığı ve Yargıtay'ca reddedilen dava AİHM'ye gitti. Mahkeme, uluslararası sözleşmelerin memurlara da bu hakkı verdiğini belirtti; Türkiye'yi mahkum etti.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi&lt;strong&gt; (AİHM) &lt;/strong&gt;Büyük Dairesi&lt;strong&gt;,&lt;/strong&gt; Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası &lt;strong&gt;(Tüm Bel Sen) &lt;/strong&gt;Başkanı &lt;strong&gt;Vicdan Baykara&lt;/strong&gt; ve sendika üyesi &lt;strong&gt;Kemal Demir'&lt;/strong&gt;in başvurusunda Türkiye'yi "sendikal örgütlenme hakkını" çiğnediği gerekçesiyle oybirliğiyle mahkum etti. &lt;/span&gt;       &lt;p class="MsoPlainText"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; AİHM, dün (12 Kasım) yayımladığı kararında, Demir ve Baykara'nın sendika kurma mücadelesinde engellendikleri ve sendikanın geçmişte idareyle imzaladığı toplu iş sözleşmesinin geriye dönük olarak iptal edilmesi nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "örgütlenme özgürlüğü"nü düzenleyen 11. maddesinin ihlal edildiğini duyurdu.&lt;span&gt;Kararın "kamu çalışanları için milat oluşturacağını" açıklayan &lt;strong&gt;Tüm Bel-Sen,&lt;/strong&gt; "Hükümete düşen görev, Anayasaya ve buna uygun verilen yargı kararlarına uymak. Hükümet, hakları yasaklayıcı değil, özgürlükçü tavrı benimsemek zorunda. Sosyal hukuk devletinin gereği bu" dedi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  &lt;/p&gt; &lt;p&gt; &lt;!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:"MS Mincho"; panose-1:2 2 6 9 4 2 5 8 3 4; mso-font-alt:"ＭＳ 明朝"; mso-font-charset:128; mso-generic-font-family:modern; mso-font-pitch:fixed; mso-font-signature:-1610612033 1757936891 16 0 131231 0;} @font-face {font-family:"\@MS Mincho"; panose-1:2 2 6 9 4 2 5 8 3 4; mso-font-charset:128; mso-generic-font-family:modern; mso-font-pitch:fixed; mso-font-signature:-1610612033 1757936891 16 0 131231 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} p.MsoPlainText, li.MsoPlainText, div.MsoPlainText {margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:10.0pt; font-family:"Courier New"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 57.6pt 70.85pt 57.6pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} --&gt; &lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt; &lt;o:shapedefaults ext="edit" spidmax="1026"&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt; &lt;o:shapelayout ext="edit"&gt; &lt;o:idmap ext="edit" data="1"&gt; &lt;/o:shapelayout&gt;&lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt; &lt;/p&gt; &lt;h2&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; AİHM, Yargıtay kararını iptal etti; ceza verdi &lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; AİHM, sendikaya aktarılmak üzere Baykara'ya 20 bin avro (yaklaşık 40 bin YTL) manevi tazminat, Demir'e de uğradığı zararlar karşılığında 500 avro (bin YTL) ödenmesine karar verdi.Karar, 1990'da kurulan Tüm-Bel-Sen'in üç yıl sonra Gaziantep Belediyesi'yle tüm hizmet alanlarıyla ilgili imzaladığı toplu iş sözleşmesinin öne çıkardığı şartların belediyece yerine getirilmemesi üzerine verilen yargı mücadelesinin sonunda ortaya çıktı.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Sendikaya hak veren Gaziantep Mahkemesi, belediye çalışanların bağlı oldukları sendikanın toplu iş sözleşme imzalamasını açık şekilde güvence altına alan ulusal düzenleme bulunmaması halinde, Türkiye'nin de imzacısı olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) gibi uluslararası sözleşmelerin dikkate alınması gerektiğine karar verdi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Ancak buna Yargıtay, 6 Aralık 1995'deki bir kararla karşı çıktı; özel yasa bulunmadıkça sendikal özgürlüklerin gereğinin yerine getirilemeyeceğini ve toplu iş görüşmeleri yapılamayacağına karar verdi.Kararda, Tüm-Bel-Sen'in kurulduğu tarihte Türkiye yasalarında memurlara sendika hakkı tanınmadığına, kurulduğunda sendikanın bu anlamda bir tüzel kişiliğe sahip olmadığını, dolayısıyla da mahkemeye başvuru hakkı da bulunmadığına hükmetti. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;h2&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; AİHM: Toplu iş sözleşme yoksa, sendikal hak neye yarar? &lt;/span&gt;&lt;/h2&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; AİHM, Türkiye'de ortaya çıkan içtihadın sendikal hakları temelini oluşturan unsurlardan arındırdığını, sendikanın toplu sözleşme görüşmeleri yürütmeye hakkı olduğunu, işverenle masaya oturmanın sendikaların temel işlevlerinden biri olduğuna vurgu yaptı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Mahkeme, memurlara sendika kurma hakkı tanıyan 87 Sayılı ILO Sözleşmesi'nin Türkiye'de o dönemde de Anayasa ve devletin sonraki uygulamalarıyla yürürlükte olduğu, Türkiye'nin bu hakkı tanıyan Birleşmiş Milletler'e (BM) ait iki metni de 2000 yılında imzaladığına hükmetti.AİHM, 8 Ekim 1996'da Strasbourg'da dava açan Tüm Ben Sen'e getirtilen kısıtlamaların "hiçbir temel sosyal ihtiyaca" karşılık gelmediğini ve toplu sözleşmenin iptalinin de "demokratik bir toplumda gereksiz" olduğuna karar verdi. (EÖ) &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;BİA Haber Merkezi - Strasbourg&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="dip"&gt; &lt;div class="merkez"&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;13 November 2008, Thursday&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="yazar"&gt;      &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Erol ÖNDEROĞLU&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;                      &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;input value="Yazdır" onclick="window.print()" type="button"&gt;&lt;/div&gt;         &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-361471006537029361?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/361471006537029361/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/aihm-memurlarn-da-tum-sendikal-haklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/361471006537029361'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/361471006537029361'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/aihm-memurlarn-da-tum-sendikal-haklar.html' title='AİHM: Memurların da Tüm Sendikal Hakları Var!'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-1179360986721539722</id><published>2008-11-13T12:54:00.000-08:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.612-08:00</updated><title type='text'>Üniter devlet içinde bölgesel devlet olur mu</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); line-height: 22px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold; "&gt;ÜMİT KARDAŞ/TARAF&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); font-weight: bold; line-height: 22px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); line-height: 22px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold; "&gt;Tarihsel, sosyolojik, siyasi, hukuki, ekonomik ve kültürel boyutları olan özerklik sorununun tartışılması ifade özgürlüğünün genişletilmesi ve askerin bu tartışmanın dışına çıkarılması ile mümkündür. İşte bu noktada Kürt sorununun çözümü yeni bir sentezi gerektirdiğinden geniş bir toplumsal mutabakatla yeni bir anayasa yapmadan Türkiye’nin barışa ve huzura kavuşması imkânsızdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); line-height: 22px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); line-height: 22px; "&gt;1975-1980 arası Kürt örgütleri Kürt hareketinin hedefi konusunda ideolojik ve kişisel nedenlerle bölünmüş olup, örgütlerarası mücadelede şiddeti benimseyen örgütler ön plana çıkmıştır. PKK, KAWA, ALA RIZGARİ, KUK gibi. 12 Eylül askerî darbesi bu şiddeti bahane ederek Kürt istemlerini barışçıl yöntem ve düşüncelerle ortaya koyan örgütleri cezalandırıp susturmuştur. Devletin barışçıl yöntemlerle ifade edilen Kürt istemlerini bastırmak için silahlı örgütleri desteklediği iddiası önemli olup, ciddiyetle araştırılması gerekmektedir. 12 Eylül 1980 askerî darbesi tarihsel olarak tıpkı daha önce olduğu gibi Kürt hareketini acımasızca bastırmış, bu arada terör örgütleri ve devlet güçleri arasında kalan halkı hiç ayırt etmeden ezmiş, bu yüzden çok sayıda genç dağlara çıkmıştır. Dağlarda örgüte giden gençlerin geride kalan ailelerinin 12 Eylül askerî yönetiminin acımasız uygulamalarının yarattığı öfke ve çaresizlikle kendi gençlerine yardımcı ve destek olmaları kaçınılmazdı. &lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); line-height: 22px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); line-height: 22px; "&gt;12 Eylül askerî yönetiminin insanlık ve hukuk dışı yaklaşım ve uygulamaları özellikle 90 günlük gözaltı süresi içinde istisnasız her kişiye yapılan sistemli ve kurumsal işkence uygulamaları, gözaltındaki ölümler, Diyarbakır Askerî Cezaevi’ndeki uygulamalar ve cezaevindeki ölümler, örgüt üyesi ve silah aramaları sırasında köy halkına yapılan zulüm ve haysiyet kırıcı davranışlar aslında Türk sorunu bağlamında ortaya çıkan Kürt sorununun çözümünü zorlaştırmış ve Kürt milliyetçiliğini kışkırtıp güçlendirmiştir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); line-height: 22px; "&gt;&lt;b style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;&lt;br /&gt;12 EYLÜL PKK’YI HAKLI ÇIKARMIŞTIR&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;12 Eylül askerî yönetiminin bu uygulamaları şiddeti tek propaganda aracı olarak kullanan PKK’nın tüm gerekçelerini haklı çıkarmış ve PKK’yı adeta meşrulaştıracak bir süreci başlatmıştır. 12 Eylül askerî yönetimi uygulamaları sırasında yine tarihsel bir alışkanlıkla bazı aşiret reislerini tıpkı Şeyh Said ayaklanmasında olduğu gibi (Hevarkanlar, Haco) diğerlerine karşı kullanmıştır. Koruculuk sistemi de bu anlayışın bir sonucudur. Nitekim aşiret reisi Sedat Bucak Susurluk’ta devletin emniyet bürokratı ve yasadışı görevlisi ile birlikte suçüstü yakalanmıştır. &lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); line-height: 22px; "&gt;&lt;br /&gt;1984 yılından sonraki süreçte de devlet farklı bir politika izlememiş, şiddete daha çok şiddetle karşılık vermiş, yöre halkını ezmiştir. Köy yakmalarla insanlar yerlerinden edilerek kırsal kesim insansızlaştırılmıştır. Devlet şiddeti reddeden Kürt gruplarını, önderlerini ve aydınlarını taraf olarak kabul ederek sorunun tartışılmasını istememiştir. Önce Kürt kimliğini yadsımış, sonra Kürt realitesini kabul etmiş, ancak bir Kürt sorunu olduğunu kabule yanaşmamıştır. Başta Kürt sorununun varlığını kabul eden Başbakan daha sonra bu noktadan gerilere düşerek militarist bir dil kullanmaya başlamıştır. Ancak AKP’nin de bu sorunu militarist alandan siyasi alana taşıyacak vizyonu, programı ve cesareti bulunmamaktadır. Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından bugüne dek devleti yönetenler derin bir aymazlık hali sürdürmüşlerdir. Oysa Türkiye’nin tarihsel sürece ve Avrupa tecrübesine baktığında ne yapması gerektiğini bilmesi gerekir. &lt;b style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜNİTER DEVLET VE ÖZERKLİK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Üniter devlet iki boyutlu bir devlet örgütlenmesidir. Üniter devletin birinci boyutu merkezin ülke içinde kişiler ve yer yönünden sınırlı olmaksızın kurallar koymasıdır. Bu siyasal iktidarın tekliğini ve uluslararası alanda da tek devlet olduğunun kabulünü gösterir. İkinci boyut ise merkezin koyduğu kuralların hangi model bir örgütlenmeye dayalı olarak gerçekleştirileceğidir. Örneğin federal devletlerde de siyasal iktidar tek olduğu için bu tip devletler uluslararası alanda tek devlet olarak kabul edilmektedirler. Federasyonlarda da federal devlet güçlü mali olanakları olan ve ordusu bulunan tek siyasal otoritedir. Federal Almanya (daha çok yürütme federalizminin söz konusu olduğu Landlar), Kanada (Eyaletler), İsviçre (Kantonlar), Avusturya (Landlar), Belçika (Bölgeler), ABD, Hindistan ve Avustralya (Devlet) federal modele örnektir. (&lt;i style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;Üniter Devlet&lt;/i&gt;; Atilla Nalbant) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek millet söylemi milletin aynı dil, din, mezhep, ırk, kültür özellikleri gösterdiği ülkelerde sorun yaratmayabilir, ancak birden çok dil, din, mezhep, ırk, kültür çeşitliliğine sahip bir ülkede devlet bu siyasi birliği oluşturan unsurlara karşı eşit davranmak, eşit mesafede durmak zorundadır. Bu nedenle tarafsız olması gereken devlet çoğunlukta da olsa bir etnik topluluğu, belli mezhep sahiplerini ön plana alan, kayıran politikalar izleyemez. İşte farklılıkları barındıran bir ülkede hakem olması gereken devletin merkezi de teknik bir merkez haline gelmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa yukarıda belirtilen federal örnekler yanında bölgesel devletler yapılanmasıyla bunu sağlamıştır. Üniter devlet olan bölgesel devletlerde de siyasal iktidar tektir. Siyasal planda birliği sağlama amacı tüm bölgesel devletler için temel olup, devlet olmanın hedefinde bu vardır. Ancak siyasi birlik çok değişik tekniklerle sağlanmıştır. Tüm bölgesel devletlerin anayasalarında devletin tekliği ve bölünmezliği belirtilmiştir. Bölgesel devletlerden İspanya’da 1978 Anayasası ile geniş bir toplumsal mutabakat sağlamaya dayalı özerklikler tanınmıştır. Anayasanın girişinde bütün İspanyolların ve İspanya halklarının insan haklarını, kültürlerini, geleneklerini ve dillerini korumak amaç edinilmiştir. Anayasanın 2. maddesinde ulusal birlik ve ülkenin bölünmezliği belirtildikten sonra bölge ve milliyetlerin özerklik hakkı tanınmış ve aralarındaki dayanışma ve işbirliği garanti edilmiştir. &lt;b style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İSPANYA VE İTALYA ÖRNEĞİ&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İspanya’da 17 özerk bölge ve iki özerk kent bulunmaktadır (Çoklu İspanya). Anayasa milliyetlere de özerklik tanımaktadır (Katalonya, Bask ülkesi, Galisya). İspanya’da özerk topluluklar Almanya’nın federe devletlerinden daha geniş bir yasama yetkisine sahiptirler. Yine İspanyol anayasası, ifade özgürlüğü alanını genişleterek ayrılıkçılığı savunan parti ve derneklerin kurulmasına imkan tanımıştır. İspanyol anayasasına göre ortak tarihsel, kültürel ve ekonomik özelliklere sahip, komşu iller, adalar ve tarihsel bölgesel varlığı olan iller özerk topluluk oluşturabilirler. Her bölgenin parlamentosu ve hükümeti bulunmaktadır. Ancak yargı birliği ilkesi uyarınca bölgelere yargı yetkisi tanınmamıştır. İtalya’da 20 özerk bölge vardır. İtalyan Anayasası 5. maddede tek ve bölünmez cumhuriyetin yerel özerklikleri tanıdığını ve gerçekleştirilmelerini kolaylaştıracağını belirtir. İtalyan özerk bölgeleri daha çok yerinden yönetimin güçlendirilmesine yönelik olarak belirlenmiştir. İtalyan dili cumhuriyetin resmî dili olarak kabul edilmiş ancak 6. maddede dil açısından mevcut azınlıkların özel önlemlerle korunacağı garantisi verilmiştir. İtalya’da da her bölgenin parlamentosu ve hükümeti bulunmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki devlet de üniter devlettir. Bu bölgelerin anlamı belirli bir coğrafya parçasında yaşayan ulusaltı bir halkın siyasal varlığının ve yaşadığı coğrafi sınırların tanınması ve bir kısım siyasi ve idari yetkilerin bu bölgeye aktarılmasıdır. Her iki ülkenin anayasası da bölgelere mali özerklik tanımaktadır. Ayrıca bölgelere kolluk gücü kurma yetkisi de verilmiştir. Anayasa özerk bölgeleri kentleşme, konut planlaması, bölgesel ulaşım, tarım, ormancılık, balıkçılık, bölgesel ekonomik kalkınma, yerel fuarlar, sağlık konularında yetkili kılmıştır. Savunma, ordu, yargı, dış politika, vatandaşlık, gümrük rejimi, devlet maliyesi, sosyal güvenlik, öğretime ilişkin temel normlar gibi konularda merkezi devlet yetkilidir. Bunun dışında devletin özerk bölgeler üzerinde yargı denetimi dışında da denetim yöntemleri bulunmaktadır. Bu nedenle bölgeli devlette yine de siyasal merkeziyetçilik belirgindir. Özerklik sadece farklılıkların yarattığı çatışma ve gerilimlerin yönetilmesinde barış içinde birlikte yaşamayı sağlayan bir seçenek sunmaktadır. &lt;b style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OSMANLI DA BÖLGESEL DEVLETTİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Bölgesel devletlerin tarihsel örnekleri çokuluslu imparatorluklardaki özerk memleket örnekleridir. Osmanlı İmparatorluğu’ndaki ayrıcalıklı eyaletler (Hicaz, Tripoli, Aynoroz yarımadası) bugünün bölgesel devletlerindeki düzenlemelere benzerlik gösterir. Osmanlı’da dinsel topluluk sistemi, kişi yönünden yerinden yönetim örnekleri de (Kürt emirlikleri, Özerk Kürt sancakları) vardır. Osmanlı İmparatorluğu bölgesel devlete örnektir. Osmanlı’da 1876 anayasasında devletin tekliği ve bölünmezliği belirtilmiş iken yukarıda değinilen istisnalar ve bölgesel devlet olma özelliği korunmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet yönetimi ise saf ve katıksız bir üniter devlet düzenlemesi getirmiştir. Bölgesel devletlerde yerel özgürlükler yerel öğeyle birlikte, milliyete bağlılık gibi öznel öğelerle de tanımlanmaktadır. Tüm bölgesel devletlerin anayasalarında devletin tekliği ve bölünmezliği belirtilmiş, diğer taraftan da siyasal bölgelerin varlığı tanınmıştır. İspanya’da ulus milliyetleri barındırır, İtalya’da Sicilya parlamentosunun yasama yetkisi ulusal birliğe engel değildir. Avrupa devletlerinde bölgesel farklılıkların hukuki plana yansımasının en geniş ölçüde önlendiği ülke Fransa’dır. Ancak Fransa’da da bölgelerin bölgesel kimliği bulunmaktadır. Korsika’nın kendine özgü bir yerel yönetim yapısı vardır. Ayrıca kültürel özerklik idari bölgeselleşme üzerinden sağlanmıştır. Korsika’da bölgesel diller öğretim sisteminde yer almıştır. (Nalbant- a.g.e.) &lt;b style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÖLGESEL KİMLİKLERDE ABARTILI HASSASİYET&lt;/b&gt;   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye bölgesel farklılıkları kaldıramamış, baskı ve şiddete dayalı asimilasyonda başarılı olamamıştır. Türkiye’de ifade özgürlüğü , siyasal çoğulculuk, temsil ve katılım konularında sınırlamalar bulunmaktadır. Kültürel çoğulculuk yoktur. Bölgesel kimlikler üzerinde baskı bulunmakta ve abartılı hassasiyetler yaşanmaktadır. Bölgesel kimliğe hukuki değer tanıma konusunda geri bir anlayış vardır. Kürt sorunu açısından çıkmaz burada yaşanmaktadır. Siyasal birlikle bölgesel taleplerin yeni bir sentezine gitmek zorunludur. Kürt sorunu bir güvenlik sorunu değildir. Bu nedenle de askerin görevi alanı içinde değildir. Güvenlik sorunu alt bir başlıktır. Sorunun şiddeti yöntem olarak dışlayan muhatabıyla yani bölgesel kimliğin siyasi ve toplumsal temsilcileriyle bir araya gelerek tartışılması gerekmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda belirttiğimiz modelleri ve özellikle tarihsel süreci, deneyimleri ve ülke coğrafyasının özelliklerini, bölge ekonomisini göz önüne alarak ülke coğrafyasında yaşayan tüm insanların barış ve huzurunu sağlayacak bir modeli yaratmak kaçınılmazdır. Kürt sorununun demokratik yaklaşımlarla çözülmesi belirttiğimiz bu uzlaşmayı gerektirmektedir. Kürt sorunu sadece bir insan hakları sorunu da değildir. Bunun yanı sıra ve daha önemlisi merkezi devletin ortaya koyduğu normların hangi model bir örgütlenmeyle ülke genelinde uygulanacağı sorunudur. İşte bu modelin bulunması bir uzlaşmayı gerektirmektedir. Türkiye merkezî bürokrasi karşısında yerel yönetimlerini güçlendirmekten dahi aciz bir noktada durmaktadır. Sorun yerel yönetimlerin güçlendirilmesinden daha önemli ve daha farklı bir çözümü işaret etmektedir. Tarihsel, sosyolojik, siyasi, hukuki, ekonomik ve kültürel boyutları olan bu sorunun tartışılması ifade özgürlüğünün genişletilmesi ve askerin bu tartışmanın dışına çıkarılması ile mümkündür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;ÇÖZÜM İÇİN ADIMLAR&lt;/b&gt;   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu noktada Kürt sorununun çözümü yeni bir sentezi gerektirdiğinden geniş bir toplumsal mutabakatla yeni bir anayasa yapmadan Türkiye’nin barışa ve huzura kavuşması imkânsızdır. Demokratik, sivil ve özgürlükçü bir felsefeye dayanması gereken bu anayasa erklerarası ilişkileri yeniden düzenlerken, bölgesel özerklikleri hangi anlamda tanıyacağını, yetkilerin merkezle bölgeler arasında nasıl paylaşılacağını da gösterecektir. Tarihsel gelenek sonucu gerek devlet gerek PKK aynı tarzda hareket etmekte, kısırdöngü içinde bu coğrafyada yaşayan herkes zarar görmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdullah Öcalan’ın kişisel kaygı ve beklentilerini bir tarafa koyarak Kürt siyaseti ve sorunu üzerindeki blokajı kaldırması Kürtlerin geleceği ve huzuru açısından çok önemlidir. Hükümetin söz konusu sorunu Türk tarafında bloke eden unsurları devre dışı bırakarak, ifade özgürlüğünün sınırlarının genişletildiği bir ortamda bu soruna tüm boyutlarıyla yaklaşılacağını ve sorunun çözümünde her türlü çözüm modellerinin tartışılabileceğini açıkça belirtmesi zorunludur. Kısaca Türkiye bu sorunu yeni bir anayasa inşası süreci içinde çözebilme başarısını gösterir ve üniter devlet içinde bölgesel devleti yaratabilirse bölünme korkusundan kurtularak siyasi birliğini güçlendirmiş olacaktır. &lt;i style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-1179360986721539722?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/1179360986721539722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/uniter-devlet-icinde-bolgesel-devlet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/1179360986721539722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/1179360986721539722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/uniter-devlet-icinde-bolgesel-devlet.html' title='Üniter devlet içinde bölgesel devlet olur mu'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-6812253596039893838</id><published>2008-11-11T05:36:00.000-08:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.623-08:00</updated><title type='text'>Yabancıya Fransız milli marşını ezberletelim</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); line-height: 22px; "&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold; "&gt;Göçmenlikle ilgili sert politikaları ile eleştirilen Fransa’da Göç ve Ulusal Kimlik Bakanı Hortefeux, göçmenlerin millî marşı bilmesi şartını savundu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;Fransa Cuhmurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin yakın arkadaşı olan Göç ve Ulusal Kimlik Bakanı Brice Hortefeux, ‘ülkedeki yabancılar eğer ülkede kalmak istiyorsa Fransız milli marşı La Marseillaise’i ezberlemek zorunda bırakılmalı’ dedi. Hortefeux’ye göre saf olmayan kanın dökülmesi ve yabancı işbirlikçilerinin yenilmesi çağrısı yapan, tarih ve Fransız değerlerini anlatan millî marş bütün yabancılara öğretilmeli.&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); line-height: 22px; "&gt;&lt;br /&gt;Bakan, Vichy’de düzenlenen Avrupa konferansı sırasında bu teklifini açıkladı: “La Marseillaise genelde şarkı olarak dinleniyor bir ders olarak değil. Biz göçmenlere kimin Fransa’da yaşamak isteyeceğini, şarkının nereden geldiğini, ne anlama geldiğini ve ne değerler taşıdığını anlatma konusunda başarısız oluyoruz.”&lt;br /&gt;Ocakta hükümetin Entegrasyon Yüksek Konseyi, Hortefeux’nun Amerikan milliyetçiliğinden ilham aldığı iddia edilen teklifini değerlendirecek. Bakan daha önce Avrupa’nın göç politikalarını eleştiren Nazi gibi giyinmiş göstericileri ‘geri zekalı’ olarak tanımlamıştı.&lt;br /&gt;Fransa, Britanya gibi göçmenlere karşı çok kültürlü bir yaklaşımda bulunmaktan ziyade onları Fransız toplumuna entegre etmeyi tercih etti. Sarkozy’nin 2007’de hükümetin başına geçmesi ile göçü engellemek için aralarında ülkedeki akrabalarının yanına yerleşmeyi düşünenlere uygulanması planlanan DNA testlerinin de olduğu birçok kısıtlama getirilmişti. &lt;br /&gt;Bakan Hortefeux’nun bu teklifi de, bir ay kadar önce Sarkozy’nin millî marş çalınırken taraftarların bağırması ya da ıslık çalması halinde maçları iptal edeceğini açıklaması üzerine geldi. Ekimde Sarkozy, Tunus’la yapılan bir futbol maçı sırasında milli marşın yuhalanması üzerine bunun bir skandal olduğunu dile getirmişti. Ayrıca Sarkozy bunun bir daha tekrarlanması halinde maç yetkililerinin maçı iptal edeceğini söylemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;EN KANLI MARŞ LA MARSEILLAISA •&lt;/strong&gt; La Marseillaise’i 1792’de Strasburg’a mevzilenmiş Ren Nehri ordusunda yüzbaşı olan Claude-Joseph Rouget de Lisle besteledi. Fransa, Avusturya ve Prusya’ya savaş açtığı zaman Marseilles’den çok fazla gönüllü asker gelmişti ve devrimcilerin 1792’de Paris’e girerken bu marşı söylemesi üzerine marşın adı Ren Nehri Savaş Ordusu’ndan La Marseillaise’e değiştirildi. 14 Temmuz 1795’te ise resmî olarak milli marş olan La Marseillaise kadar kanlı bir marş daha yok: “Silahlara vatandaşlar. Taburlar halinde dizilin. Marş, marş! Bırakın saf olmayan kan oluklarımızı sulasın.”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-6812253596039893838?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/6812253596039893838/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/yabancya-fransz-milli-marsn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/6812253596039893838'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/6812253596039893838'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/yabancya-fransz-milli-marsn.html' title='Yabancıya Fransız milli marşını ezberletelim'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-8214211364619490180</id><published>2008-11-11T05:30:00.000-08:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.629-08:00</updated><title type='text'>Askerî bütçe denetimi ve sivil irade eksikliği</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: 10px; "&gt;&lt;span style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font-family:Times New Roman TUR;"&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font: normal normal normal 160%/140% Georgia, 'Times New Roman', Times, serif; color: rgb(51, 51, 51); margin-bottom: 13px; "&gt;Lale Sarıibrahimoğlu/Taraf/24.09.2008&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font: normal normal normal 160%/140% Georgia, 'Times New Roman', Times, serif; color: rgb(51, 51, 51); margin-bottom: 13px; "&gt;En baştan belirtelim de kafası bir türlü almayanlar belki durumu bir nebze olsun kavrarlar. Bir ülkede sivil ve askerî kurumlar ile özel şirketler ve vakıfların tüm faaliyetlerinin denetimi, o ülke insanının refah seviyesini artırır. Hem de bu kurumların yararına sonuçlar doğurur denetim mekanizması. Türkiye’de demokratikleşme çabaları çerçevesinde son yıllarda sivil kurumların denetimi bir ölçüde yapılabiliyor, yapılmayanlar da medya aracılığıyla kamuoyuna deşifre ediliyor.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font: normal normal normal 160%/140% Georgia, 'Times New Roman', Times, serif; color: rgb(51, 51, 51); margin-bottom: 13px; "&gt;Ne yazık ki askerî kurumların bütçeleri ile devlete ait ellerindeki mal ve silahların denetimi hiç mi hiç yapılamıyor, kimi yasalar buna bir ölçüde elverse bile. Nitekim, askerî bütçenin denetimi yolunu açan AK Parti’nin Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, 23 ağustos tarihli &lt;i style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;Taraf&lt;/i&gt; gazetesine verdiği demeçte, TBMM’nin bütçe hakkını (Askerî) yeterince kullanmamasından yakınabiliyor.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font: normal normal normal 160%/140% Georgia, 'Times New Roman', Times, serif; color: rgb(51, 51, 51); margin-bottom: 13px; "&gt;Gönül’e göre, “Milletvekillerinin savunma bütçesinin incelenmesinde daha aktif davranması, askerî harcamaların Avrupa standartlarında şeffaf ve denetimli olmasına hizmet edecek.” (&lt;i style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "&gt;Taraf&lt;/i&gt; 23 Ağustos 2008).Anlayacağınız Türkiye’nin Ağustos ortalarında kamuoyu ile paylaştığı AB’ye uyum için yerine getirilmesi gerekenleri içeren Ulusal Program’da, yapılan yasal düzenlemeler çerçevesinde askerî bütçe denetiminin gerçekleştirilmekte olduğu savlanırken konunun muhatabı Bakan Gönül, Parlamento’nun bu hakkını yeterince kullanmadığını belirterek çelişkiyi açıkça gözler önüne seriyor.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font: normal normal normal 160%/140% Georgia, 'Times New Roman', Times, serif; color: rgb(51, 51, 51); margin-bottom: 13px; "&gt;Belki çelişkiden de öte, gerek iktidar partisi gerekse Meclis’te temsil edilen diğer partilerin, askerî bütçenin denetlenmesi yolundaki iradesizliklerini ortaya koyuyor.Oysaki biz vergi mükelleflerini temsil eden milletvekillerinin, askerî bütçe denetimini de layıkıyla yerine getirmeleri asli görevleri.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font: normal normal normal 160%/140% Georgia, 'Times New Roman', Times, serif; color: rgb(51, 51, 51); margin-bottom: 13px; "&gt;Savunma harcamaları ve askerî malların denetimi yoluyla da işletilecek hesap verilebilirlik ilkesinin kamuya yani bizlere yararı olduğunu bilmemizde yarar var. Nitekim Dünya Bankası’nın, kredi verdiği ülkelerde 2002 yılında yapılan bir araştırma, şeffaf ve hesap verilebilirlik ilkelerinin kamu açısından nasıl bir yarar sağladığını gözler önüne seriyor. *Araştırma, kamu harcamalarına, savunma harcamalarının da dahil edilmesinin şu üç yararını sıralıyor; savunma politikalarının kamuoyu tarafından daha iyi anlaşılarak, kabul görmesi; savunma harcamalarına ayrılan miktarın sebeplerinin hangi akılcılığa dayandığının açıklığa kavuşması ve savunma harcamalarının daha etkin ve rasyonel kullanımının önünün açılması.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font: normal normal normal 160%/140% Georgia, 'Times New Roman', Times, serif; color: rgb(51, 51, 51); margin-bottom: 13px; "&gt;Bu arada belirtmekte yarar var, Türkiye’de savunma dahil tüm harcamalar artık önümüzdeki üç yılı kapsayacak biçimde kamuoyuna ilan ediliyor.Ama benim sözünü ettiğim konu, askerî bütçenin denetlenmemesi üzerine.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font: normal normal normal 160%/140% Georgia, 'Times New Roman', Times, serif; color: rgb(51, 51, 51); margin-bottom: 13px; "&gt;Nitekim, Bayburt’ta bir askerî karargahta 2003 yılında yaşanmış bir olay, askerî denetimi oldukça sınırlı tutan mevcut yasalara dahi uyulmadığını gözler önüne seriyor.Sayıştay Denetçileri, denetim yapmak üzere gittikleri Bayburt’taki Jandarma Genel Komutanlığı’na bağlı 48. İç Güvenlik Tugay Komutan Yardımcılığı kapısından, askerî yönetmelik gerekçe gösterilerek geri çevriliyorlar.Sıkı durun, sorun ne biliyor musunuz?, aynı yasa, sınırlı olsa da hem askerî denetime izin veriyor hem de vermiyor. Niye mi?, yanıt askerî yönetmelik. Yani yönetmelik yasanın önüne geçiyor.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font: normal normal normal 160%/140% Georgia, 'Times New Roman', Times, serif; color: rgb(51, 51, 51); margin-bottom: 13px; "&gt;Başına sivil bir bakanın atandığı Milli Savunma Bakanlığı, Bayburt olayı üzerine (denetimle ilgili yanıtın bir yıl sonra gelmesi prosedür gereği) 18.10.2004 tarihinde tüm askerî saymanlıklara bir yazı göndererek, “askerî kadrolarla askerî teçhizat, levazım, ayniyat, fabrika ve müesseselerin TBMM adına Sayıştay denetimine tabii olduğu, ancak 832 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 38. maddesinin son fıkrası gereği bu denetimin Sayıştay denetçileri yerine Milli Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı’na bağlı teftiş kurulları marifetiyle denetleneceğini,” belirtiyor.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font: normal normal normal 160%/140% Georgia, 'Times New Roman', Times, serif; color: rgb(51, 51, 51); margin-bottom: 13px; "&gt;Bu yazının bir örneğinin gönderildiği Sayıştay Başkanlığı ise, kendisine bağlı memurların denetim hakkının geri çevrilmesine karşı yasal bir işlem bile yapmıyor.Oysaki Sayıştay Kanunu’na 2003 yılında eklenen 12. madde, TBMM Başkanlığı’nın talebi üzerine Sayıştay denetçilerinin, askerî karargâhlarda, o da belirli bir konu ile sınırlı olmak üzere denetim yapmalarının önünü açıyor.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font: normal normal normal 160%/140% Georgia, 'Times New Roman', Times, serif; color: rgb(51, 51, 51); margin-bottom: 13px; "&gt;Sayıştay denetçileri, Bayburt denetimini, yukarıda belirtilen yasaya istinaden yapmak isterlerken, aynı yasanın 38. maddesine dayanılarak 1969 yılında TSK’nın kabul ettiği bir askerî yönetmelik gerekçe gösterilerek, kapıdan geri çevrilmişler.Dolayısıyla, askerî yönetmelik, Sayıştay Kanunu’na eklenen ve zaten sınırlı askerî denetimi öngören 12. maddeyi gözardı ederek, 2003 yılından bu yana karargâhlarda denetim yapılmasını engellemiş.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font: normal normal normal 160%/140% Georgia, 'Times New Roman', Times, serif; color: rgb(51, 51, 51); margin-bottom: 13px; "&gt;İstisnai ve sınırlı durum olmaksızın tüm asker ve sivil kurumların rutin biçimde mallarının denetlenmesinin önünü açan ve mevcut Sayıştay Kanunu’nun yerine geçmesi öngörülen yeni Sayıştay Kanunu yasa taslağı ise iktidar ve muhalefet arasındaki tartışmalar yüzünden 2005 yılından beri komisyonlarda bekletiliyor.Anlayacağınız mevcut yasa, askerî yönetmeliklere takılıp, sivil irade eksikliğini ortaya koyarken silahlar dahil devlete ait askerî malların sınırsız bir biçimde denetiminin önünü açacak taslak yasa da yine bizi temsil eden Meclis’te kanunlaşamıyor.&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font: normal normal normal 160%/140% Georgia, 'Times New Roman', Times, serif; color: rgb(51, 51, 51); margin-bottom: 13px; "&gt;Denetim yapmazsanız, son yıllarda çeşitli evler ile gecekondu semtlerinde ortaya çıkartılan yüksek miktardaki bomba ve cephanelik ile Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombaların da izini doğal olarak süremezsiniz.Denetimsizliğin faturasını çok ağır bedellerle ödüyoruz...&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font: normal normal normal 160%/140% Georgia, 'Times New Roman', Times, serif; color: rgb(51, 51, 51); margin-bottom: 13px; "&gt;&lt;span style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font-family:Times New Roman TUR;"&gt;* Nicole Bal, Malcolm Holmes, “Integrating Defense into Public Expenditure Work”, Commissioned by UK Department for International Development (11 Ocak 2002).&lt;/span&gt;&lt;span style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; font-family:Times New Roman TUR;color:#0000ff;"&gt;http://www.grcexchange.org/docs/SS11.pdf&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-8214211364619490180?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/8214211364619490180/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/askeri-butce-denetimi-ve-sivil-irade.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/8214211364619490180'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/8214211364619490180'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/askeri-butce-denetimi-ve-sivil-irade.html' title='Askerî bütçe denetimi ve sivil irade eksikliği'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-9154310295652975321</id><published>2008-11-10T09:03:00.000-08:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.639-08:00</updated><title type='text'>Cinsel Tacizin Kavramsallaştırılması</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"   style="border-collapse: separate; color: rgb(0, 0, 0); font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: normal; orphans: 2; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;font-family:'Times New Roman';font-size:16;"&gt;&lt;table style="width: 549px; height: 4743px;" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr  style="font-style: italic;font-family:georgia;"&gt;&lt;td&gt;&lt;span class="title style13" style="color: rgb(17, 17, 17); text-decoration: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Derleyen: Fatma Cansu Varol, Şebnem Keniş / Mart 2007&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" font-style: normal;font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr  style=";font-family:georgia;"&gt;&lt;td&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;BarışaRock Festivali sırasında yaşanan feminist protestolar, İstanbul’daki pek çok feministin cinsel taciz pratikleriyle tanıdığı tiyatrocu Mehmet Esatoğlu’nu ve cinsel taciz konusunu yeniden gündeme getirdi. Bu durum, kadınların gündelik hayatının bir parçası olan cinsel tacizin nasıl ele alınması gerektiği üzerine de bir tartışma açıyor. Cinsel tacizin ne olduğu, nasıl tanımlandığı, cinsel tacize karşı nasıl bir mücadele geliştirmek gerektiği sorularını da beraberinde getiriyor.  Cinsel taciz üzerine yürütülen tartışmaları feminist bir çerçeveden ele alabilmek için feminist hareketin cinsel tacizin kavramsallaştırılmasına sunduğu katkıları derleyen bir yazıyı sitemiz okuyucularıyla yeniden paylaşmak istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Bu yazı, Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü(BÜKAK) Bülteni'nin Bahar'07 sayısında, “Üniversitede Cinsel Taciz” dosyası içinde yayınlanmıştır. Bu dosyaya sitemiz üzerinden ulaşılması mümkündür.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Okuma Notları 1&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a title="" name="_ftnref1" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=2352132031009817418&amp;amp;postID=4401628666201294175#_ftn1" style="color: rgb(137, 85, 170); text-decoration: none; "&gt;&lt;sup&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Ekonomik güçle birleşen cinsiyetler arası eşitsizliğin işverenler tarafından işçilere cinsel erişim elde etmek için kullanılmasının oldukça eski bir tarihi var. 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın başlarında ABD’de, İngiltere’de, Kanada’da ve Almanya’da özellikle hizmetçiler, fabrika işçisi ve tezgâhtar kadınlar sürekli tacize ve tecavüze maruz kalıyorlardı. Ancak o dönemlerde çalışan kadınların, ahlaksız ve cinsel anlamda kötü şöhretli olmakla itham edilmeleri sebebiyle, işverenlerinin ve üstlerinin “ileri giden” davranışlarına karşı çıkmaları için hiçbir dayanakları yoktu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Bugün cinsel taciz olarak nitelendirdiğimiz pek çok söz ve davranış o dönemlerde henüz cinsel taciz olarak kavramsallaştırılmamış olduğundan işyerinde cinsel taciz diye bir suç tanımı ve cezası bulunmuyordu. Kölelik döneminde köle kadınlar cinsel mülk sayılırlardı. Köleler sahiplerinin cinsel davranışlarını reddetme hakkına sahip değillerdi; çünkü köleye tecavüz kavramı yasal olarak mevcut değildi. Sahiplerinin davranışlarına karşı çıkan köleler ciddi olarak cezalandırılırlardı. İşverenlerinin yakınlaşmalarına izin vermedikleri vakit işi bırakmaya zorlanırlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Günümüzde cinsel taciz olarak algılanan davranışlar 1930’larda ve 1940’larda çalışan kadınların işlerinin bir parçası olarak kabul edilirdi:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;“Cazibeli olan her genç kadın farkında olmasa da ve bunu hiç istememiş olsa bile tahrik edici olabilir. Bununla baş etmeyi öğrenmek kızların iş hayatındaki eğitimlerinin bir parçasıdır. Patronun/müşterinin ya da ustanın ‘farklı niyetler’i olduğunu anlayınca uygulanabilecek standart teknik; bunları görmezden gelmek ve bu davranışlar ciddi değilmiş gibi davranmaktır. Oyunun kuralı şudur: Adam çizgisini aşmaz ve kızın kendisine karşı çıkmasını gerektirecek kadar ileri gitmez. Ama bazen adam kontrolünü kaybedebilir. İşte bu durumda kız gerçekten kötü bir durumdadır. Tamamen suçsuz olsa bile paçayı kurtarmak için işi bırakmaktan başka bir alternatifi yoktur.”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Bu cümleler 1935’de basılan bir iş görgü kuralları kitabında genç kadınları işyerinde karşılaşacaklarına dair eğitmek amacıyla sarf ediliyor. Cinsel taciz tanımının ortaya çıkışının tarihsel sürecine bakıldığında kadınların işyerlerinde maruz kaldıkları tacizin cinsel taciz tartışmalarının merkezinde olduğu görülmektedir. Cinsel tacizin oldukça eski bir tarihi olsa da bu olgunun kavramsallaştırılması 70’lerde II. Dalga Feminizm’in ortaya çıkması ile mümkün oldu. Geçmişte cinsel taciz olarak algılanmayan pek çok davranış 70’lerin feministlerince taciz olarak adlandırılmaya başlandı. Önceleri “özel dertler” olan bu davranışlar “kamusal konulara” dönüştürüldü. Engellenebilir/engellenmesi gereken davranışlar bütünü olan cinsel tacizin ona maruz kalan kişilerce tek başına baş edilebilir olmadığı dile getirildi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Cinsel tacizin ilk tanımı 1975 yılında Lin Farley ve Çalışan Kadınlar Birliği tarafından yapıldı, bu girişim cinsel tacizin bireysel bir sıkıntı olarak değil toplumsal bir mesele olarak tartışılması anlamında önemli bir adımdı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;“Uygunsuz ya da saldırgan bulduğunuz ve işinizde huzursuz olmanıza neden olan tüm tekrarlanan ve istenmeyen cinsel yorumlar, bakışlar, teklifler ya da fiziksel temaslar cinsel tacizdir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Bu tanıma kısa süre içinde birtakım eleştiriler yöneltildi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Davranışın cinsel taciz olarak değerlendirilmesi için&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;tekrarlanması&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;gerekmediği; bazı davranışların&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;bir defa&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;gerçekleşmiş olmasına karşın cinsel taciz sayılmak için yeterli olduğu belirtildi. Ve tanım bu doğrultuda revize edildi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;1975’te yapılan tanım, tacizi cinsellikle sınırlandırmakla da eleştirildi. Bir davranışın cinsel taciz olarak adlandırılması için&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;cinsel&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;olmak zorunda olmadığı;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;cinsiyetçi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;bir davranışın, yorumun, teklifin ya da ifadenin de cinsel taciz olduğu belirtildi. Sonraları cinsel taciz kavramı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;gender harassment&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="" name="_ftnref2" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=2352132031009817418&amp;amp;postID=4401628666201294175#_ftn2" style="color: rgb(137, 85, 170); text-decoration: none; "&gt;&lt;sup&gt;&lt;strong&gt;&lt;sup&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;ı kapsayacak şekilde genişletildi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Ayrıca cinsel tacizin güç ilişkilerini/eşitsizliklerini de içerdiği hatta bazı durumlarda bunun bir koşul olduğu söylendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Catharine MacKinnon 1979’da basılan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Sexual Harassment of Working Women&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;adlı kitabıyla cinsel tacizin toplumsal ve hukuksal anlamlarının inşasını büyük ölçüde etkilemiştir. MacKinnon bu kitabında cinsel tacizi ikiye ayırmıştır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;1)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;                &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Quid pro quo&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="" name="_ftnref3" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=2352132031009817418&amp;amp;postID=4401628666201294175#_ftn3" style="color: rgb(137, 85, 170); text-decoration: none; "&gt;&lt;sup&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;&lt;sup&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;[2]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;u&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; taciz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;: Üst konumdaki bir kişinin işe alma, terfi ettirme, maaş artırma, yüksek notlar verme ya da benzer rüşvetler karşılığında cinsel taleplerde bulunması ya da cinsel talepleri reddedildiği takdirde işten atma, düşük notlar verme ya da benzer tehditlerde bulunması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;2)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;                &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Hostile environment&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="" name="_ftnref4" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=2352132031009817418&amp;amp;postID=4401628666201294175#_ftn4" style="color: rgb(137, 85, 170); text-decoration: none; "&gt;&lt;sup&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;&lt;sup&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;[3]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/a&gt;&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;u&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;taciz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;: Bireyin iş performansına zarar vermeyi ya da bireye aşağılayıcı, düşmanca ve saldırgan bir çalışma ortamı yaratmayı hedefleyen yahut buna neden olan sözlü ve fiziksel tüm cinsel davranışlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;MacKinnon cinsel tacizi ayrımcılığın bir sonucu olarak ele almaktadır:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;“Eğer bir kural ya da uygulama bir bireyin cinsiyetinden ötürü sistematik olarak sosyal mahrumiyetine katkıda bulunuyorsa bu kural ya da uygulama ayrımcıdır. Ve cinsel taciz kadınların sistematik olarak dezavantajlı konuma düşmesine katkıda bulunan bir uygulamadır, işte tam da bu nedenle ayrımcıdır.”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="" name="_ftnref5" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=2352132031009817418&amp;amp;postID=4401628666201294175#_ftn5" style="color: rgb(137, 85, 170); text-decoration: none; "&gt;&lt;sup&gt;&lt;strong&gt;&lt;sup&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;[4]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;MacKinnon ve bu yaklaşımı savunan diğer aktivistlere göre cinsel taciz, kadınları erkeklerden aşağı tutmak ve geleneksel olarak erkek işi kabul edilen iş alanlarına kadınların girmesini engellemek için bir araç niteliğindedir. Dolayısıyla cinsel taciz erkeklerin önüne çıkmayan engelleri kadınların önüne sıralayarak iş yaşamında yükselmelerini engellemektedir. Aynı zamanda yine MacKinnon’a göre cinsel taciz mevcut ataerkil sistemin devamını sağlamanın da bir yoludur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Güç eşitsizliği, bağımlılık ilişkisi ve sosyal hiyerarşi cinsel tacize zemin hazırlayan koşullardır. Cinsel taciz tanımının çıkış noktasına, kamuoyuna yansıyan vakalara, kadın bedeninin nesneleştirildiği pratiklere baktığımızda cinsel tacize maruz kalanların en çok kadınlar olduğu açık bir gerçektir. Cinsel taciz mağdurlarının ezici çoğunluğunun kadınlar olmasının nedeni ataerki ve toplumsal cinsiyet rolleridir. Ataerkil sistem eksik ve zayıf gördüğü kadınlara yönelik cinsel tacizi meşru kılmaktadır. Benzer bir şekilde ataerkinin anormal gördüğü ve geleneksel toplumsal cinsiyet rollerinden hiçbirine yakıştıramadığı lezbiyenler, geyler, biseksüeller, travestiler ve transseksüeller de yoğunluklu bir biçimde cinsel tacize maruz kalmaktadırlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Cinsel Taciz Suçunun Yasalaştırılması&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Cinsel tacizin yasalara girmesi ve suç olarak kabul edilmesi feminist hareketin en büyük başarılarından biridir. Cinsel taciz yasalaşmadan önce işverenlerinin ya da üstlerinin tacizlerine karşı çıkmak için dayanakları olmayan kadınlar, artık tacizle tek başına baş etmek zorunda kalmayacaklardı. Cinsel tacizin yasalaştırılması önemli bir adım olmakla beraber iki büyük tartışma doğurmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;1)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;     &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Cinsel tacizden koruma kadın ve erkek eşitliğine uygun düşer mi?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;2)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;     &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Cinsel taciz suçu ceza kanununda mı yoksa ayrımcılık kanununda mı yer almalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Eşitlik mi Pozitif Ayrımcılık mı?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Cinsel tacizin yasalaştırılması eşitlikçi söylem tarafından yoğun bir biçimde eleştirilmiştir. Eşitlikçi söylem, cinsel tacizden koruma yasalarının kadın ve erkek eşitliğine uygun düşmediğini; bu yasaların kadınları her türlü cinsel söz ve davranıştan korunması ve kollanması gereken, yardıma muhtaç, çocuklaştırılmış kimseler olarak konumlandırdığını iddia etmektedir. Bu görüşe göre, cinsel tacizden korumanın birtakım tehlikeleri vardır: Bu koruma durumu namus bekçiliğine dönüşebilir. “Kadın iffeti değerlidir”, “Kadınlar korunması gereken çiçeklerdir” gibi algıları güçlendirebilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Bu eşitlikçi söylemin karşı tarafında pozitif ayrımcılığı savunanlar yer almaktadır. Pozitif ayrımcılıktan yana olanlar, cinsel tacizin önlenebilir bir davranış olduğunu ancak taciz mağdurlarının kendi başlarına bunun üstesinden gelemeyeceklerini savunurlar. Ataerkil biçimde yapılanan toplumda kadınlara yönelik sistematik bir ayrımcılık uygulanır. Dolayısıyla eşitlikçi yasaların, eşit olmayanlar arasındaki adaleti sağlama yönündeki işlevi kuşku uyandırır. Bu nedenle, bu tür vakalarda mağdur konumda olması muhtemel kesimleri koruyan pozitif ayrımcı yasalar gerekmektedir. Yasal düzenlemelerle mağdurların desteklenmesine ihtiyaç vardır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Ceza Kanunu mu Ayrımcılık Kanunu mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Cinsel taciz suçunun ceza kanununda olması gerektiğini savunanlar, cinsel tacizin hasarının bireye, bireyin kişisel cinsel bütünlüğüne ve işine yönelik olduğunu düşünür ve cinsel tacizi esas olarak “kişisel” kabul ederler. Bu görüş tacizciyi anormal, hastalıklı ve sapık olarak değerlendirerek suçu toplumsal kökenlerinden koparıp salt kişisel bozukluklara indirgeme tehlikesi taşır. Böylece bu perspektif cinsel tacizin ataerkil gücün suç sisteminin bir parçası olduğu gerçeğini yoksayar ve görünmez kılar. Diğer yandan, ayrımcılık kanunu cinsiyet, ırk, etnik köken, din, yaş ve maluliyet ayrımı gözetmeksizin fırsat eşitliğini garanti altına almak için bulunmaktadır. Yani ayrımcılık kanunu güç dinamiklerine karşı hassastır ve cinsel tacizi bu güç dinamikleri içinde konumlandırarak suçun toplumsal ve sistematik olduğu gerçeğini kabul eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Yasal düzenlemeler cinsel tacizi önlemek konusunda oldukça gerekli olsa da tek başına yeterli değildir. Bu düzenlemelerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi için gerekli altyapının ve olanakların hazırlanmış olması oldukça önemlidir. Bu durum Türkiye’de sıklıkla karşımıza çıkan, ciddi bir sorundur. Türk Ceza Kanunu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="" name="_ftnref6" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=2352132031009817418&amp;amp;postID=4401628666201294175#_ftn6" style="color: rgb(137, 85, 170); text-decoration: none; "&gt;&lt;sup&gt;&lt;sup&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;[5]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;(TCK)’nda şiddet uygulayan kocaya yönelik yaptırımlar olmasına rağmen kadınlara özel bir destek sunulmadığı durumlarda (iş bulma, avukat sağlama, sığınak vs.) bu kanunlar yetersiz kalmaktadır. Dolayısıyla yasal düzenlemelerin uygulanabilmesi için kadınlara destek verecek kurumların ya da kurumsal düzenlemelerin oluşturulması hayati önem taşımaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;TCK’da ve çalışmamız sırasında başvurduğumuz kaynaklarda belirtildiği gibi Amerikan yasalarında cinsel tacizin yasal sınırları, tacizi tüm boyutlarıyla ele almaktan çok uzaktır. Bu yasalarda cinsel taciz tanımı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;quid pro quo&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;taciztanımı ile sınırlıdır ve&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;hostile environment&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;tacizi yer almamaktadır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Kadınların maruz kaldığı cinsel tacizin, en çok&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;hostile environment&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;tacizi şeklinde yaşandığı düşünülürse yasalardaki bu boşluğun büyüklüğü kolayca fark edilebilir. İşte bu boşluğu doldurmak amacıyla, bazı kurumlar cinsel tacize karşı birtakım kurumsal politikalar benimsemişlerdir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Kurumsal Cinsel Taciz Politikaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;ABD’de pek çok kurum&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;hostile environment&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;tacizi engellemek amacıyla kurumsal cinsel taciz politikaları geliştirmiştir. Kurumsal cinsel taciz politikaları yasal cinsel taciz tanımından çok daha geniş bir tanım benimser. Kurumsal politikalar genellikle cinsel tacizi “bu davranışa maruz kalan” kimsenin algısına göre tanımlarken; yasalar bir davranışı cinsel taciz olarak tanımlamak için kişinin algısından daha “kuvvetli” argümanlar ister. Kurumsal politikalar, davranışın yöneltilen kişi tarafından hoş karşılanmamış olmasını bu davranışın taciz sayılması için yeterli bir kriter olarak görürken; mahkemeler bunu yeterli görmez. Bu bağlamda, yasalar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;quid pro quo&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;tacizi temel alırken, kurumsal politikaların&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;hostile environment&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;tacizitemel aldıkları söylenebilir. Aslında üniversitelerde ihtiyaç duyulan tam da bu kurumsal politikalar ve bunların uygulanmasıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Üniversitede Cinsel Taciz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Yukarıda belirtildiği üzere güç eşitsizliği, bağımlılık ilişkisi ve sosyal hiyerarşi iş yaşamında cinsel tacize zemin hazırlayan koşullardır. Bu koşullar üniversitede cinsel taciz olgusu için de geçerlidir. Tarafların öğretim üyesi-öğrenci, üniversite personeli-öğrenci olduğu durumlarda benzer bir asimetrik güç dağılımı ve bağımlılık ilişkisi söz konusudur. Örneğin hoca-öğrenci arasında yaş farkından, akademik kariyerden, sosyal statü farkından kaynaklanan bir hiyerarşi söz konusudur. Ayrıca öğrenci, dersi geçmek ve dersten iyi not almak için hocaya bağımlı durumdadır. Bu bağlamda, hoca-öğrenci ilişkisi çoğu zaman hiyerarşi ve bağımlılık olgularıyla şekillenmektedir. Bu iki faktör cinsel tacizin gerçekleşmesinde belirleyici olabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Üniversitede cinsel taciz olgusunu incelerken sadece rahatsız edici, cinsel içerikli söz ve davranışların değil cinsiyetçi/ayrımcı tutumların da, bunlara maruz kalanların söz konusu ortamlardaki varoluşlarını zora sokacağını unutmamak gerekir. Cinsiyete yönelik ayrımcı davranışlar, aşağılamalar, dışlamalar da cinsel taciz bağlamında değerlendirilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Avril Butler ve Mel Landells’in 1994’te kadın öğretim görevlileri arasında yaptıkları anket çalışması da bu belirlemeyi doğrular niteliktedir. Ankete göre saldırgan davranışlar arasında en sık deneyimlenenlerden biri toplantılarda ya da seminerlerde sözünün kesilmesi durumudur. Anketi cevaplayan kadınlardan biri toplantıda uyarıda bulunup rahatsızlığını dile getirdiğinde kendisine şu tür cevaplar verilmiş: “Yanlış anladın, bu her tartışmada olan normal bir durumdur. Sen de çok hassas ve duygusalsın.” Yine aynı anket çalışması sırasında bir başka kadın kendisinden kıdemli bir meslektaşıyla beraber gittiği akademik bir ziyareti anlatmış: “Benden bir sekretermişim gibi davranmam beklendi. Oradaki meslektaşlarımla eşit birer meslektaş gibi tanıştırılmamış olmama oldukça canım sıkıldı. Çünkü kim olduğum açıklanmadı ve beni onun sekreteri sandıklarını tahmin ediyorum.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Tüm bu pratiklerin pek çok kadın üzerinde bıraktığı etki şudur: Üniversitedeki güç merkezlerinden uzaklaşmak; toplantılardan kaçınmak ve bu yolla karar alma ve politika üretme süreçlerinden dışlanmak; erkek meslektaşlarla çalışmaktan kaçınarak daha çok öğrencilerle çalışmaya yoğunlaşmak. Toplantıda ya da seminerde sözünü kesme, toplantılardan haberdar etmeme gibi davranışlar; cinsiyetçi ya da hor gören sözler; görünüş ya da giyim ile ilgili saldırgan yorumlar ise erkekler tarafından kurumdaki kadınları kontrol etmek için birer güç kaynağıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Bu bağlamda, üniversitelerde personel, öğretim görevlisi ve öğrenciler arasında yaşanabilecek cinsel tacize karşı kurumsal politikalar oluşturulması ve uygulanması çok önemli bir yerde durmaktadır. Türkiye’de Boğaziçi Üniversitesi cinsel tacize karşı kurumsal politika geliştirmiştir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a title="" name="_ftnref7" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=2352132031009817418&amp;amp;postID=4401628666201294175#_ftn7" style="color: rgb(137, 85, 170); text-decoration: none; "&gt;&lt;sup&gt;&lt;sup&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;[6]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;ve benzer bir girişim Sabancı Üniversitesi’nde de başlamıştır. Bu politikalar tacizden doğrudan etkilenenlerin etkin katılımıyla oluşturulmalıdır ve uygulanmaları da en az oluşturulmaları kadar önem taşımaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;hr align="left" size="1" width="33%"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;a title="" name="_ftn1" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=2352132031009817418&amp;amp;postID=4401628666201294175#_ftnref1" style="color: rgb(137, 85, 170); text-decoration: none; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Bu yazı, “Üniversitede Cinsel Taciz Algıları” anketinin hazırlık sürecinde faydalanılan aşağıdaki makalelerden derlenerek hazırlanmıştır:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Margaret A. Crouch,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Thinking About Sexual Harassment&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;, “Chapter 2: The Conception of Sexual Harassment” s. 25–36; “Chapter 4: Sexual Harassment and Emprical Research”, (New York: Oxford University Press, 2001) s. 101–138.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Avril Butler and Mel Landells,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Feminist Academics: Creative Agents for Change&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;, “Taking Offense: Research as Resistance to Sexual Harassment in Academia”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;yay. haz. Louise Morley ve Val Walsh (Taylor&amp;amp;Francis, 1995) s. 156–168.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Jennifer Saul,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Feminism – Issues&amp;amp;Arguments&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;, “Sexual Harassment”, (New York: Oxford University Press, 2003) s. 45–73.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;a title="" name="_ftn2" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=2352132031009817418&amp;amp;postID=4401628666201294175#_ftnref2" style="color: rgb(137, 85, 170); text-decoration: none; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Gender harassment&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;, bir kişinin toplumsal cinsiyetinden ötürü maruz kaldığı ayrımcılıktır ve cinsel taciz tanımının içinde değerlendirilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;a title="" name="_ftn3" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=2352132031009817418&amp;amp;postID=4401628666201294175#_ftnref3" style="color: rgb(137, 85, 170); text-decoration: none; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;[2]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Quid pro quo&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;,İngilizce’de bedel veya karşılık anlamına gelmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Quid pro quo&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;, tacizde, tacizci cinsel taleplerinin kabul edilmesi karşılığında ödüller teklif etmekte; diğer yandan, taleplerinin reddedilmesinin bedeli olarak tehditler öne sürmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;a title="" name="_ftn4" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=2352132031009817418&amp;amp;postID=4401628666201294175#_ftnref4" style="color: rgb(137, 85, 170); text-decoration: none; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;[3]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Hostile environment,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Türkçede düşman/düşmanca çevre/ortam anlamına gelmektedir. Bu tip cinsel taciz vakalarında ortaya konan bir ödül ya da tehdit olmamakla birlikte kişiyi rahatsız eden bir ortam yaratılır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;a title="" name="_ftn5" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=2352132031009817418&amp;amp;postID=4401628666201294175#_ftnref5" style="color: rgb(137, 85, 170); text-decoration: none; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;[4]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Catharine&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;MacKinnon&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Sexual Harassment of Working&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Women, (Yale University Press, 1979) s. 117.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;a title="" name="_ftn6" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=2352132031009817418&amp;amp;postID=4401628666201294175#_ftnref6" style="color: rgb(137, 85, 170); text-decoration: none; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;[5]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Türk Ceza Kanunu: http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5237.html&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;a title="" name="_ftn7" href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=2352132031009817418&amp;amp;postID=4401628666201294175#_ftnref7" style="color: rgb(137, 85, 170); text-decoration: none; "&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;[6]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;http://www.boun.edu.tr/government/etik/tacizden_koruma_korunma_klavuzu.html&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-9154310295652975321?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/9154310295652975321/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/cinsel-tacizin-kavramsallastrlmas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/9154310295652975321'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/9154310295652975321'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/cinsel-tacizin-kavramsallastrlmas.html' title='Cinsel Tacizin Kavramsallaştırılması'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-3200246311726368066</id><published>2008-11-05T07:04:00.000-08:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.654-08:00</updated><title type='text'>eBay'den fildişi ürünlere satış yasağı..</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: 15px; line-height: 18px; "&gt;&lt;p class="b yGeo" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 6px; margin-left: 0px; font-family: Georgia; font-weight: bold; "&gt;eBay önümüzdeki yılbaşından itibaren büyük miktarlarda fildişi kullanılmış ürünlerin satışına izin vermeyecek&lt;/p&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em; "&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 6px; margin-left: 0px; font-family: Georgia; "&gt;Elektronik ticaret şirketi eBay, önümüzdeki yılbaşından itibaren fildişi ürünlerin satışını yasaklayacak. Şirketin blogunda (internet günlüğü) yer alan açıklamada, "Bu yöntemin,nesli tehlikeye girmiş ve korunmakta olan türler için en iyi koruma yöntemi olduğunu düşünüyoruz" denildi. eBay’in satış yasağı kapsamına, 1900’lü yıllardan önce yapılmış küçük miktarlarda fildişi kullanılmış eşyalar girmeyecek, yaşı ne olursa olsun, büyük miktarlarda fildişi kullanılmış ürünlerin satışına izin verilmeyecek. Afrika ve Asya filleri, ABD’de yasalarla koruma altına alınmasına karşın Uluslararası Hayvan Koruma Vakfının (International Fund for Animal Welfare-IFAW)raporuna göre, eBay üzerinden en çok fildişi ürün satışı şirketin ABD’deki sitesinden yapılıyor. IFAW raporunda, Afrika ve Asya’da her yıl 20 binden fazla filin talebi karşılamak için yasa dışı şekilde öldürüldüğü ifade ediliyor. Humane Society International adlı çevre kuruluşunun yöneticisi Teresa Telecky ise kontrolsüz, kanlı fildişi ticaretinde eBay’ın ellerini yıkama kararının takdire değer olduğunu belirterek, bunun diğerlerine de örnek olması gerektiğini kaydetti. (aa)&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-3200246311726368066?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/3200246311726368066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/ebay-fildisi-urunlere-sats-yasag.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/3200246311726368066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/3200246311726368066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/ebay-fildisi-urunlere-sats-yasag.html' title='eBay&amp;#39;den fildişi ürünlere satış yasağı..'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-6505333161862044768</id><published>2008-11-05T06:53:00.000-08:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.676-08:00</updated><title type='text'>Hasankeyf, Buddha ve Taliban</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"   style="  line-height: 18px; font-family:Arial;font-size:15px;"&gt;&lt;p class="b yGeo"  style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 6px; margin-left: 0px;  font-weight: bold; font-family:Georgia;"&gt;Barajlarla kalkınmak mümkün &lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;olabilseydi eğer, Keban’ın içinde yer aldığı bölgenin Türkiye’nin en gelişmiş bölgelerinden biri olması gerekirdi&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; line-height: 22px; "&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="b yGeo"  style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 6px; margin-left: 0px;  font-weight: bold; font-family:Georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; line-height: 22px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Türk hükümeti Hasankeyf’i yok etme kararlılığını en yetkili ağzından tasavvur edilmesi de kabul edilmesi de güç bir üslupla bir kez daha ilan etti. Kullanılan üslubun ölçüsüzlüğü, kullanan kişinin Türkiye’yi yönetme tarzı ve üslubuyla birlikte düşünüldüğünde çok da şaşırtıcı gelmemesine rağmen, bu derece ölçüsüz ve ağır bir üslup karşısında sessiz kalmamak gereği vardır. Başbakan, Hasankeyf’in yok edilmesine karşı çıkanları terör örgütü üyesi ve yandaşları olarak itham ederken, “denize nazır bir Hasankeyf” vaadiyle baraj kurulması konusundaki kararlılığını yineliyordu. Bunu söylerken de Hasankeyf’in taşınacağı aldatmacasının ardına sığınıyor, Hasankeyf’in yok olmayacağını ileri sürüyordu. Hasankeyf’in taşınamayacağı, ancak yok edilebileceği gerçeği bölgeyi ziyaret eden herkesin üzerinde en ufak kuşkuya yer kalmadan uzlaşabileceği bir konu. Zira bir dağın, kendini oluşturan kaya kültürü, mağaraları, yerleşim biçimi ve antik kalıntılarıyla taşınabilmesi, siteyi yakın zamanda ziyaret eden biri olarak bana hiç mümkün görünmedi. Aynı gözlem, konunun uzmanları tarafından da dile getirilmektedir zaten. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="b yGeo"  style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 6px; margin-left: 0px;  font-weight: bold; font-family:Georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; line-height: 22px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Hasankeyf’le ilgili tartışmaları, medya kanalıyla izlememe rağmen ancak kısa bir süre önce burayı ziyaret edebilme şansı buldum. Hasankeyf’e vardığımda önce burayı karşıdan gören ve bu amaçla oluşturulmuş alana arabamı park ettim ve park eder etmez, üç küçük çocuk tarafından sıcak bir hoş geldinle karşılandım. Çocuklar, Hasankeyf’i kendileriyle beraber ziyaret etmemi önerdiklerinde, önce tereddüt ettim; sonra ısrarlarına dayanamayıp kendimi onlara teslim ederek, onların rehberliğinde siteyi beraber dolaşma tekliflerini kabul ettim. Hasankeyf bende öncelikle yakın bir zaman önce izlediğim İranlı genç yönetmen Hana Makmelbaf’ın Afganistan’da çektiği o çok samimi ve sıcak “Utanç” (Buddha Collapsed Out of Shame) adlı filmini çağrıştırdı. Zihnim, filmde gördüğüm ve etkilendiğim o çarpıcı görüntülerle, Hasankeyf arasında kendiliğinden bir ilişki kurdu. Aynı şekilde, izlediğim filmde de yer alan, iki binli yılların başında Afganistan’daki Taliban yönetimi tarafından dinamitlenerek çökertilen görkemli Buddha statüsünün o utanç verici görüntüleri de zihnimden aktı gitti. Hasankeyf de Buddha gibi utancından yok olacak mıydı? Mezopotamya’nın binlerce yıllık tarihinin tanığı olan, hala insanların yaşadığı, bölgenin bu en eski, en özgün yapısı bir baraja ve adı bölgesel kalkınma projesi (!) denilen bir uygulamaya kurban edilecek miydi? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="b yGeo" face="Georgia" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 6px; margin-left: 0px;  font-weight: bold; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; line-height: 22px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Hasankeyf’in yok olacağı düşüncesi bende, Buddha’nın o heybetli gövdesinin dinamitlenerek yok edilişinin ve bunun karşısında uygar dünyanın mutlak bir çaresizlik içindeki canlı tanıklığının yaşattığı utanç duygularının tekrar canlanmasını tetikledi. Yıllar önce Buddha’nın yok edilişini izlerken yoğun olarak yaşadığım utanç ve suçluluk duygusu, Hasankeyf’in büyük ölçüde Dicle’nin suları altında yok olup gideceğini bilmem dolayısıyla tekrar nüksetti. Buddha’nın yıkılışı anında yaşadığım utanç, keder ve öfke karışımı duygular bütün ziyaretim boyunca bana eşlik etti. Evet, zihnim, Buddha’nın yıkılışı ve “Utanç” filminden yansıyan görüntülerle Hasankeyf arasında kendiliğinden bağlantılar kurdu. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="line-height: 1.5em; "&gt;&lt;p face="Georgia" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 6px; margin-left: 0px;  "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Barajı savunan ve yapımında ısrar eden düşünce, barajın bölgesel kalkınmayı sağlayacağı argümanını öne sürüyor. Oysaki bu savunulan geleneksel bölgesel gelişme modeli, uygulandığı bölge insanlarının tercihlerini dikkate almayan, bölgenin tarihsel ve kültürel birikimini tehdit eden, ekolojik dengesini geri dönüşsüz biçimde değiştiren ve ekosistemini yok eden, dolayısıyla da sürdürebilir olmayan, savunulması güç ve mekanik bir model. Bu projeyle, Hasankeyf’le birlikte bölgenin bütün zengin, özellikli ve özgün tarihi dokusunun büyük oranda tahrip ve yok olacağı öngörülmektedir. Her şeyden önce yapılması planlanan Ilısu barajı enerji odaklı bir proje, yani bölgesel kalkınmaya katkısı sınırlı olabilecek bir proje. Diğer yandan, barajlarla kalkınmak mümkün olabilseydi eğer, Keban’ın içinde yer aldığı bölgenin Türkiye’nin en gelişmiş bölgelerinden biri olması gerekirdi. Bu proje, bölgesel kalkınmadan çok ülkenin artan enerji ihtiyacını karşılamaya dönük olarak tasarlanmış olsa gerektir. &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p face="Georgia" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 6px; margin-left: 0px;  "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Enerji üretimi günümüz Türkiye’sinin yaşamsal sorunlarından biri olmasına rağmen, bu sorun bugüne ilişkin bir sorun; uzak olmayan bir gelecekte teknolojik ve bilimsel gelişmeler sonucunda bu soruna daha makul ve kabul edilebilir çözümlerin oluşması son derece muhtemel ve beklenebilir bir durum. Ancak ikinci bir Hasankeyf yok ve yok edildiğinde bir daha geri dönmesi mümkün değil. Buna karşın, Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nin baraja karşı argümanları son derece yerinde ve güçlü argümanlar. Burada yalnızca şu kadarını belirtmek gerekir ki, kalkınma adına bu bölgeye dönük birçok küçük, etkili ve sürdürülebilir kalkınma projeleri geliştirilebilir ve bunların bölgesel kalkınmaya etkisinin barajın yaratacağı etkiden çok daha fazla olacağı öngörülebilir. &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p face="Georgia" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 6px; margin-left: 0px;  "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Küçük rehberlerim tek başına dolaştığımda keşfedemeyeceğim bazı küçük detayları da bölgenin büyük tarihi ile birlikte, ciddi bir profesyonellikle bana aktardılar ve zamanımın kısıtlı olması sebebiyle, bu kısa ziyaretimdeki en isabetli kararımın onların rehberlik tekliflerini kabul etmek olduğunu kavradım. Lider rehberim bana içinde insanların yaşadığı yapıların çatılarında, pencere çevrelerinde ve kapılarında kullanılan mavi rengin anlamını sorduğunda, o ana kadar bunu fark etmediğime şaşırdım. Bu soru üzerine, mavi rengin kafelerde bulunan masa ve sandalyelerde kullanılan ahşabın da rengi olduğunu fark ettim. Rehberime göre, mavi renk akreplerden korunmanın bir yöntemiymiş. Akrepler maviyi kırmızı, kırmızıyı mavi olarak görürlermiş. Maviyi kırmızı olarak gördüklerinden, maviyi görünce ya geri çekilirlermiş ya da kendilerini sokarak yok ederlermiş. Barajla birlikte belki “denize nazır” çay içilebilecek, ancak bu Hasankeyf’siz, dolayısıyla keyifsiz bir deniz olacaktır. İnsanları akreplerden koruyan mavi renk, bakalım bu kez Hasankeyf’i insanlardan koruyabilecek mi?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 6px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="  line-height: 18px; font-size:11px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="blue_font9"  style="color: rgb(64, 130, 165); padding-left: 3px; padding-right: 3px;   font-weight: bold; text-decoration: none; font-size:9pt;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;FERHAT İYİDOĞAN &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 6px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(64, 130, 165);  font-weight: bold; line-height: 18px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Radikal Gazetesi &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 0); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;28/10/2008&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 6px; margin-left: 0px; font-family: Georgia; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-6505333161862044768?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/6505333161862044768/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/hasankeyf-buddha-ve-taliban.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/6505333161862044768'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/6505333161862044768'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/11/hasankeyf-buddha-ve-taliban.html' title='Hasankeyf, Buddha ve Taliban'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-8832286837022016307</id><published>2008-10-31T14:53:00.000-07:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.663-08:00</updated><title type='text'>"Devlet Güvenliği İfade Özgürlüğünü Rehin Aldı"</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span"   style="  ;font-family:Verdana;font-size:12px;"&gt;&lt;div class="spot" style="font-style: italic; "&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Temmuz-Ağustos-Eylül'de 77'si gazeteci 116 kişi, görüşleri ve devlet odaklı hak ihlallerini haberleştirmeleri nedeniyle 73 ayrı davada yargılandı. 36'sı, 301. maddeden sanıktı. Gazetecilere yönelik suçlar cezasız kalıyor; askeri nitelikli sansür girişimleri artıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;BİA İfade Özgürlüğü Masası, Temmuz-Ağustos-Eylül'ü kapsayan üç aylık "Medya Gözlem Raporu"nu yayınladı. Masa, 2000'den bu yana düzenli olarak medyaya, habercilere ve düşünceyi ifadeye yönelik hak ihlallerini izleyerek üçer aylık raporlarla kamuoyunu bilgilendiriyor. Medya Gözlem Raporları önde gelen uluslararası ifade özgürlüğü kuruluşları &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.ifex.org/"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;IFEX&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.rsf.org/"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;RSF&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.cpj.org/"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;CPJ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.article19.org/"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Article XIX&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;'un yanısıra Avrupa Komisyonu ve AGİT için de bir başvuru kaynağı oluşturuyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;İletişim özgürlüğünü kısıtlayan düzenlemelere, Terörle Mücadele Yasası (TMY), Türk Ceza Kanunu (TCK), Atatürk'ü Koruma Kanunu'nun arından &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;5651 Sayılı İnternet Suçları Kanunu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; da eklendi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Küresel video paylaşım sitesi &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;youtube.com&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; barındırdığı "Atatürk aleyhindeki videolar"ı dünya veri tabanından çıkarmadığı gerekçesiyle, Türkiye'de altı aydır yasaklı. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;dailymotion&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; sitesi de bir ay kapalı kaldı. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;geocities.com&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; sitesi de sekiz aydır erişilmez durumda. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;gundemonline.com&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; sitesi yargı kararıyla yasaklandı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h2 style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;İnternet sansürü yaygın, yargı Oktar'ın izinde&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;"Yaratılışçılık" savunucusu Adnan Oktar'ın "kişiliğe hakaret" başvurusuyla mahkemeler Eğitim-Sen'in&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;egitim-sen.org.tr&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; sitesi, Turan Dursun'un &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;turandursun.com&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; sitesi ve &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;anarsist.org&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; sitelerine erişim yasağı getirildi. İnternet kullanıcıları, tek bir içeriği gerekçe göstererek bir sitenin tümüne erişmeye yasak getirilmesine karşı seslerini yükseltiyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;BİA Medya Gözlem Masası'nın &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Temmuz-Ağustos-Eylül 2008 Medya Gözlem Raporu,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; 77'si gazeteci 116 kişinin görüşlerini ifade ettikleri, devlet odaklı hak ihlallerini haberleştirdikleri ya da kınadıkları için 73 ayrı davada yargılandığını saptıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;32 sayfalık raporun kaydettiğine göre, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Yeni Şafak &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;gazetesi silahlı saldırıya uğradı, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Taraf&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; muhabiri&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Turan Aktaş &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;polislerce darp edildi, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;antenna.org&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; ve &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;ortakpayda.org&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; siteleri hacklendi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Birgün&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; okuru &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Tutku Türkol&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; gözaltına alınarak taciz edildi; gazeteciler &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Mustafa Balbay&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; ve &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Ufuk Büyükçelebi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; "Ergenekon" Soruşturması kapsamında gözaltına alındı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Yazar &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Murat Coşkun&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;, Peri Yayınları'nca yayınlanan &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;"Acının Dili Kadın"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; kitabında "kin ve düşmanlığa tahrik" suçunu işlediği gerekçesiyle gıyabında 1 yıl 15 güne mahkûm edildi ve  hala hapiste. Yerel savcıyla ilgili eleştirel yayınlarından dolayı tutuklanarak 109 gün hapiste kalan Gergerli gazeteci &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Hacı Boğatekin,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; Musa Anter'in adının Tunceli'de bir caddeye verilmesini önerdiği için tutuklanan Kürt siyasetçi &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Mahmut Alınak&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; ve Kevser Mızrak'ın anmasına katıldığı için tutuklanan sendikacı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; Meryem Özsöğüt&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; tahliye edildiler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h2 style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Habercilere saldırılar cezasız, Dink Cinayeti 2. yılında&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;220 kişinin durumunu ele alan rapor ihlalleri &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;"Saldırı ve tehdit"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;, "Gözaltı ve tutuklamalar", &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;"Dava ve girişimler", &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;"Düzenleme ve hak aramalar", &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;"Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi",&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; "Sansüre tepkiler" ve&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;"RTÜK uygulamaları" &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;başlıklarıyla sunuyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Hrant Dink&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; Cinayeti davasının gidişi, geçmişte de aydın ve gazetecilere karşı işlenen politik cinayetlerin siyasi irade olmadan sınırlı yargı gücüyle sonuçlandırılamayacağını gösteriyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;1 Mayıs gösterilerinde Cumhuriyet'ten&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; Ali Deniz Uslu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;'nun kolunu kıran, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Esra Açıkgöz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;'ü coplayan polisler yargı önüne çıkarılmadı. Beytüşşebap'ta polisleri darptan şikayet eden DHA muhabiri &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Emin Bal&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;"hakaret"ten mahkum oldu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h2 style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;"Güvenlik" gerekçesiyle sansürün her türlüsü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Çatışma bölgelerindeki operasyonların sorgulanmasına alışık olmayan Genelkurmay, PKK örgütünün&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Dağlıca &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;ve &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Aktütün &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;baskınlarının sorgulanmasını yalnızca bir stratejik sorun olarak algılıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Askeri Savcılık, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;"Dağlıca Baskını Biliniyordu" &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;manşetini atan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; Taraf &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;gazetesinden elindeki belgeleri istedi. Mahkeme, "PKK açıklamalarına yer verdiği" için &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;gundemonline.com&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; sitesini yasakladı; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Alternatif&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;gazetesinin yayını bir ay süreyle durdurdu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Hayat Televizyonu, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Roj TV'ye "Newroz kutlama görüntülerini sağladığı" iddiasıyla Türksat uydusundan çıkarıldı; kanal yetkililerinin girişimleriyle "hata" üç hafta sonra düzeltildi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Emniyet, MİT ve Jandarmanın izleme yetkisini haberleştiren gazeteciler &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Gökçer Tahincioğlu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; ve &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Kemal Göktaş,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; "gizli belge yayımlamak" ve "hakimi hedef yapmak"tan yargılanıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h2 style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Medya ve mizah Başbakanın hedefinde...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Doğan Grubu başkanı &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Aydın Doğan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;'ı hedef alan Başbakan Erdoğan, hızını alamayıp basın özgürlüğünü savunan açıklamalarından Uluslararası Basın Enstitüsü'nü (IPI) ve Dünya Basın Konseyleri Birliği'ne (WAPC) de saldırdı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Başbakanın şikâyetiyle, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Milas Önder&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; gazetesinden &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Melih Kaşkar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; bir fıkraya yer verdiği için hapisle,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Leman &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;dergisi de "Batının ilmini bilimini değil ahlaksızlığını aldık" kapağından, tazminatla yargılanıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h2 style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;301. Maddeden 36 kişi yargılanıyor&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;301. maddeden&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; açılan davalar "yargılama izni" için Adalet Bakanlığı'na gönderilirken, maddenin yürürlükte kalması yeni davalara kapı aralıyor: BBP yetkilileri, yazısında "Ermeni soykırımı"nı tanıdığı gerekçesiyle gazeteci &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Ahmet Altan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; ve Taraf gazetesi sorumlu müdürü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; Adnan Demir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;'i şikâyet etti. Emekli iş müfettişi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; Niyazi Uslay&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;'ın asker eleştirisi mahkûm edildi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Son üç ayda 301. maddeden 15'i gazeteci 36 kişi 18 davadan yargılandı. Adalet Bakanlığı, Hrant Dink'in "soykırımı tanıdığı için" katledildiğini söyleyen yazar &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Temel Demirer&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;'in dosyasına yargılama izni verdi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/102397/adalet-terazisi-konusana-islemiyor"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Geçen yılın aynı döneminde&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; 301'den 22 kişi, 15 dava çerçevesinde sanıktı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Demeç, haber ve raporlarıyla "yargıyı etkilemek"le suçlanan 13 kişiye 5 dava açıldı; ikisi beraat etti. Mizgin Özbek'in öldüğü operasyonu eleştiren Batman'daki &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;6 gazetecinin&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; hapsi isteniyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Vicdani ret ve savaş karşıtlığıyla ilgili düşüncelerini açıklamaktan &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Bülent Ersoy, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Perihan Mağden,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Gökhan Gençay, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;İbrahim Çeşmecioğlu, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Birgül Özbarış&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; ve &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Yasin Yetişgen &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;yargılanıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h2 style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;"Kin" davalarına 8 sanık&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Sekiz kişi "kin ve düşmanlığa tahrik"ten açılan 5 davada yargılandı; davaların tamamı sürüyor. DİHA muhabirleri &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Oktay Candemir &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;ve&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; Ercan Öksüz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;, "Zilan Katliamı'nın Tanığı Konuştu" röportajından yargılanıyorlar. Geçen yıl aynı "suç"tan 12 kişi sanıktı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h2 style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;"Hakaret" için 75 yıl hapis ve 1 milyon YTL tazminat tehdidi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Üç ayda 28'i gazeteci toplam 36 kişi, hakaret iddiasıyla açılan 23 davadan &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;75 yıl hapis ve 1 milyon 181 bin YTL tazminat&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; istemiyle yargılandı. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Siirt Mücadele&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; gazetesi sahibi &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Cumhur Kılıççıoğlu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; iki öğretim üyesine 2 bin 500 YTL tazminat ve ertelemeli bin 519 YTL adli para cezası ödemeye mahkûm edildi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Dink Cinayeti öncesinde Trabzon'da görevli istihbarat görevlisi Muhittin Zenit, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;bianet.org&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; sitesine 25 bin YTL, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;NTV'&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;ye de 90 bin YTL'lik tazminat davası açtı. Emniyetçi Feyzullah Aslan, yazar &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Fikret Otyam&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;ve gazeteci &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;İdris Özyol'&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;dan 20 bin YTL istiyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h2 style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Deniz Gezmiş'i anmak da "suç"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve İbrahim Kaypakkaya'yı anmak 35 yıl sonra hala suç: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Atılım &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;gazetesi sorumlu müdürü &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Sibel Bulut &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;"suç ve suçluyu övmek"ten yargılanacak. TCK'nın 215. maddesi uyarınca 2'si gazeteci 10 kişi 7 davadan yargılandı; 6'sı beraat etti.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h2 style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Kürt Sorunu haberciliğe yasaklandı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Mahkeme, Kandil Dağı'nda yaptığı röportajından &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;"Hürriyet" &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;muhabiri &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Sebati Karakurt&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; ve sorumlu müdürler &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Hasan Kılıç&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;'la &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Necdet Tatlıcan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;'ı "PKK açıklamasına yer vermek" ve "propagandasını yapmak"tan 100 bin YTL para cezasına mahkûm etti.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Gazeteci &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Cengiz Kapmaz, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Orhan Doğan ile yaptığı röportajı nedeniyle &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;"örgüt propagandası yaptığı"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;iddiasıyla 10 ay hapse ve 375 para cezasına mahkûm edildi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Kürt siyasetçi &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Orhan Miroğlu,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; bağımsız milletvekili adayken kitlelere Kürtçe konuştuğu için cezalandırıldı ve beş yıl süreyle "otosansüre" mahkûm edildi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h2 style=""&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Bir tek iyi haber...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), üç kişinin açtığı davada &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Türkiye'yi 6 bin 500 avro&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt; (yaklaşık 12 bin 200 YTL) tazminata mahkûm etti. Geçen yıl aynı dönemde 32 kişinin başvurusunda 14 bin 500 avroya (25 bin YTL) hükmedilmişti. (EÖ/EK)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(170, 170, 170); font-weight: bold; "&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(170, 170, 170); font-weight: bold; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;BİA Haber Merkezi - İstanbul&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;31 October 2008, Friday&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: georgia;"&gt;Erol ÖNDEROĞLU&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="dip" style="color: rgb(170, 170, 170); "&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-8832286837022016307?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/8832286837022016307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/10/guvenligi-ifade-ozgurlugunu-rehin-ald.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/8832286837022016307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/8832286837022016307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/10/guvenligi-ifade-ozgurlugunu-rehin-ald.html' title='&amp;quot;Devlet Güvenliği İfade Özgürlüğünü Rehin Aldı&amp;quot;'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-619146684425389498</id><published>2008-10-17T07:38:00.000-07:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.685-08:00</updated><title type='text'>Şiddete sıfır tolerans..</title><content type='html'>&lt;img alt="Şiddete sıfır tolerans" src="http://i.radikal.com.tr/644x385/2008/10/14/fft5_mf59672.Jpeg" /&gt;&lt;br /&gt;CNN International “güpegündüz” gerçekleştirilen Aktütün Karakolu saldırısı sonrası Türk makamlarına göre 23 arkadaşları öldürülen PKK’lıların görüntülerini yayınladı: Sevinçten halay çekip Kürtçe şarkılar söylüyorlardı. Saldırı sonrasında ölen 17 asker için düzenlenen törenlerde babaların daha doğru bir ifade ile erkeklerin vakurluğu göze çarparken annelerin, sevgililerin yani kadınların ise haykırışları ve ağlamaları dikkate çekiyor, medyamızca bu acı gözümüzün içine içine sokuluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konyaspor-Trabzonspor futbol maçında goller atıldıkça taraftarların sevinç nidaları yerine “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” nidaları stadyumları inletiyordu. Balıkesir Altınova’da bir adi suç sonrası tırmanan gerilim sonucu halk galeyana geliyor ya da getiriliyor; küçük kasabanın köşesine sıkıştırılmış homojen bir Kürt nüfusu barındıran mahalleler talan ediliyor ve “Kahrolsun PKK!” sloganları ile cenaze mezarlığa götürülüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Kolordu Hasdal Askeri Cezaevi’nde “güpegündüz” bir yangın çıkıyor ve dumandan zehirlenen iki asker ölüyordu. Ölen askerlerden Mecit Akkaya’nın eşi Nurhayat Akkaya eşinin darp edilerek öldürüldüğünü iddia ediyordu. Mecit’in eşine söylediği son sözleri ise şöyleydi: “Ben buradan sağ çıkamayacağım sanırım, hakkını helal et.” Mecit, askerlikten firar suçundan cezaevinde yatıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı cezaevine bundan dört ay önce resmi makamlarca “askerlikten firar ve emre itaatsizlik” gibi suçlamalardan ötürü Mehmet Bal da koyulmuştu. Mehmet Bal’ın askerlikten firar etmesinin ve emre itaatsizlikte bulunmasının tek nedeni Bal’ın vicdani retçi olması idi. O militarist bir düzen içerisinde yer almayı, o düzenin emirlerine uymayı, o düzenin eğitim mekanizması içerisinde yer almayı, silah tutmayı, silahı kullanmayı öğrenmeyi, üniforma giymeyi insani, hukuksal ve ideolojik nedenlerle ret etmiş bir vicdani retçi idi. Mehmet Bal, 8 Haziran 2008’de gözaltına alındı ve Beşiktaş İnzibat Bölük Komutanlığı’na götürüldü. Nezarethanede nöbetçi askerler tarafından şiddet gördü. Ertesi gün Mecit’in de o sırada orada bulunduğu 3. Kolordu Hasdal Askeri Cezaevi’ne götürülen Bal’ın zorla saçları kesildi ve tek tip elbise giydirilerek koğuşa konuldu. Burada nöbetçi astsubayın “gerekeni yapın” demesi üzerine koğuştaki diğer kişiler Bal’ı kalın bir sopayla dövdü, soğuk duşun altında tutarak tekmeledi. İşkence sonrasında bayılan Bal, Gümüşsuyu Askeri Hastanesi’ne kaldırıldı. Vicdani retçi Mehmet Bal hastaneden taburcu edildi ve şu an Adana Askeri Cezaevi’nde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bal kadar şanslı olamayanlar da var: Engin Ceber mesela. Ceber’in hikâyesini anlatmadan başka bir şiddet hikâyesini anlatmak elzem, çünkü Ceber’i ölüme götüren o yürüyüşün başlangıcı da şiddet dolu: Ceber’in arkadaşı Ferhat Gerçek, 7 Eylül 2007’de Yenibosna’da Yürüyüş dergisi satarken polis otosu tarafından durduruldu. “Yasa dışı satış yapıyorsunuz” denilerek gözaltına alınmak istendi. Gerçek buna direnince polisin açtığı ateş sonucu omuriliğinden yaralanıp felç oldu. Gerçek felçli olduğu halde tutuklandığı ve hakkında çeşitli suç isnatları ile hakkında dava açıldığı halde onu vuran polis hâlâ tutuklanmayınca Engin Ceber ve arkadaşları bunu protesto etmek için Yenibosna’da basın bildirisi okudular ve “Yürüyüş” dergisini satmaya başladılar. Ceber ve arkadaşları tutuklandı ve Metris cezaevine götürüldü. Ceber, 29 Eylül’de Metris T2 Hapishanesi’ndeki yoğun işkencelerden ötürü Şişli Etfal Hastanesi’ne reanimasyon bölümüne kaldırıldı. 6 Ekim’de Ceber kendisiyle görüşen avukatlarına gerek hapishane girişinde askerler tarafından, gerekse de tutuklu bulunduğu koğuşta gardiyanlar tarafından işkenceye maruz kaldığını söylüyor. 10 Ekim’de Ceber yaşamını yitirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Ekim akşamı Diyarbakır’da polis servis aracını tarayan PKK’lılar beş polisi öldürdüğü sıralarda, TBMM’de görüşülen sınır ötesi operasyon tezkeresi rekor (!) oyla kabul ediliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte size bir Türkiye manzarai umumiyesi! Militarizme, asker-ulus yaratma projelerine, erkekliğin onaylanması anlamına gelen zorunlu askerliğin getirdiklerine ve buna karşı çıkanlardan götürdüklerine, kadınları da bu milliyetçi ve militarist projeksiyon içerisinde duygu kabartan bir obje olarak kullanmaya, insanları birbirinden nefret ettirmeye ve kamplaştırmaya, genişletilmiş yetkilerle donatılmış polislerin hükümranlığına, daha birkaç sene öncesinde Başbakanlıkça şiddetin her türlüsü için karşı kampanyanın yüklenicilerinden biri olarak ilan edilmiş olan askerin kendi içerisindeki vahim şiddet olaylarına ve bunun gibi her türlü ayrımcılık ve şiddet içeren bütün eylemlere ve politikalara din, dil, ırk, etnisite, inanç ve ideolojilerden tamamen arınarak kocaman bir haykırışla “Hayır” demenin vaktidir şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HIDIR TOK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;not: Bu yazı 14 Ekim 2008 tarihinde Radikal gazetesinin Radikal Genç ekinde yayımlanmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-619146684425389498?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/619146684425389498/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/10/siddete-sfr-tolerans.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/619146684425389498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/619146684425389498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/10/siddete-sfr-tolerans.html' title='Şiddete sıfır tolerans..'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-7913596098777831615</id><published>2008-10-01T15:44:00.000-07:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.692-08:00</updated><title type='text'>Belediye dediğin ne işe yarar?</title><content type='html'>&lt;div class="post hentry"&gt; &lt;a name="5416033030388216327"&gt;&lt;/a&gt;T&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;ürkiye bir sosyal politikasızlıklar ülkesi ve belediyeler de bunların en büyük üreticileri haline gelmiş durumda. “Politikasızlığın üretimi” diye ucubelikler de ancak bu coğrafyanın insanlarına layık görülebilir. Belediyeler, Türkiye’de ilginç yönetim biçimleriyle karşımızda ve biz hangisi doğru diye düşünmekten kendimizi alıkoyamıyoruz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;div  class="post-body entry-content" style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: separate; color: rgb(0, 0, 0); font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; letter-spacing: normal; line-height: 22px; orphans: 2; text-align: left; text-indent: 0px; text-transform: none; white-space: normal; widows: 2; word-spacing: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;Örnekler bol, onların üzerinden anlatalım: Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek gerekli gereksiz kavşaklar, şehrin kültür ve tarih hafızasını simgeleyen belediye logosunu değiştirip postmodern bir kofluğu ifade eden başka bir logoyu kullanmak konusunda gösterdiği inat, sanata ve sanatçıların eserlerine “içine tükürme” bayalığını kadar tepki vermeler ve en son olarak kendi politikasızlığını başkaların politikasızlığın üzerinden nötralize etme çabaları gibi yönetim biçimleriyle Ankara’yı yönetiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki Gökçek neden seçilir? Çünkü Gökçek oy verme tercihlerini ideolojik ve kültürel referanslara göre yönlendiren bir kitleden değil de, seçimleri çok basit bir şekilde maniple edilebilecek kitlelerden (ki bunlar çoğunluğu oluştururlar) oy alabileceğini, şehrin çevresinde yaşayan bu insanların eğitimsizlik ve yoksunluk içinde geçen hayatlarını küçük hamlelerle nasıl iyileştirebileceğini ve bunun da geri dönüşümünü nasıl oya tahvil edebileceğini bilir. İnsanlara yapılan kömür yardımı onları kışın soğuktan korur, maddi olanaksızlığını da unutturur; düzenli bir şekilde yapılan erzak yardımı aza kanaat etmesini bilen, kıt kanaat yaşamakla geçip gitmiş ömürler için büyük bir lütuftur çünkü. Oradaki insanların merkezdeki insanlar için önemli ve vazgeçilmez detaylar olan yeşil alanların çokluğu, temizlik, ulaşımda rahatlık gibi hayata dair pratikleri talep edecek ne bir yaşamsal zorunluluğu ne de varsıllığı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara’da Çinçin mahallesi, İstanbul’da ise Sulukule ve Ayazma sakinlerinin, kentsel dönüşüm adı altında evlerini yıkmakla tehdit eden bir yönetimin kendilerine verdiği kömürleri ve erzakları geri çevirecek güçleri ve takatları yok çünkü. Kışın üşümeyip karnı tok yatağa girebilmek bu topraklarda şükürle karşılanır. Şükür de yoksulların umuttan sonraki en büyük can yongasıdır.&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Devam edelim: İzmir Büyükşehir Belediyesi de yeri ve zamanı geldiğinde yoksul mahallelerin yoksun kapılarını çalıp erzak yardımı yapıyor. Çünkü bunun siyaset zemininde geçerli bir yöntem olduğu gerçeğinin farkına vardılar. İstanbul Şişli’de ise Mustafa Sarıgül işsizliğin büyük bir sorun olduğunu belirttikten sonra kendilerinin de erzak gibi yardımlar yaptıklarını söyleyiverdi geçenlerde. Zengin Şişli’nin nice il bütçesinden daha büyük olan bütçesini Sarıgül iş alanları yaratmak yerine politika olarak bunu uygulayabiliyor. Ya da çoğu belediye meclis toplantılarında “nasıl daha doğru ve uzun vadeli sosyal politikalar uygulayalım”ı tartışmak yerine rant ekonomisini besleyen imar değişikliklerini, nasıl kültürel altyapıyı geliştirebiliriz yerine yaz şenlikleri düzenleyip popüler müzisyenlerden hangisini getirelim’i vb. tartışıyorlar. Ya da en korkuncu ahlak polisi uygulamalarını teşkilatlandırıp zorla ve baskıyla Keçiören örneğinde olduğu gibi bir ideolojik ve dini bir alan yaratmakla meşguller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki belediye yönetmek bu mu demek? Belediyeler yoksulluğu ve toplumsal adaletsizliği giderebilecek kalıcı ve uzun vadeli projeksiyonlar ortaya koyabilmelidir. İstanbul Kadıköy Belediyesi’nin (ki Vakit gazetesi Kadıköy’de iftar çadırı açmadığı için belediye başkanına hakaretler yağdırdı) yoksul mahallelere sağlık poliklinikleri açmasını ve bunları ücretsiz hale getirmesini ya da en görkemli ve saygı uyandıran örnek olarak addedilebilecek olan İzmir Dikili Belediyesi’nin toplu ulaşımda ve vatandaşların temel ihtiyaçlarında uyguladığı kâr amacı gütmeyen tüm sosyal bileşenleri de içeren politikalarını gururla iyi ve adaletli bir yönetimin tezahürleri olarak ortaya koyabiliriz. ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osman Özgüven (Dikili) ve Selami Öztürk (Kadıköy) bu ‘politik üretimlilik’lerinden dolayı yargılanacaklar; iftar çadırı kuranlar, erzak ve kömür dağıtıp bir popçuya konser verdirenler, birilerine rant yaratıp dayak mangaları kuranlar ise ‘politik doğruculuk’ sayesinde koltuklarına yayılıp bir diğer Ramazan’ı bekleyecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hıdır TOK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;not: Bu yazı 30 Eylül 2008 tarihinde Radikal gazetesinin Radikal Genç ekinde yayımlanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-7913596098777831615?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/7913596098777831615/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/10/belediye-dedigin-ne-ise-yarar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/7913596098777831615'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/7913596098777831615'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/10/belediye-dedigin-ne-ise-yarar.html' title='Belediye dediğin ne işe yarar?'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-8528363004348296417</id><published>2008-08-31T04:25:00.000-07:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.708-08:00</updated><title type='text'>Münazara Nedir, Ne Değildir?</title><content type='html'>Münazara münakaşa değildir. Yani herkesin bağıra çağıra konuştuğu, kimsenin hiçbir şey anlamadığı, sloganlara dayalı gürültülü konuşma değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Münazara düşüncelerin temellendirilip belli bir zemin üstünde ortaya konduğu, herhangi bir düşüncenin veya savın zıt kutuplarınca aklı selim bir şekilde tartışıldığı, tabulardan ve önyargılardan bağımsız bir tartışma biçimidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Münazara laf ebeliği değildir. Ağzı olan konuşuyor tadında değildir. Çok konuşmak değildir. Birbiriyle çelişen cümleleri kullanmak değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Münazara sözün derinlemesine düşünülüp biçimlendirildiği özlü konuşmadır. Konuşmalar ölçülüp tartılıp oluşturulmuş cümlelerden meydana getirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Münazara inanmadığın bir şeyi savunmak değildir. Aşağılamak, hakaret etmek, küçümsemek değildir. Omurgasızlık değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Münazara inandığımız şeylere neden inandığımızı temellendirmek için bir fırsat, inandığımız şeylerin farklı ve aykırı taraflarını görmemiz ve dillendirmemiz için de bir tecrübe ortamıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Münazara hoşgörülüdür. Eşitlikçidir. Olayların ve olguların farklı görüşe sahip kişilerce seslendirilmesine yardımcı olur. Her farklı görüş aynı sürede ve koşullarda dillendirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Münazara empatidir. Farklı şeylere ve görüşleri dillendirenlerin ruh ve düşünce halini anlamamıza yardımcı olur. Münazara bendeki seni sendeki beni günyüzüne çıkartılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Münazara düşünce emekçiliğidir, çevremizde ülkemizde ve dünyada yaşanan olaylara duyarsız kalmamaktır, araştırmak, incelemek, okumak, paylaşmak ve tartışmak demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Münazara yüzeysel olmamaktır. Apolitikliğe karşı durmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Münazara düşüncelerin ve kanıtlamaların en derin ve en iyi şekilde savunanın tartışmanın galibi ilan edildiği bir düşünce yarışmasıdır. Bilgi yarışması değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilginin hoyratça pazarlanması da değildir. Bilginin ve birikimin neden ve sonuç ilişkilerine dayalı olarak teorik ve pratik örnekler vasıtasıyla açıklandığı bir düşünce paylaşım platformudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Münazara paylaşım demektir. Diğer üniversiteler tarafından sıklıkla düzenlenen münazara turnuvalarına gidip hem üniversitemizi temsil etmek hem de farklı üniversitelerden öğrencilerle tanışabilmektir. Farklı şehirleri görüp, gezmek dostluklar kurabilmek, anıları biriktirmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Münazara kendini daha doğru, daha rahat ifade edebilmek demektir. Yüzlerce, binlerce insan karşısında konuşabilmektir. Münazara kendine güven demektir, münazara ikna yeteneği demektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-8528363004348296417?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/8528363004348296417/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/08/munazara-nedir-ne-degildir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/8528363004348296417'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/8528363004348296417'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/08/munazara-nedir-ne-degildir.html' title='Münazara Nedir, Ne Değildir?'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-3850434747071749466</id><published>2008-08-29T05:37:00.000-07:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.699-08:00</updated><title type='text'>Suçlu ayağa kalk!</title><content type='html'>&lt;meta equiv="CONTENT-TYPE" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;title&gt;&lt;/title&gt;&lt;meta name="GENERATOR" content="OpenOffice.org 2.4  (Win32)"&gt;&lt;style type="text/css"&gt; 	&lt;!-- 		@page { size: 21cm 29.7cm; margin: 2cm } 		P { margin-bottom: 0.21cm } 	--&gt; 	&lt;/style&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Raif Topçıl, Bülent Çınar ve Erkan Kargın.. Bu isimlerle ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu'na yapılan 'intihar saldırısı' sayesinde tanıştık. Üçü de olay yerinde öldü ve kendileriyle aynı yaşlarda olan 3 polis memurunu Mehmet Ö. Saçmalıoğlu, Erdal Öztaş ve Nedim Çalık'ı  da öldürdüler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Raif ve Erkan Bitlisli, Bülent Iğdırlı. Mehmet Osmaniyeli, Erdal Çorumlu ve Nedim de Rizeli. Hepsi taşradan gelen bu insanlar ABD Başkonsolosluğu önünde hayata veda ediyorlardı. Bu hikayede onlara biçilen rol ise uluslar arası terör aygıtlarının yerel 3. şahıs fedaileri olarak terörist olarak damgalanmak ile devletin güvenlik aygıtlarından birinin üyesi olarak şehit olarak nitelendirilmek arasında. Oysa ki bu çocukların hayatlarında çok özdeş noktalar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdal üniversite mezunuydu. Çoğu üniversite mezunu gibi işsizdi, polis teşkilatının çekirdeği ve omurgası da onun gibilerle yani taşrada yetişmiş, devletle ve otoritenin her görünümüyle sorunu olmayan geleneklerine bağlı insanlardan oluşuyordu. Evliydi ve aldığı maaşla İstanbul'da zar zor geçiniyordu. Mehmet polis adayıydı. Osmaniyeli muhafazakar bir ailenin çocuğuydu. Çoğu taşra çocuğunun hayallerinden biri olan polisliği seçmişti.(diğerleri ise: Askerlik, doktorluk ve öğretmenlik) Nedim konsolosluk önündeki giriş noktasında görevliydi ve doğrudan ateşe maruz kalarak hayata veda etti. Hayatlarına başkaca seçenekler sunması gereken devletin bir ferdi ve 'şehit' olarak  kutsanmış bir biçimde ayrıldılar aramızdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Raif Bitlisli bir ailenin çocuğuydu. Ailesi zorunlu göç mağduru. Terör dolayısıyla yerinden edilen ve zorunlu göçe tabi tutulan resmi rakamlara göre 1 milyona yakın gayrı resmi rakamlara göre 3 milyona yakın insandan biri. Devletin zorla yerlerinden edip 'ne haliniz varsa görün' diye şehirlerin varoşlarına ya da daha doğru bir ifadeye gözden ırak dehlizlerine ittiği insanlardan biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zorunlu göç mağdurları ile ilgili illerde kurulmuş olan bürokratik yapılar oldukça hantal ve bütçe olarak zayıf durumda olduğu için söz konusu kişilerin çoğunluğu devlet tarafından nasıl bir zarara uğratıldıklarını, hangi hak ihlallerine ve gasplarına uğradıklarını belgeleyememiş durumda bir şekilde maddi ve manevi açıdan oldukça travmatik bir düzeyde yaşamaya devam ediyorlar. Raif askerdeyken mermilerle fotoğraf çekme ritüelini bile gerçekleştirmişti. O da diğer taşra çocukları gibi silaha ve onun otoriter görünümlerine karşı hep bir ilgi duymuştu çünkü. O dar ve sıkıntılı hayatlarında gördükleri geleneksel,dini ve feodal otoriter yapılanmalardan başka tek bir otorite var ve de o dışarıdan bir güç odağı olarak daha mesafeli, korkutucu ve bu oranda da ilgi uyandırıcı çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bülent Iğdırlı ve Kürt kökenli. Yoğunlukla Azeri kökenlilerin yaşadıkları bir yerde 'yabancılık' çektikleri için İstanbul'a göç eden bir ailenin çocuğu. Hem mahalle baskısının hem de onun müritlerinin baskılarına dayanamayıp bir zorunlu göç yolculuğuna çıkmışlardı. Erkan da Bitlis'ten göç etmiş bir ailenin çocuğu. Uyumsuz olduğu ve kimseyle konuşmadığı söylenen içine kapanık bir kişiydi. Onun Raif'i ve Bülent'i yönlendiren isim olduğu söyleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu üç arkadaşın hayata dair hayalleri ise Mehmet, Nedim ve Erdal'dan farklı oldu çünkü onların güvenecekleri bir devlet babaları da göç edip geldikleri varoşlarda geçerli herhangi bir geleneksel veya feodal bir otorite de yoktu. Devlet onları zorla göç ettirmiş veya yöre halkı onları adeta kovmuştu. Sığınacakları tek liman olarak din vardı ve onlar da bu hiçbir cemaatin ve otoritenin kendilerine bir kimlik edinme şansını vermedikleri gerçek ve acımasız dünyada, dogmaların kutsallığına ve adil bir öte dünya anlayışına sahip birleştiriciliğinden arındırılmış dini bir anlayışı tercih ettiler. Ve acımasız dünyaya acımasızca kendilerini sunmaya karar verdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ne oldu nasıl oldu kim kullandı gibi soğuk, stratejik ve akademik analizlere girmeden soralım biz de? Peki kim suçlu? Ceberut bir devlet timsali ABD mi yoksa kendi elleriyle yarattığı dinindeki özleri radikalleştirerek ve gayri insanileştirerek korku ve şiddet yayan El Kaide mi? Zorunlu göçü uygulayıp o insanlara doğru dürüst bir yaşam standardı veremeyip yalnızlığa terk eden ve insanları arasında ekilen dışlayıcılığı önleyemeyen ve de gençlerine bir ufuk sunamayan Türkiye mi? Peki ya Mehmet, Nedim ve Erdal'ın suçu neydi ki öldüler? Peki ya Raif, Bülent ve Erkan'ın?&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;Hıdır TOK&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;not: Bu yazı 22 Temmuz 2008 tarihli Radikal gazetesinin Radikal Genç ekinde yayımlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-bottom: 0cm;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-3850434747071749466?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/3850434747071749466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/08/suclu-ayaga-kalk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/3850434747071749466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/3850434747071749466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/08/suclu-ayaga-kalk.html' title='Suçlu ayağa kalk!'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-8912299113876423288</id><published>2008-08-29T05:35:00.000-07:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.724-08:00</updated><title type='text'>Acil Demokrasi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ç&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;ocukluğunda televizyonu her açtığında doğudan gelen ölüm haberlerini izleyen bir nesil olan bizler için lanetlenesi bir nostalji oluştu bu günlerde. &lt;/span&gt;&lt;o:p style="font-family: georgia;"&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;       &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Hala demokrasi hedeflerini gerçekleştirememiş olan ülkemizde terör ve kürt sorunu ile ilgili hiçbir somut adım atılamamıştır.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bu hem devletimiz hem de halkımız için geçerlidir. Onlarca yıldır yaşadığımız sorunlar sanki yepyeniymiş gibi ne yazık ki hala aynı çözüm yollarına başvuruyoruz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;      &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Tarih 17 Ekim 2007...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;      &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Parlamento büyük bir iştahla sınır-ötesi operasyonu (tezkere) onayladı ve geri sayım&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;başladı. Türk silahlı kuvvetleri, Kuzey Irak’a girecek ve terör kamplarını imha edecek. Plan size de fazla basit gelmedi mi ? Yıllardır güneydoğu da sürdürülen harekatlardan, harcanan milyarlarca dolardan hangi kazancı sağlayabildik ki ? Bu toprağın çocuklarının, üzerlerinde kurgulanan çeşitli düzmecelerle terörist olup, kardeşlerini öldürmelerini engelleyebildik mi ? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;      &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Yıllardır uygulanan militarist devlet politikaları, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;kardeş katlini önleyemediği gibi topraklarımız içerisinde de görünmeyen sınırlar çizdi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Topraklarımızda sağduyunun esamesi okunmamaya başladı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;      &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Türkiye tüm bunların tartışmasını verirken beklenmedik bir haberle karşılaştık :&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;      &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Tarih 21 Ekim 2007&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;      &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Haber, hepimizin daha önce onlarca kez saldırı ve ölüm haberi duyduğumuz bir yerdendi, Yüksekova ! 12 askerimiz haince bir saldırıda öldürüldü. P.K.K &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;tarafından gözleri kör edilen &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ve haince oyunlarla insana özgü akıl kullanma yöntemlerinden yoksun bırakılan, bu topraklarda doğan ve burda doyan 32 insan da cabası.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;       &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Kuzey Irak’ta kökü kurutulacak olan terör tam içimizdeydi. Yine canımızı bu topraklarda yakmıştı.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;      &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Aslında asıl karmaşa da bu noktada başladı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;      &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Tüm Türkiye terörü yüksek sesle lanetledi. Ancak sokaklarda bambaşka bir durum hakimdi. Sevgililerine bir demet çiçek götürürken kıpkırmızı kesilenler, meydanlarda intikam naralarını hiçbir utanç göstermeden atabiliyordu. Cafe ve barlarda oturan insanlara saldırırken yüzlerinde sadece kin vardı. Parti binaları ateşe veriliyor, sol parti ve örgüt binalarına gururla molotof kokteyleri atılıyordu. Provakatörler bir kez daha en iğrenç yüzleriyle karşımızdaydı. Duygusal ve fevri halkımız da bir anda bu komplonun bir parçası haline geliverdi. Onlar da milletvekillerimiz gibi ani ve duygusal bir tepki vermişlerdi. Geçmişi bir anda unutmuş ve tek çözümün tetiğin çekilmesinde olduğunu haykırmışlardı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;        &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ve terör ortaya çıkışındaki amacına ulaşmış, halkı sağduyudan uzaklaştırmış, tüm ülkede kaos yaşanmasını sağlarken, akli yeteneklerimizi bir anda harap etmiştir.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;     &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;       &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Böyle zamanlarda deja-vu yaşamaktan sıkıldıysak, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;bıktıysak topraklarımızda kan akmasından ve usandıysak “gel tezkere” türküsünü söylemekten, tek bir seçeneğimiz var : &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;            &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;         &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Acil Demokrasi !&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;         &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Dimdik ayakta duracak bir demokrasi hamlesi, başkalaşan ve kendini her geçen gün geliştiren terör illetine karşı en geçerli yanıt olacaktır. Siyasi partiler, medya organları, sivil toplum ve her kesimden halkımızla istikrarlı bir ilerleme sağlamalı, tetiğin ucundaki parmaklarımızı çekmeliyiz. Unutmayalım ki elimizdeki silah geri de tepebilir ! &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;        &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Demokrasi kültürünün içinde barındırdığı kardeşlik duygusunu muhafaza çağrısı yapmak, terörün temelinde yatan, kaos yaratma ve toplumu akli yollara başvurmaktan alıkoyma gibi amaçlarına ket vurmaya yeterli olacaktır. Bu huzur ortamı terörün kökünü kemireceği gibi Kürt yurttaşlarımızın da sorunlarına panzehir olma özelliği taşıyacaktır. Tam bu noktada&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;DTP’ nin parlamento da olması Türkiye için emsalsiz bir şanstır. Teröre sıfır taviz veren bir DTP ile Kürt vatandaşlarımızın haklarının savunulması, onlara verilen değeri en somut biçimde ortaya koyacak, sorunların çözümünde demokratik sistemin avantajlarını altın tepside önümüze sunacaktır.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;     &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;        &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Şimdi şöyle sakince oturup, provakatörlerin oyununa alet olmadan, geçmişte kazandığımız tecrübelerle, tüm bu olayları ve potansiyel sonuçlarını tefekkür etmeliyiz. Yozlaşmış ve geçersizliği evrensel olarak yüzlerce kez kanıtlanmış çözüm yollarından arınıp, tek seçenek olan demokrat duruşu sergilemek zorundayız.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;( Radikal Genç ,30 Ekim 2007, Tahsin Bilge AVCI )&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: georgia;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-8912299113876423288?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/8912299113876423288/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/08/acil-demokrasi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/8912299113876423288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/8912299113876423288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/08/acil-demokrasi.html' title='Acil Demokrasi'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-8586139424546456573</id><published>2008-08-29T05:31:00.000-07:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.716-08:00</updated><title type='text'>Sokak aralarının futbolu..</title><content type='html'>Hrant Dink'in katledilmesinden sonra hepimize umut aşılayan bu 'hepimiz' nidasının yeşil sahalara yansıyan tarafını inceleme endişesi içinde kaleme alınan bu yazıya gerek bile kalmadan, Türkiye sınırları içerisinde çeşidi futbol enstantanelerini alt alta dizsek yeterli olacak aslında. Her örnek öyle kendini ele veriyor, öyle bir şekilde cereyan ediyor ki, futbolun pek de masumane bir oyun alanı olmadığını hemen anlıyoruz. &lt;p&gt;Kitlelerin afyonu olan futbol babında 'Neremiz doğru ki, bakın işte futbol dünyamız. Orada da bol bol milliyetçi ve militarist fütursuzluk var!' diye bizi silkeleyen yazıları göremedik. Hepimiz sloganı ilk kez, hakem Ali Aydın'ın bir pozisyonu değerlendirmesi için mikrofonların uzatıldığı sırada, Pascal No-uma'dan ismiyle değil de 'zenci futbolcu' diye bahsetmesi üzerine, futbol dünyasının yüz akı olan Çarşı'nın 'Hepimiz zenciyiz' pankartında yer alıyordu. Çok şükür ki futbol dolu fanatik ruhlarımız 'Ne zencisi kardeşim, biz beyazız' gibisinden iki kere ırkçı açıklamalar yapmamızı engelledi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Diyarbakırspor'un deplasman maçlarında uğramış olduğu ırkçılık kokan galiz hakaretleri ise hassasiyetlerimizin bam teline vurduğu için toplu bir sırt dönüş ile görmezlikten geliyorduk. Bazı futbolcularımız gol sevinçlerini asker selamı ile asker milletimizle paylaşıp gönüllerimizi okşarken ve artık bu sevinç biçimi tam unutulmaya yüz tutmuşken, eski hakemlerimizden Erman Toroğlu'nun 'kodumu oturtan genelkurmay başkanı isterim'li, bol köpüklü militarist attırmacası karşısında ise dudaklarımızı büküp köşelerimize çekiliyorduk.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İngiltere'de Newcastle United'da oynayan Emre Belözoğlu'nun EvertonTı Tim Ho-ward'a maç içerisinde ırkçı hakaretler ettiği yönündeki haberler üzerine Emre, küfürleşti-ğini ama bu olayların patlak vermesinden sonra 'asıl' ırkçı küfürleri öğrendiğini ve hiçbir Türk'ün ırkçı söz ve davranış içerisinde bulunamayacağına dair kesin inancını da dile getirdiği bu röportaja en büyük destek, Türkiye'nin önemli futbol geceleri öncesinde bol bol milliyetçi hırçınlıklarla bizi ve futbolcuları gaza getirmesiyle ünlü Fatih Terim'den geliyordu. Terim'e göre Emre sırf Türk olduğu için bu suçlamaya maruz bırakılıyordu!&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bu bol gazlı sözlerden hiç de geride kalmayan hatta bazen kaba küfürlere kadar varan manşetler ve haberler de futbol medyası tarafından milli mesele haline getirilen futbol maçlarından önce ve sonra necip Türk milletine pompalanıyordu.&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;BOZKURT SELAMI&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Aynı medya Türk kökenli Hollanda vatandaşı Heerenveen'li futbolcu Uğur Yıldırım'ın Türk milli takımı yerine Hollanda milli takımını seçmesini de 'vatan hainliği' sınıfına dahil etmekten gocunmuyordu. Brezilyalı Marco Au-relio'nun Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması ve Türk milli futbol takımında oynayabilme hakkını elde etmesiyle bu olaya hem olumlu hem de olumsuz bakanların dilini ayıran kıstas ise sadece milliyetçi pragmatizmden kaynaklı ton farklılığı idi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bir diğer örnek ise bir futbolcunun açık açık siyasi kimliğini belirtmesiyle ilgili. Ankaras-por futbolcusu Ediş gol sevincini aşırı dozda abarttığı olayda taraftarları bozkurt selamı ile selamlıyor, taraftarlar da bu hem golcü hem de milliyetçi kişiliği alkış yağmuruna tutuyordu.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Hrant Dink öldürülmüştü ve Adana De-mirspor kulübü de bu menfur olayı bir pankartla anmak için izin istediği Futbol Federasyonundan sıcak olmayan bir üslupta tepki görüyordu. Kulüp yönetiminin sonradan yaptığı ehemmiyetsiz açıklamalara rağmen demiryolu emekçilerinin katkıları ile kurulmuş bir futbol takımından böylesi bir çıkış görmek bizleri sevindirdi doğrusu.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Tam da bu sıralarda Malatya- Elazığ maçında komşu Elazığ taraftarlarının hakaret-mişçesine, suçmuşçasına hem sözlü hem de yazılı olarak çığırdıkları 'Ermeni Malatya' sözü tuza biber ekiyor, Federasyon ise bu bol tuzlu çorbayı sessiz sedasız içmekle meşgul oluyordu. Ve yine bir deplasman maçında Diyarbakırspor, renkdaşı Karşıyaka tribünlerinden 'PKK dışarı' tezahüratlarına defalarca maruz kalıyordu. Oysa kendisini, verili düzenin resmi söylemini hiçe sayarcasına ayırmaya çalışan Karşıyakalılık bilinci bunu hiçbir şekilde yapmamalıydı. 'Aydın şehir İzmir' mahallî bir şehir milliyetçiliğinden hareketle 'İzmir'in hali' mevzulu yüzlerce konferans ve panel düzenlerken statlarının milliyetçi tezahüratlar ile inlemesini de sorgulamalı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İsrailli oyuncu Balili'nin yaşadıkları ise milliyetçi feveranın dinsel karakterine de işaret ediyordu. Türk-İslam sentezinin en görünür şekilde yaşandığı iki şehrin, önce Kayse-rispor'un şimdi de Sivas spor'un, formalarını ıslatırken Balili yine deplasman maçlarında çeşitli suretlerde hem Yahudi hem de İsrailli kimliğinden ötürü rakip milliyetçi-İslami düstura sahip taraftarlarca aşağılanıyordu.&lt;/p&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;GERÇEK 'BOMBACI'&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Hrant Dink'in katili Ogün Samast'ın Trabzon amatör lig takımlarından Peliüispor'un orta saha oyuncularından biri olduğunu, onu cinayete azmettiren Yasin Hayal'in de bu takımda vakti zamanında 'Bombacı' lakabı ile (futboldaki benzetmelerin sanal yanına inat bu kati bir hakikat!) forma giydiğini de hepimiz biliyoruz zaten. Çocuklarını sokaktan, zararlı alışkanlıklardan sakındırmak için mahalli amatör spor kulüplerine bir umutla gönderen ailelerin unuttukları çok ama çok önemli bir temel var: Milliyetçi-mukaddesatçı kimliğe sahip bir doğanın türevleri olan bu gençlerin ideolojik bir tornadan geçirilip tesviye edildikleri yerler, milliyetçi gençliğin buluşma mekânları olarak akla ilk düşen ve dergi bürosu etiketi altında işlevselleştirilmeye çalışılan 'ocaklar' değildir sadece. Bunun yanında amatör spor kulüplerinde de gayet keskin bir şekilde uçlaştırıldıkları ve bileylen-dikleri de bir Türkiye gerçeğidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Hrant Dink de futbol oynamıştı, çocukken. Belki de artık o futbolu belli belirsiz bir şekilde algılayıp sokak aralarında bu oyunu oynayan çocuklara dönüşmeliyiz. Çünkü orada ne milliyetiniz sorgulanır, ne de dininiz önemlidir; ne ulusal tutkularınız taşmaktadır, ne de farklılıklarınız keskinleştirilmektedir. Oradaki tek üstün sadece ve sadece futbol topunun sahibidir. Ve onu kızdıracak, küstürecek şeyler ya annesinin bütün sokağı inleten haykırışıdır ya da kaleci olmasını isteyen arkadaşlarıdır. Niye mi sokağa umut bağladım kocaman statlara inat? Çünkü sokak aralarının futbolunu özleyenleri gördüm Hrant'ın cenazesinde.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hıdır TOK&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;not: bu yazı 20 şubat 2007'de BirGün gazetesinde yayımlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-8586139424546456573?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/8586139424546456573/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/08/sokak-aralarnn-futbolu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/8586139424546456573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/8586139424546456573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/08/sokak-aralarnn-futbolu.html' title='Sokak aralarının futbolu..'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-1268453280321016052</id><published>2008-05-22T08:23:00.000-07:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.759-08:00</updated><title type='text'>Nükleer Enerji : Fırsat mı ? Tehdit mi ?</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;"&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Nükleer enerjinin genel olarak zararları hakkında hepimiz az veya çok bilgiye sahibiz. Ancak nükleer enerji bu kadar çok tartışılan bir konu ise mutlaka ki hükümetinde bazı temel argümanları olmalı. Bunları bu makale içinde kısa kısa bulabilirsiniz. Ayrıca makalenin yazarı nükleer enerjiyi çift taraflı olarak irdelemeye çalışmış. Eksik kaldığı veya atladığı önemli noktalar olsa da okunmaya değer bir makale olduğu görüşündeyim."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: georgia;font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;Nükleer Enerji Meselesinin Griliği&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;9 Kasım 2007`de yasalaşan 5710 sayılı “&lt;strong&gt;Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi ve Enerji Satış”&lt;/strong&gt; adlı kanun uyarınca Eylül ayına kadar tekliflerin değerlendirilmeye alınacağı, 24 Mart 2008 tarihinde Enerji Bakanı Hilmi Güler tarafından kamuoyuna açıklandı ve Türkiye’nin nükleer enerji yolculuğunda yeni bir sürece geçildi. Gerek finansal boyutu gerek teknolojik potansiyelinden ötürü, nükleer enerji üretim projesi 85 yıllık cumhuriyet tarihimizin en stratejik ekonomik yatırımlarından biri olarak değerlendirilebilir. Gündemimizin, demokrasi ve laiklik ekseninde sıkışmış siyasi tartışmalar yüzünden epey yoğun olduğu şu günlerde, ülkemiz insanının ve ekonomisinin geleceğini çok yakından ilgilendiren bu önemli meseleye kamuoyu tarafından gereken ehemmiyet maalesef verilmiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span style="font-family: georgia;font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;Nükleer enerji tartışması Türkiye için yeni bir konu değil. 1958 yılındaki Atom Enerjisi Komisyonu toplantılarından itibaren ciddi mânâda tartışılan nükleer enerjinin yararları ve riskleri değişik çevreler tarafından çeşitli argümanlar ile gündeme getirildi. 1976, 1983 ve 1999 yılındaki nükleer enerji üretim tesisi kurma teşebbüsleri ise sonuç vermedi. Şimdi ise yeni bir teşebbüs AKP hükümeti tarafından başlatıldı. Fakat siyasal alanın griliği belki de kendini en çok nükleer enerji meselesinde su yüzüne çıkarıyor. Nükleer enerji üretimine popülist tavırlar ile en baştan karşı çıkmak çok kolaycı, topyekün savunmak da çok riskli bir yaklaşım. Bu konuyu iyice irdelememiz gerekiyor. Maalesef bugün nükleer reaktör inşasının Türkiye için faydaları ve zararları objektif olarak ele alınmıyor; meseleye birçok kişinin yaptığı şekilde takım tutar gibi bakmak da kamuoyuna yapıcı bir perspektif sunamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nükleer enerji müzakerelerinde nükleer yanlısı çevreler, nükleer enerjinin beraberinde getireceği riskleri göz ardı ederek reaktör inşasını gözü kapalı savunurken, karşıt çevreler ise ütopik bir idealistlikle gerçekçilikten uzaklaşarak nükleer enerjiye topyekün karşı çıkıyorlar. Bu süreçte iki tarafın da kalıplaşmış, belirli önyargıları aşamadığını, tarafların kimi zaman kulaktan dolma, kimi zaman ise kasıtlı olarak yapılan yanlış somut bilgilendirmeler ile meseleyi kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etmeye çalıştıklarına tanık oluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:100%;" &gt;Türkiye’nin geleceği açısından çok stratejik olan bu meseleyi analiz ederken, konuya iki ana belirleyici unsur çerçevesinden yaklaşmalıyız. İlk belirtilmesi gereken, Türkiye’nin ve Türk ekonomisinin önümüzdeki on yıl içerisinde gerekli enerji yatırımlarını yapmadığı takdirde 2010 yılı itibariyle çok ciddi bir enerji sıkıntısı yaşayabileceği ve ortaya çıkacak bu riskin toplumun her kesimini ciddi şekilde sıkıntıya sokabileceği gerçeğidir. Bu olumsuz senaryonun gerçekleşmesini engellemek için ulusal enerji üretiminin arttırılması, üretilen enerjinin verimli dağıtılması ve kullanılması, aynı zamanda da enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi gerekiyor. Nükleer enerji, enerjide tehlike çanları çalmaya başlayan Türkiye’nin bu problemine çözüm getirebilecek potansiyele sahip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci belirleyici ana unsur ise nükleer enerjinin sıfır riskli bir enerji üretim metodu olmadığı, beraberinde önemli riskler de getirdiği gerçeğidir. Konunun salt siyah yahut beyaz olmadığını kavradıktan sonra ise bir müzakere ve diyalog yöntemiyle kararın bir oldu bittiye getirilmeden, toplumun ve bürokrasinin bütün kesimleri tarafından ciddi bir şekilde tartışılması, fayda-risk analizinin yapılması gerekiyor&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;h2 style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Nükleer Enerjinin Faydaları&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;p style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit eden petrol ve doğalgazdaki (hidrokarbonlar) dış bağımlılık, gelecek nesillerin yaşamını ciddi şekilde tehdit eden küresel ısınma ve enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi gerekliliği gibi etkenler, bize nükleer opsiyonunu ciddi şekilde ele almamızın şart olduğunu gösteriyor. Büyüyen ekonomisi, hızlı sanayileşmesi ve yükselen nüfusunun etkisiyle, Türkiye’nin toplam enerji ihtiyacı her sene ortalama yüzde 8 civarında artıyor. Bu artışı karşılayacak üretim kapasitesinin su anda çok uzağındayız. Türkiye`nin hidrokarbon kaynakları yok denecek kadar az. Her ne kadar son dönemde TPAO’nun Karadeniz bölgesindeki petrol arama çalışmaları umut verse de, henüz bu çalışmalardan somut bir kazanım elde etmek için çok erken. Rüzgar, güneş, hidro ve jeotermal başta olmak üzere yenilenebilir enerji alanında da coğrafi şartlarımız sayesinde ciddi avantajlarımız mevcut olsa da , bu metotlar topyekün enerji sorunumuzu çözmekten ziyade, enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesinde önemli bir katkı unsuru sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz konusu zorluklar karşısında nükleer sürdürülebilir bir enerji üretim metodu olarak karşımızda beliriyor. En son teknolojiyle donatılmış bir nükleer reaktör ve dikkatli tesis yönetimi ile uzun vadede istikrarlı elektrik üretimi gerçekleştirebilir ve küresel hidrokarbon fiyat şoklarından etkilenmeden ülkenin artmakta olan elektrik tüketiminin önemli bölümü karşılanabilir. Petrol ve doğal gaza bağımlılık ekonomimizi ciddi bir finansal risk altına sokuyor. Özellikle son dönemlerde yükselen petrol fiyatları neticesinde cari açık ve enflasyon başta olmak üzere ekonomik dengelerimizin ne kadar etkilendiği ortada. Nükleer enerji sağladığı bu fayda yüzünden, toplumdaki yaygın kanının aksine hala dünyanın vazgeç(e)mediği bir enerji üretim metodu. 2008 yılı itibariyle dünya genelinde tam 30 ülkede 441 tane işleyen nükleer reaktör mevcut ve bu reaktörler dünya toplam enerji talebinin yüzde 17`sini karşılıyor. Son birkaç ay içerisinde İngiltere ve Fransa’da da yeni nükleer reaktör inşaaları gündeme gelmeye başladı ve ilgili yasal düzenlemeler hazırlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nükleer enerji üretimi sadece enerji alanında değil, ulusal ekonominin diğer sektörlerinde de teknolojik gelişim açısından olumlu tetiklemeler yapabilecek potansiyele sahip. Türkiye’de nükleer sanayinin gelişmesi, tıp, bilişim, havacılık-uzay sanayii ve savunma sanayii gibi kritik alanlarda önemli katkılar sağlayacak, ülkenin yüksek katma değerli sektörlerinin gelişimi açısından olumlu sonuçlar doğuracaktır. Bir diğer olumlu faktör ise ilerleyen teknoloji ve risk unsuru arasında ters orantının mevcut olması. Üçüncü nesil ve yakın gelecekte üretimine başlanacak olan dördüncü nesil nükleer teknolojiler öncekilerden çok daha güvenli. Daha önceki teşebbüslerin aksine, hükümetin çıkardığı 5710 sayılı kanun bağlamında, sadece en son ve “kanıtlanmış” teknolojilerin nükleer yarışmada değerlendirilecek olması, riski azaltmada önemli bir katkı sunuyor. Bugünkü teknolojilerde Çernobil felaketi gibi, insan kaynaklı bir felaketin yaşanması gelişen otomasyon sistemi sayesinde çok daha küçük bir ihtimal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada çevreci hareket de nükleer enerji konusunda tam ortadan ikiye bölünmüş durumda. Geçtiğimiz birkaç yılda dünyanın gündemine oturan küresel ısınma riskine karşı nükleer enerji etkili bir çözüm olarak görülüyor. Nükleer reaktörlerin düzgün kurulduğu, toksit atıkların düzgün bir şekilde yok edildiği ve ihtiyatlı işletildiği takdirde nükleer enerjinin çevreye hemen hemen hiç bir zararı yok. Bunları başarmak içinde hassasiyet ve disiplin gerekiyor. Bugün dünyadaki en önemli çevreci örgüt Greenpeace açık bir şekilde nükleer teknolojiye karşı çıkarken, Patrick Moore, James Lovelock ve Bruna Comby gibi yeşil hareketin önemli liderleri nükleer enerjiyi dünyayı küresel ısınmadan ve kirlenmeden kurtarabilecek bir enerji üretim metodu olarak değerlendiriyorlar. Bu süreçte dünyadaki nükleer karşıtı hareketin, istemeyerek de olsa bazen petrol lobisinin ekmeğine yağ sürdüğünün farkında olmalıyız. Nükleer enerjinin gelişmesi, petrol üreticisi ülkeler ve büyük petrol şirketleri için büyük bir tehlike olarak görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h2 style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Nükleer Enerjinin Riskleri&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;p style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Yukarıda belirttiğimiz gibi sağlıklı bir sonuca varabilmek için meselenin olumsuz yanlarını da iyice irdelememiz gerekiyor. Nükleer reaktör kurmanın Türkiye için dört önemli risk faktörü var. Bunları teknik risk, terörist risk, doğal afet riski ve finansal risk olarak sıralayabiliriz. Teknik açıdan baktığımızda nükleer enerji üretiminin her aşaması kendine özgü riskler barındıran bir süreçtir. İnşasının, işletilmesinin ve atık depolamalarının herhangi bir kazaya mahal vermemesi amacıyla itinalı bir şekilde yapılması gerekiyor. Türkiye`nin bu alanda yetiştirdiği çok önemli bilim adamları olmasına rağmen, ilk etapta reaktör tecrübesi olan Türk yahut yabancı uzmanların inşa ve yönetim süreçlerinde yer alması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye`nin yakından şahit olduğu Çernobil felaketi dünya üzerindeki en büyük nükleer felaket olarak tarihe geçti. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DTO) araştırmasına göre Çernobil felaketi akabinde dünyaya ABD`nin Hiroşima ve Nagasaki atom bombalamalarından tam 200 kat daha fazla radyasyon yayıldı. Teknik risk yeni teknolojiler kullanılırsa eskisi kadar çok değil. Fakat bu küçük ihtimalin gerçekleşmesi durumunda yaşanabilecek felaket çok büyük. Fakat şu anda bile halihazırda Türkiye`nin komşu ülkelerdeki üretim tesisleri nedeniyle önemli risk altında olduğunu göz ardı etmemeliyiz. Örneğin, 1976 yılında üretime başlayan Ermenistan’daki ilk nesil eski Sovyet tipi Medzamor nükleer tesisi, Türkiye’yi ciddi ölçüde risk altına alıyor. Türkiye ve Azerbaycan’ın uluslararası teşkilatlara yaptığı itirazlara rağmen bugün Medzamor, Ermenistan`ın elektriğinin yüzde 40`ını üretmeye devam ediyor. Diğer bir komşumuz Bulgaristan’da da çalışmaya devam eden nükleer santraller mevcut. Yani 2008 yılı itibariyle Türkiye halihazırda nükleerin bütün risklerine sahipken, potansiyel faydalarından kazanım sağlayamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer ciddi risk faktörü ise tesislere yönelik terörist eylem olasılığı. Uzun yıllardır hem iç hem de dış kaynaklı terörizmin hemen her çeşidinden muzdarip olan Türkiye’de, nükleer reaktörler ulusal ve küresel terör örgütlerinin başlıca hedefleri arasına girebilir. Bu senaryo ise Türkiye için tek kelimeyle kabus demektir. Türkiye’nin böyle bir riske hazır olup olmadığını çok iyi değerlendirmek gerekir. Eğer nükleer reaktör inşası Akkuyu ve daha sonra Sinop’da gerçekleşirse, güvenlik kuvvetlerinin tesis yakınlarında ciddi bir tampon bölge oluşturma ihtiyacı ortaya çıkabilir. Üçüncü tehdit unsuru ise doğal afet riski. Türkiye doğal kaynaklı güvenlik tehditlerinden de nasibini almış, üzerinde yaşadığı coğrafya nedeniyle sürekli deprem tehdidi altında bir ülke. Son teknoloji nükleer santrallerinin yaklaşık dokuz şiddetindeki depremlere dayanabileceği söylense de, herhangi bir deprem anında küçük bir radyasyon kaçağının yaratabileceği felaket ciddi boyutlarda olabilir. Son olarak, meselenin finansal boyutu ise bir başka negatif etken. Nükleer santral kurulumunun ciddi bir sabit gideri olsa da, işletim masrafları hem üretici firmayla yapılan hazine taahhütlü satın alım anlaşmasına hem de yakıtın temin yöntemine bağlı olarak değişiyor. Reaktörün ömrünü doldurduktan sonra ortaya çıkacak söküm masrafları da bir başka negatif maddi unsur.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h2 style="font-family: georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Karar Sürecinde Toplumsal Uzlaşı Gerekiyor&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Sonuç olarak; çetrefilli karakteri yüzünden nükleer meselesinin, artıları ve eksileriyle Türkiye gündeminde tartışılması ve uzlaşılarak bir karar verilmesi gerekiyor. Ülke içerisindeki nükleer taraftarlarının ve nükleer karşıtlarının ezberlerini bozması, ülke geleceği için en sağlıklı kararın verilebilmesi için bir müzakere sürecinin başlatılması şart. Bugün üzerinde herkesin anlaşabileceği bir gerçek varki o da Türkiye’nin enerji sorununa bir çözüm bulması gerekliliği. Bunu gerçekleştirmek için ise yenilenebilir enerji başta olmak üzere devletin özel sektörü yatırım için teşvik etmesi, petrol ve doğal gaza bağımlılığını azaltırken, diğer metotların da payının arttırılması gerekiyor. Hükümet dört sene önce bu eksende aldığı karar ile Türkiye’yi nükleer teknoloji ile tanıştırmayı amaçlıyor. Fakat, daha önceki teşebbüslerde olduğu gibi başarısızlıkla karşılaşılması da ihtimaller dahilinde. Bu sürecin başarıyla devam etmesi durumunda ise nükleer yarışma sürecinin liyakata dayalı olarak gerçekleşmesi, inşa ve elektrik üretim sürecinde toplumsal ve çevresel faktörlerin öncelikli olarak göz önune alınması ülke güvenliği açısından olmazsa olmaz bir unsurdur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;( Cenk Sidar, Ameraikan Türk Konseyi ( ATC ) Washington DC, Enerji Programları Direktörü )&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-1268453280321016052?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/1268453280321016052/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/05/nukleer-enerji-frsat-m-tehdit-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/1268453280321016052'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/1268453280321016052'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/05/nukleer-enerji-frsat-m-tehdit-mi.html' title='Nükleer Enerji : Fırsat mı ? Tehdit mi ?'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-33454620722410604</id><published>2008-05-22T07:48:00.000-07:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.750-08:00</updated><title type='text'>Çağdaş Yurttaşlık Kavramı ve Liberal Paradigmanın Sonu</title><content type='html'>&lt;span id="LBL_YAZI"&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; font-family: georgia;"&gt;&lt;span style=";font-size:100%;" &gt;Farklı konuların gündemde baş sıralara yerleşmesi nedeniyle ülke gündeminin gerisine düşen yeni anayasa taslağı çalışmalarında üzerinde yeterince tartışmadığımız ama yaşamsal önemi olan bir sorun da yurttaşlık kavramı ve bunun içeriğinin nasıl doldurulacağıdır. Günümüze kadar yapılan anayasa tartışmaları genelde çağdaş liberal teorinin temel ayrımlarından birisi olan devlet/birey ayrımı üzerine oturtulmuş ve bireyin devlet karşısındaki temel hak ve özgürlüklerinin belirlenmesi tartışmaların odağını oluşturmuştur. Bu bağlamda, devletin bu ilişkide hükmeden, yönlendiren, ceza veren, kısıtlayan, tehdit eden ve biçimlendiren bir paternal yapıdan sadece hizmet eden ve bireysel özgürlüklerin alanını genişleten bir hizmet veren konumuna indirgenmesi yada daha doğrusu bu liberal felsefeyle yeniden yapılandırılması öngörülmüştür. Siyaset teorisindeki liberal yaklaşımlar genelde birey hak ve özgürlükleri temelinde çözüm önerileri sunmakla birlikte, yurttaşlık kavramı ve bu kavramın modern demokratik toplumlardaki görünümü üzerine yeterince kafa yormamışlardır görüşündeyim. Oysa ki yurttaşlık kavramının içeriğinin tartışılması demokratik toplumların siyaset sosyolojinde önemli bir yer tutmaktadır.1 Bu bağlamda,&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;nasıl bir yurttaşlık anlayışı istiyoruz sorusu bir anayasanın hazırlanması aşamasındaki en temel sorulardan birisidir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; font-family: georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; font-family: georgia;"&gt;&lt;span style=";font-size:100%;" &gt;T.H Marshall “Yurttaşlık ve Sosyal Sınıf” adlı etkili makalesinde hakları normatif bir sınıflandırmayla üç kategoriye ayırmıştır: sivil haklar, politik haklar ve sosyal haklar. Marshall kişisel hak ve özgürlüklerin onsekizinci, siyasi hakların ondokuzuncu yüzyılda tanınmaya ve yerleşmeye başladığını, sosyal hakların yurttaşlık kavramı içerisinde yer bulmasının ise yirminci yüzyılda gerçekleştiğini belirtmektedir. Bu tanımlamaya göre, sivil toplumla bağlantılı sivil haklar temel kişisel hakları, konuşma özgürlüğünü, düşünce ve inanç özgürlüğünü, mülkiyet edinme ve sözleşme özgürlüğü ile adalet arama özgürlüğünü içermektedir. Sivil haklar bireylerin sahip oldukları haklar olup, yasama- yürütme- yargı üçgeni içerisinde ilkesel olarak yargı ile ilişkili haklardandır ve bireylerin hak arama süreçleri içerisinde yargı tarafından güvence altına alınmışlardır. Politik haklar ise demokratik katılım hakkını, seçme ve seçilme özgürlüğü gibi özgürlükleri içermekte olup, temsili demokrasilerdeki parlamento kurumu bu hakların tanınmasını ve sürdürülmesini sağlayan temel kurum olarak öne çıkmaktadır. Sosyal haklar ile Marshall ekonomik ve sosyal hakları, bu haklarla bağlantılı minimum gelir ve refah düzeyini ve modern demokratik toplumların sağladığı olanaklardan her bireyin yararlanabilmesini sağlayacak bir sosyoekonomik yapılanmayı kastetmektedir.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a title="" style="" href="http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=414#_edn2" name="_ednref2"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span style=""&gt;[2]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-size:100%;" &gt; Refah devleti politikaları ve kurumları-ücretsiz eğitim sistemi ve sosyal servisler-bu hakların somutlaşma alanlarını oluşturmaktadırlar. Belirtilen bu hakların ardındaki felsefi anlayışlar şöyle açıklanabilir: sivil haklar ile modern devletin legal olarak zor ve şiddet kullanabilme hakkı-ki Max Weber’e göre modern devletin ayrıcalığıdır- yumuşatılmakta, politik haklar ile politik gücün elit bir grubun elinde toplanmasına engel olunmakta, sosyal haklar ile de kapitalist pazar ekonomilerinin üretim süreçlerinde yarattıkları gelir dağılımı adaletsizliğini düzeltme ve toplumda sosyoekonomik uçurumların oluşmasına engel olma hedeflenmektedir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a title="" style="" href="http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=414#_edn3" name="_ednref3"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span style=""&gt;[3]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; font-family: georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; font-family: georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Bunun dışında Marshall sivil hakların bireysel temelli olduğunu, politik hakların ise temelde bireyin hakları olmakla birlikte aslen kolektif bir karakterinin bulunduğunu ve özel ayrıcalıkların evrensel haklara dönüştükleri bir tarihsel süreç içerisinde bu hakların sınıftan sınıfa ve cinsiyetten cinsiyete genişletildiğini belirtmektedir. Marshall’a göre, sosyal haklar da genel anlamda kişisel haklar olmakla birlikte sivil ve politik haklar bütününe sonradan eklenmişler ve sınıf ve cinsiyet farkı gözetmeksizin herkes için aynı anda istenmişlerdir. Takdir edilecektir ki sivil, politik ve sosyal haklar bağlantısız ve karşılıklı olarak birbirini dışlayıcı haklar değildir. Örneğin düşüncelerini açıklama özgürlüğü hem sivil hem de politik bir haktır. Sonuç olarak Marshall modern yurttaşlık kavramının bu üç hakkı içerecek biçimde yeniden tanımlanmasını öngörmüştür.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; font-family: georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; font-family: georgia;"&gt;&lt;span style=";font-size:100%;" &gt;Marshall tarafından normatif olarak sınıflandırılan bu hakların kullanımı da kaçınılmaz olarak birbirleriyle ilgilidir. İşte bu noktada İsaiah Berlin’in ilk olarak “İki Özgürlük Kavramı” başlıklı seminerinde belirttiği negatif ve pozitif özgürlükler devreye girmektedir.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a title="" style="" href="http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=414#_edn4" name="_ednref4"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span style=""&gt;[4]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-size:100%;" &gt; Berlin’e göre negatif özgürlük bir hakkın sahibi olmakla ilgilidir ve bu anlamda biçimseldir. Yani anayasada yurttaşların haklarının sayılması ve yurttaşlık kavramının bu hakları içermesi bu anlamda yeterlidir. Özgürlüğün bu tanımı, John Locke’ı izleyen liberal ve birey temelli gelenek için çağlar boyu yeterli olmuştur ve olmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a title="" style="" href="http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=414#_edn5" name="_ednref5"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span style=""&gt;[5]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-size:100%;" &gt; Pozitif özgürlük ise, negatif özgürlüğün aksine, bireyin özgürlük alanının kısıtlanmaması gibi negatif bir noktadan değil, bireyin bir şeyleri gerçekleştirebilme pozitif gücünün ve/veya kapasitesinin arttırılmasını öngörmektedir. Bu anlamda pozitif özgürlük bireyin biçimsel olarak sahip olduğu hakları gerçekleştirebilecek ve bireysel anlamda gelişimini tamamlayacak sosyoekonomik altyapıya sahip olması ile yakından ilişkilidir.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a title="" style="" href="http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=414#_edn6" name="_ednref6"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;span style=""&gt;[6]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Bu şu demektir: eğitim hakkına sahip olmak kendi başına yeterli değildir. Aslolan bu hakkın sosyoekonomik anlamda herkesçe kullanılabilir olması ve bireyin eğitim yoluyla yetenek ve eğilimlerini geliştirip tamama ermesi yada ideallerini gerçekleştirebilmesidir. İşte Berlin’in pozitif/ negatif özgürlükler ayrımı Marshall’in üçlü normatif kategorizasyonu il ele alındığında, sivil ve politik hakların biçimsel çerçevede anayasada tanınmasının yeterli olmadığı ve sosyal haklarla tamamlanmaması halinde bu hakların toplumun önemli bir kesimi tarafından kullanılması ve yaşama geçirilmesinin mümkün olamayabileceği gibi bir pratik gerçeklik ortaya çıkmaktadır. Başka bir ifadeyle, sivil ve politik hakların kağıtta kalmaması ve modern ve demokratik toplumlarda bir anlam ifade edebilmesi için sosyal hakların varlığı ve anayasal teminat altına alınması kaçınılmaz olmaktadır. İşte Berlin’in sözünü ettiği pozitif özgürlük de bu noktada önem kazanmaktadır. Marshall’in belirttiği sivil ve politik haklar negatif özgürlükler için yeterli olmakla birlikte, pozitif özgürlüğün bireylerce yaşanabilmesi için sosyal hakların varlığı olmazsa olmaz-sine qua non- olarak ortaya çıkmaktadır. Bu konuda şöyle bir örnek de verebiliriz: düşüncelerini açıklayabilme özgürlüğü sivil (ve politik) bir hak olup, sosyal haklar ve pozitif özgürlük bağlamında düşünüldüğünde tek başına yeterli bir özgürlük alanı açmamaktadır. Bireylerin sahip oldukları siyasi ve felsefi düşünceleri yayabilecek ve taraftar toplayabilecek sosyoekonomik altyapıya da sahip olmaları gerekmektedir. Demokratik toplumlarda düşüncelerin sivil toplum örgütleri, kitle iletişim araçları ve benzeri yöntemlerle yayılması ve toplumun her kesimine ulaşabilmesi de sahip olunan sivil ve politik hakların etkinliğini arttıracak ve onları kâğıt üzerinde kalmış biçimsel haklar olmaktan öteye geçirecek gerekli açılımları sağlayacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; font-family: georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; font-family: georgia;"&gt;&lt;span style=";font-size:100%;" &gt;Özellikle son yirmi beş yıldır Türk siyasal düşüncesi milliyetçi-muhafazakar kesimden Marksist kesime kadar uzanan bir yelpazede çağdaş liberal teorinin ideolojik egemenliği altında kalmıştır ve bu egemenlik halen devam etmektedir. Bu anlamda bireyin sivil ve politik haklarının önemi her fırsatta vurgulanmış, iktidarlar, yasa önerileri ve anayasal metinler bu &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; font-family: georgia;"&gt;&lt;span style=";font-size:100%;" &gt;liberal yaklaşım doğrultusunda haklı eleştirilere maruz bırakılmıştır. Fakat bunlar yapılırken sivil ve politik hakların, modern demokratik toplumların sosyoekonomik anlamda standart yaşam kalitesinin altında bulunan kesimleri açısından bir anlam ifade edebilmeleri için, Marshall’in sosyal haklar olarak belirttiği haklarla anayasal güvence altına alınması gerektiği gerçeği bilinçli yada bilinçsiz bir şekilde ihmal edilmiştir. Oysa ki bu sosyal haklar anayasamızın ikinci maddesinde ifadesini bulan ‘Türkiye’nin sosyal bir hukuk devleti olduğu’ &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; font-family: georgia;"&gt;&lt;span style=";font-size:100%;" &gt;yönündeki pozitif hukuk tespitinin bireysel boyutta ve yurttaşlık kavramı bağlamında ele alınmasından başka bir şey değildir.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Kanaatimce Türk sağından Türk soluna kadar &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; font-family: georgia;"&gt;&lt;span style=";font-size:100%;" &gt;entelektüellerimizi, politikacılarımızı ve düşün ve yazın insanlarımızı etkisi altına alan bu liberal hâkimiyetin ve paradigmanın aşılması zamanı gelmiş ve geçmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; font-family: georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; font-family: georgia;"&gt;&lt;span style=";font-size:100%;" &gt;Aristotle Nicomachean Etik adlı yapıtında insanın sadece tüketen değil, aynı zamanda üreten, yapan ve eylemi ile bir şeyleri değiştirme gücü olan bir canlı olduğunu ve bu niteliklerin insan varlığının ayrılmaz parçalarını teşkil ettiğini belirtir.6 Liberal teorinin biçimsel ve yüzeysel yaklaşımlarının göz ardı ettiği bu gerçek yüzünden çağdaş toplumlarda yaşayan günümüz bireyinin ayırıcı özelliği tüketim olarak ortaya çıkmaktadır. Bu o kadar böyledir ki, bu birincil önceliği tüketmek olan bireylerden oluşan çağdaş toplumların en belirgin özelliği de kaçınılmaz olarak tüketim olgusu olmakta ve bu toplumlar tüketim toplumları olarak adlandırılmaktadırlar. Günümüzde tüketim toplumu terimi felsefeden sanata kadar geniş bir entelektüel tartışma zemininde yer edinmeyi başarabilmiştir. Oysaki Aristotle’ın da vurguladığı gibi insan her şeyden önce üretici, eylemde bulunan ve yetenek ve kapasitesi doğrultusunda ortaya bir şeyler koyan yönleri ile anılması gereken bir varlıktır. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;İşte insanın bu niteliklerinin modern demokratik toplumlarda bir anlam ifade edebilmesi için bireyin sosyal haklarının güvence altına alındığı bir yurttaşlık kavramı ve bunu gerçekleştirecek bir sosyal devlet anlayışı hem zihinsel, hem metinsel, hem de pratik anlamda artık Türkiye gündeminin merkezine oturmak zorundadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; font-family: georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Times New Roman;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;( Birikim Dergisi, Sezgin Seymen Çebi, 22.03.2008 )&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-33454620722410604?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/33454620722410604/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/05/cagdas-yurttaslk-kavram-ve-liberal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/33454620722410604'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/33454620722410604'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/05/cagdas-yurttaslk-kavram-ve-liberal.html' title='Çağdaş Yurttaşlık Kavramı ve Liberal Paradigmanın Sonu'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-7486672700766467129</id><published>2008-05-22T07:40:00.000-07:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.740-08:00</updated><title type='text'>Terörizmi Tanımlamak</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;ANLAM KAOSU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Bu kelimeyi herkes kullanıyor, peki ne anlama geldiğini bilen var mı? Terörizm nedir tam olarak? Nedenleri nedir? Failleri kimlerdir? İnsanı terörist yapan, niyeti mi, ideolojisi mi, taktiği mi yoksa hedef aldığı şey midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Şiddet, hangi koşullar altında, terörizm diye tanımlanmasına engel olacak bir meşruiyet taşır? Terörizmi saldırıdan, cinayetten ya da şiddete dayanan ve “suç” teşkil eden diğer eylemlerden ayıran nedir? Ahlaken kınanması gereken teröristleri, eylemleri meşru olduğu düşünülen gerillalardan, direnişçilerden, karşı-teröristlerden ya da özgürlük savaşçılarından nasıl ayırabiliriz? Terörizmin “masum” kurbanı olmak ne demektir? “Masum” kim, “suçlu” kim? Askerî hedeflere yönelik bir terörizm olabilir mi, yoksa terörizm yalnızca “sivilleri” ve “savaş halinde olmayanları” mı hedef alır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Terörizm, bombalı saldırı gibi beklenmedik, tek hamlelik ve doğrudan bir eylem midir, yoksa etkileri yavaş yavaş ve dolaylı olarak açığa çıkan, yine de yıkıcı sonuçlar doğuran iktisadi ya da siyasi politikaları da kapsar mı? (Örneğin bir hükümetin, milyonlarca yurttaşını yoksulluğa, açlığa, evsizliğe sürükleyen kararları, ya da Dünya Bankası’nın, azgelişmiş ülkelerde adalet mücadelelerini bastırıp kemer sıkma politikalarını dayatmaya yönelik eylemleri terörizm sayılabilir mi?)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Hayvanların dünyasını hedef alan bir “insan terörizminden” söz edilebilir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;DİLİN KÖTÜYE KULLANILMASI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;11 Eylül’den beri ABD’de terörizm kelimesi gerek devlet gerekse de sanayi çevrelerince öyle keyfî bir biçimde kullanılıyor ki, kâr hırsıyla belirlenen gündemlerine karşı çıkan herkes “terörist” (ya da hayvanları veya doğal kaynakları sömürenlerin çıkarları söz konusuysa “eko-terörist”). Bush yönetimi altında, protestocular, göstericiler, hükümeti eleştirenler anayasal haklarından mahrum bırakılıyor, gözaltına alınıyor, taciz ediliyor, dövülüyor, hapse atılıyor, hain ve terörist damgasını yiyorlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Terimin siyasî açıdan taşıdığı görelilik, şu basit deyişte özetleniyor: “Kimine göre terörist, kimine göre özgürlük savaşçısı.” İsrail ile ABD’nin gözünde terörist olan Filistinli örgütler, Filistinlilerin gözünde ülkelerinin işgaline direnen özgürlük savaşçılarıdır. Keşmir’in bağımsızlığı için çalışan gruplar Hint devletinin gözünde teröristtir, ama Pakistanlıların çoğunluğunun gözünde bağımsızlık savaşçılarıdır. Reagan yönetiminin özgürlük savaşçıları olarak göklere çıkardığı kontra-gerillalara, onların şiddetine maruz kalan Nikaragua halkı -daha isabetli bir şekilde- terörist gözüyle bakıyordu. ABD 1980’lerde Bin Ladin’i özgürlük savaşçısı diye göklere çıkarırken, aynı dönemde pek çok hükümet yetkilisi Nelson Mandela’dan terörist diye söz ediyordu. ABD’nin şirket-devlet kompleksi, ALF (Hayvan Kurtuluş Cephesi) üyelerini terörist diye damgalarken, pek çok hayvan hakları aktivisti onları özgürlük savaşçısı olarak savunuyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Şurası açık ki terörizm sadece bir kelime değil, bir silah. Terörist kelimesinin kullanımındaki saiklere işaret eden Tomis Kapitan şöyle diyor: “Terörist kelimesi, atfedildiği kişileri ya da grupları gayri insanîleştirir, iletişim kurulması imkânsız insanlar olarak gösterir. Onları bu eyleme sürüklemiş olabilecek politikaların göz ardı edilmesine neden olur. Bu kişi ya da gruplara karşı şiddet kullanılmasının önünü açar ve insanların korkularını istismar ettiği için, devlete tam bir hareket serbestisiyle davranma ve yöntemlerine yönelik itirazları geçiştirme olanağı sağlar.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;TERÖRİZM TANIMINDAN DIŞLANANLAR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;1. Devlet Terörizmi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Terörizm konusundaki yaygın tanımlar, iki temel şiddet biçimini dışarıda bırakır: devlet terörizmi ve tür terörizmi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Resmî tanımlara göre terörizm bir devleti hedef alabilir, ama bir devlet tarafından yürütülemez. ABD’nin terör tanımları toplumsal adalet hareketlerini kapsar, ama ABD’nin kuklası olan devlet yetkililerin saçtığı dehşetten söz etmez: Nikaragua’da Somoza’nın, Şili’de Pinochet’nin, bütün o diktatörlerin ya da sağcı ölüm tugaylarının… ABD’nin Vietnam halkına karşı yürüttüğü kimyasal savaşta verilen kayıplar, Saddam Hüseyin’in (ABD’den aldığı kimyasallara ve silahlara dayanan) terör sicilini kat kat aşar. ABD, sadece Vietnam’da yürüttüğü emperyalist savaşta 4 milyon insanın canını almıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;ABD’nin resmî terörizm tanımı her zaman Maniheizm’in İyi-Kötü ikiliğine dayanır. Bu strateji, çifte standart uygulamayı sağlar: İyilik güçleri kendi uyguladıkları şiddeti ve hukuk ihlallerini göz ardı edip hafife alırken, Kötü’lerin benzer ya da çok daha düşük seviyedeki ihlallerini gözü dönmüş bir şekilde lanetleyebilirler. Fakat Noam Chomsky’nin de gözlemlediği gibi, ABD, terörizme dair her türlü makul tanımın en önde gelen örneğidir. ABD anayasasında ve ordu kitapçıklarında terörizm şöyle tanımlanır: “Sivilleri hedef alarak ve siyasî, dinî ya da başka amaçlara hizmet etmek üzere, insanları sindirmek, korkutmak, sıklıkla da öldürmek için şiddeti hesaplı bir şekilde kullanmak.” Ne var ki, bu resmî tanımda şöyle bir sorun var: “ABD’nin resmî politikasının tanımıyla hemen hemen örtüşüyor”, her ne kadar bu resmî politika “düşük yoğunluklu çatışma” olarak adlandırılsa da. Chomsky’ye göre resmî terörizm tanımı çerçevesinde ABD “önde gelen bir terörist devlet, çünkü söz konusu uygulamalara sürekli başvuruyor.”  Aynı şekilde, FBI’ın şiddet tanımına bağlı kalacak olursak, görürüz ki ABD, “bir devleti, sivil bir halkı ya da halkın bir kesimini sindirmek ya da baskı uygulamak amacıyla” pek çok ülkede sistemli ve hesaplı bir politika olarak planlı “güce ya da şiddete”, “yasadışı” bir şekilde başvurmuştur. Philip Cryan’a göre ABD “terörizm eylemlerinden ve teröristlere yataklık etmekten doğrudan sorumludur, ABD’nin yol açtığı insanî kayıplar ve yarattığı korku duygusu tahayyül sınırlarını aşmaktadır.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;ABD’nin, seçimle başa gelen Salvador Allende’yi devirme operasyonunda binlerce sivil hayatını yitirdi, binlercesi işkence gördü. Darbenin mimarlarından, terörist Henry Kissinger’a 1973’te Nobel Barış Ödülü verildi; medya onu hâlâ sözüne güvenilir bir siyaset uzmanı ve barış elçisi olarak göstermeye devam ediyor. ABD’nin Nikaragua’da kotragerillara verdiği destek, 1980’lerin başında katliamlara yol açtı; El Salvador’un faşist hükümetine verdiği destekse 70 bin sivilin ölümüyle sonuçlandı. ABD dünya çapında teröristlere yardım ve yataklık ediyor ve haydut devletleri destekliyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;2. Tür Terörizmi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Bütün terörizm tanımları, en “ilerici” insan hakları savunucularının yaptığı tanımlar bile, yeryüzündeki en kapsamlı şiddet biçimlerinden birini dışarıda bırakır: İnsan türünün insan olmayan türler üzerinde uyguladığı şiddeti. Türcülük, insan zihnine öyle derinden nüfuz etmiştir ki, insanların hayvanlara uyguladığı vahşet görülmez. İnsandışı hayvanları şiddetin kurbanları, insan hayvanları da gezegenin teröristleri olarak düşünmeyi önerenlere istihzayla yaklaşılır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Terörizm, ideolojik, siyasî ya da ekonomik saiklerle masum kişilere kasıtlı biçimde şiddet uygulamak demekse, insanların, bir hayatın öznesi olan insandışı hayvanlara karşı yürüttüğü savaş da terörizmdir. Kürk çiftlikleri, sınaî çiftikler, hayvan deneyleri vs. terörist endüstrilerdir; bu endüstrileri destekleyen devletler de terörist devletlerdir. Gerçek kitle imha silahları, hayvanların bedenleri üzerinde deney yapmak, onları öldürmek, yaralamak ya da tüketmek için kullanılan gazlar, tüfekler, bayıltıcı silahlar, çatallar ve bıçaklardır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;İnsanlar tarafından öldürülen hayvanların sayısı dehşet vericidir. Her yıl, yalnızca ABD’de 10 milyardan fazla çiftlik hayvanı gıda için, 17–70 milyon hayvan deneyler ve ürün testleri için, 100 milyondan fazla hayvan avcılıkta, 7–8 milyon hayvan kürkü için öldürülmektedir. Bu sayılara, çiftlik hayvanlarını korumak adına, “eğlence” endüstrisi adına ya da başka adlar altında öldürülen hayvanlar dahil değildir. Hayvanlar için her saniye bir 11 Eylül saldırısıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;FBI’ın tanımına göre mala verilen zarar terörizm, ama insandışı canlılara yönelik şiddet terörizm değil. Yani ALF, FBI’ın gözünde terörist bir grup, ama her yıl milyarlarca hayvanı katleden endüstriler terörist değil. Şirket-devlet ittifakı, ALF ve ELF gibi grupların mala yönelik sabotajlarını “eko-terörizm” olarak tanımlıyor, böylece sabotajla terörizmi aynı kefeye koyarak bu tür gruplara verilecek cezaların artırılmasını sağlıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;TERÖRİZM NEDİR?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Biz, terörizm tanımımıza, insanlarda “korku” duygusu yaratma gibi psikolojik boyut içeren eylemleri dahil etmiyoruz, zira bu “korku yaratma” boyutu aktivist grupların baskı görmesine neden olan geniş yorumlara götürüyor. Biz bütün canlı türlerine yönelik fiziksel şiddet üzerine odaklanıyoruz. Kelimenin kökü “terör” olduğuna göre, teröristlerin de şüphesiz korku uyandırmak gibi bir niyetleri vardır, ama asıl niyetleri hedeflerine fiziksel zarar vermek ya da onları öldürmektir. Ayrıca, çeşitli endüstrileri hedef alarak mala verilen zararları terörist eylem olarak kabul etmiyoruz, çünkü: (1) bu eylemler ilke olarak savunulabilir, (2) bu tür yasadışı eylemlerin halihazırda sabotaj, vandalizm, kundaklama gibi adları vardır ve bunlara denk düşen cezalar mevcuttur, bunların terörizm sınıfına sokulması için hiçbir neden yoktur, (3) asıl terörizm, şirketlerin ve devletlerin insanlara, hayvanlara ve yeryüzüne karşı işlediği suçlardır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Biz terörizmi şöyle tanımlıyoruz: “Terörizm, bir bireyin, örgütün, şirketin ya da devletin, insan olsun insandışı hayvan olsun masum kişiler üzerinde kasıtlı olarak fiziksel şiddet uygulayarak dinî, ideolojik, siyasî ya da iktisadî amaçlarına ulaşmaya çalışmasıdır.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Terörizm kelimesinin tanımı üzerinde mücadele etmeliyiz, çünkü şiddetin olanca çıplaklığıyla yaşandığı bu dünyada, eylemlerini tanımlamamız, lanetlememiz ve mahkûm etmemiz gereken gerçek teröristler var. Terörizme ilişkin muğlak tanımlar, muhalif hareketleri ağır biçimde cezalandırmaları için devletlere büyük bir serbestlik sağlıyor. Aktivistler ve muhalifler, “teröristlikle” yaftalanmanın terörizminin hedefi olmak yerine, sağlam tanımlar sunmalı ve asıl teröristlerin kimler olduğunu göstermeliler. Bugüne kadar yapılan terörizm tanımları içinde, bir insanın, endüstrinin, devletin ya da insan türünün hayvanlara uyguladığı şiddete yer verilmemiştir. Terörizmi tanımlamak, çağımızın en önemli felsefî ve siyasî işlerinden biridir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;( Birikim Dergisi, 11.04.2006, Anthony J. Nocella, Steven Best )&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-7486672700766467129?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/7486672700766467129/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/05/terorizmi-tanmlamak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/7486672700766467129'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/7486672700766467129'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/05/terorizmi-tanmlamak.html' title='Terörizmi Tanımlamak'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1922289977437306160.post-9088036607394595650</id><published>2008-05-21T14:58:00.000-07:00</published><updated>2009-11-11T00:04:34.732-08:00</updated><title type='text'>Bazı İngilizce Münazara Kaynakları</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Arkadaşlar aşağıda gördüğünüz linkler dünyanın en popüler münazara kaynaklarından bazılarıdır. Ancak tüm bu linkler tahmin edebileceğiniz üzere ingilizce yazılmış ve yayınlanmıştır. İngilizce konusunda sıkıntı çeken arkadaşlar için ben bu kaynakların önemli kısımlarını en kısa zamanda türkçeye çeviricem. Ancak sıkıntılı iseniz bile bu kaynaklara bi göz atmak faydanıza olacaktır. Ayrıca gerek bu linkler konusunda gerekse münazaramın gelişimin de oldukça faydası bulunan Galatasaray Üniversitesi'nden Işıl Yelkenci' ye sevgiler ...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Gelelim linklerimize... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" href="http://www.britishdebate.com/universities/guides.asp" target="_blank" rel="nofollow"&gt;&lt;span&gt;http://www.britishdebate.c&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;om/universities/guides.asp&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Münazara kitapçıklarını okumak için çok önemli bir site, ben bu adresteki üç kitapçığı indirip okumuştum. Münazara mantığınızı oldukça geliştirecek kitapçıkları barındırıyor. lütfen buradaki makaleler ve kitapçıklar için zamanınızı ayırın oldukça faydalı olacaklardır. Özellikle Rough Guide To Debating isimli kitapçığı okumanızı tavsite ederim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" href="http://www.idebate.org/debatabase/topic_index.php" target="_blank" rel="nofollow"&gt;&lt;span&gt;http://www.idebate.org/deb&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;atabase/topic_index.php&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Buradan klişe konular hakkında hükümet ve muhalefet argümanlarını okuyabilirsiniz. İngilizce açısından pratiğe etkisi olabilir. Aynı zamanda temel argümanlarda sizi çok fazla gelişrirecektir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" href="http://debatevideoblog.blogspot.com/" target="_blank" rel="nofollow"&gt;&lt;span&gt;http://debatevideoblog.blo&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;gspot.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;İngilizce münazara videoları. Bazıları işe yarar olmasa da, arada WUDC( Dünya Şampiyonası ) Quarter'ı falan var ki aman diyeyim :)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" href="http://www.debate-motions.info/" target="_blank" rel="nofollow"&gt;&lt;span&gt;http://www.debate-motions.&lt;/span&gt;&lt;wbr&gt;info/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Konu arşivi için burayı kullanabilirsiniz. Ben çok seviyorum bu siteyi. Hem Euros, hem Worlds konuları listelenmiş. Ve diğer turnuva konuları. Turnuva konuları olduğu için kolpa konu yok, hepsi güzel. (WUDC Motions EUDC Motions Other Debate Motions linklerinde konular)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" href="http://flynn.debating.net/" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://flynn.debating.net/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Bu site çok önemli. Dünyadaki en güncel ve en geniş münazara sitesi. Haberleriyle, tableriyle vs. İçinde dolaşın bakalım, işinize yarar bir şey var mı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;İncelemeniz, irdelemeniz dileğiyle...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.britishdebate.com/calendar/search.asp?s=09/01/2007&amp;amp;e=08/31/2008&amp;amp;a=Universities" target="_blank" rel="nofollow"&gt;&lt;wbr style="font-family: georgia;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1922289977437306160-9088036607394595650?l=egeunimunazara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/feeds/9088036607394595650/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/05/baz-ingilizce-munazara-kaynaklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/9088036607394595650'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1922289977437306160/posts/default/9088036607394595650'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://egeunimunazara.blogspot.com/2008/05/baz-ingilizce-munazara-kaynaklar.html' title='Bazı İngilizce Münazara Kaynakları'/><author><name>Tahsin Bilge AVCI</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/-n_Kwc3K3124/Tk2PXpzVTnI/AAAAAAAAAjo/cdQ7yBzqn0I/s220/tahsin%2Bbilge%2Bavc%25C4%25B1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
